1. YAZARLAR

  2. Mümin Ağcakaya

  3. GÜNEŞİN AYDINLATAMADIĞI KARANLIK-3
Mümin Ağcakaya

Mümin Ağcakaya

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

GÜNEŞİN AYDINLATAMADIĞI KARANLIK-3

A+A-

Sabahattin Ali'nin okumasında, yazmasında, şairliğinde, hikâyeciliğinde, romancılığında babasının önemli bir katkısı ve etkisi olmuştur. Hatta ilk eleştirisini babasından alır.

 Yazar edebiyata ilk adımını şiirle atar. Yaşamında şiirin ayrı bir yeri olur. Şiirlerinde doğa, insan, aşk, umut ve umutsuzluğu işler. Her zaman sevgiyi öne çıkarır.

Anlatımındaki yalınlık, halkın rahat anlayacağı, konuşma diline yakın, yalın bir dil kullanması; kişileri toplumsal çevreleri içinde anlatması, toplumsal çelişkilere;  sanatsal gerçeklikle, yaşam gerçekliği arasında dengeyi kurarak, sanat yoluyla tepki göstermesi onu farklılaştırmış, yetkin bir yazarlar sınıfına yerleştirmiştir.

İlk öyküsünü de 1928’de Irmak Dergisinde “Arkadaşım” adıyla çıkarır. Çağlayan dergisinde, Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Yedi Meşale, Resimli Ay dergilerinde şiir ve öyküleri yayınlanır. İlk öykü kitabı 1935 yılında “Değirmen” , 1936’da ise “Kağnı” kitabı çıkar. Daha sonra Kuyucaklı Yusuf, Kürk Mantolu Madonna ve İçimizdeki Şeytan adlı romanlarını yazar.

Sabahattin Ali, ”Türkçede yazılmış en iyi birkaç aşk romanından biri” olarak değerlendirilecek olan; Kürk Mantolu Madonna romanını ise askerdeyken yazar. Bu eseri için Nazım Hikmet de özel olarak övgü ve değerlendirmelerini yapar. 

 Kürk Mantolu Madonna romanın konusu, babasının isteği üzerine Berlin'e giden bir gencin, sanata ilgisinden dolayı, bir sanat galerisini gezen Raif Efendi’nin, galeride gördüğü tablodaki kadına platonik olarak âşık olur. Fırsat buldukça tabloyu görmeye gider. Ziyaretinin birinde tabloyu seyrederken, bir kadın yanına gelir.  Gelen kadın, tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder'dir. Galeride bir tabloyu seyretmeyle başlayan aşkı anlatan romandır. Bu çerçevede işlenen romanda çevresiyle uyum sağlayamayan, verdiği sözü tutamayan bir aydının suçluluk ve utanç duygusunu ele alır.

Yazarın başyapıtı olarak da değerlendirilen bu romanı; hala gençlerin duygularını çok iyi anlattığı için çok beğenilerek okunmaktadır.  Kitapseverlerin birbirine, öğretmenlerin öğrencilerine okuması için tavsiye ettiği klasikleşmiş bir kitaptır.

Kürk Mantolu Madonna Romanı, önce 1940 yılında Hakikat gazetesinde bölümler halinde yayımlanır. 1943’de Remzi Kitabevi tarafından basılır. Daha sonra,  yedi dile çevrilen, günümüzde de başka dillere de çevrilme çalışmaları devam eden klasik romanlar içerisinde yerini alan bir eser olmuştur.

Sevgiyi geniş bir açıdan ele alan Sabahattin Ali, sevgiyi sadece aşkla sınırlı görmez; insanın birbiriyle, doğayla, hayvanla olan ilişkilerin bütünü içinde ele alır. Doğayı, insanın sığınabileceği en sadık dost olarak görür. Bu yüzden eserlerinde ‘siyasal’ yön genellikle öne çıkmaz, arka planda ve örtülü kalır. Politikliği sınıfsal olmaktan çok halkçı ve hümanizma eksenlidir. Sevgi eksenlidir. Yargılanma ve hapis yatması onu politik olarak sistemden uzaklaştırmış, izler bırakmıştır.   Solculuğu ağırlıkla orta sınıf hümanizminin sınırları içerisindedir. “Sevgi” kavramı edebi ve siyasi kişiliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır.

Sabahattin Ali öykü ve romanlarında kişileri ele alırken onları toplumsal çevreleri içinde değerlendirerek slogancılıktan kaçınmış; çelişkilere sanat yoluyla tepki göstermesi; güçlü gözlem yapması ve ayrıntılara verdiği önem, onu farklı kılmıştır.

Öykülerinde genellikle toplumsal olayları ele alır, okuyucuların da bu sorunlar üzerine düşünmesini ister. Yaşadığı sıkıntılar onu yalnızlaştırmıştır. Bu sorunlar karşısında istediği çözümleri bulamaması onu doğaya daha fazla yakınlaştırır. Sevgi onun yapıtlarında kendini öne çıkarır; çünkü o gerçek bir sevgi insanıdır.

 Onun toplumculuğu; çaresizlerin, yoksulların, dışlanmışların sesi olmadır. Bu yüzden; toplumsal baskıya uğrayan, hayat kadınlığına “düşürülmüş” olan kadınları, “kader mahkûmlarını”, köylülerin ağa, töre ve yoksulluk ilişkiler içerisindeki yaşam kesitlerini gözler önüne sermek; yazılarının temel konusu olmuştur.

Eserlerinde umut apaçık ortada değildir; derindedir. Kahramanları süreci değiştirmede iradi güçleri zayıf; çözüm gücü olma yerine, yalnızlığa ve doğaya sığınırlar.

 

Bu yazı toplam 1083 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.