1. YAZARLAR

  2. İbrahim Yardım

  3. RUHUN ANATOMİSİ
İbrahim Yardım

İbrahim Yardım

köşe yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

RUHUN ANATOMİSİ

A+A-

Ruh, maddi vücudu idare eden ilahi bir kanundur. Başka bir ifade ile ruh; Allah’ın kanunu, beden ise O’nun mahlûkudur. Cenab-ı Hak, bu bedeni ruh adındaki kanunuyla tanzim ve idare ediyor. Ruh, tamamen soyut değildir. Kendisine has lâtif, nurâni ve münasip bir libası vardır.

Ruh; varlığı malum, mahiyeti meçhul olan varlıklardandır ve ancak bedene olan yansımaları ile bilinebilir. Ruh, kendisine verilen maddi ve manevi cihazlarla iş görür. Mesela: “göz öyle bir hasse/organdır ki ruh bu âlemi o pencere ile seyreder.” Demek gören göz değil; ruhun kendisidir. Göz ise ruhun penceresidir. Yüzdeki gülümseme, ruhun sevincinden haber verdiği gibi gözden akan yaş da ruhun üzüntüsüne işaret eder. Hayati özelliklerin ve faaliyetlerin faili ruhtur, vücut ise bir alettir.

Beden ile ruhun münasebeti ampul ile elektrik gibidir. Ampul kırılsa da elektrik yok olmuyor, var olmaya devam ediyor. Görünmese de biliriz ki elektrik hala vardır. Aynen öyle de insan ölmekle ruh vücuttan çıkar. Fakat var olmaya devam eder. Bir insan, nerede ve nasıl ölürse ölsün gözünü berzah âleminde açar. Ölüm hadisesi ile ruhun berzah âlemindeki hayatı başlar. Berzah âlemindeki ruhların bizimle münasebetleri devam eder. Bizim manevi hediyelerimiz onlara gider. Onların nurani feyizleri bize gelir.

Beden ile ruhu, mesken ile sâkine yani hane ile misafire veya tezgâh ile ustaya benzetebiliriz. Beden hizmetçi, ruh ise efendidir. Cesed, ruh ile kâimdir/ayaktadır. Cesed, istediği gibi toplanıp dağılsın ruhun istiklaliyetine yani bağımsızlığına zarar vermez. (Nursi, Sözler, sy. 517)

Bedendeki ruhun, nefis adındaki bir rakibi ve takipçisi vardır. Ruh ile nefis arasında ters orantı vardır. Bu durum kendini duygu, ihtiyaç, arzu ve isteklerde gösterir. Ruha gıda olan meşguliyetler, nefse ağır gelir. Mesela: Ramazan ayındaki manevi ve feyizli atmosfer sayesinde kalp ve ruh masumane gülerken nefis bu durumdan dolayı zorlanır/rahatsız olur ve oruçtaki açlıkta asıl darbeyi nefis yer.

Ruh, lehimizedir ve Rahmanîdir. Nefis ise aleyhimize olup hayvanîdir. Günahlar, nefsi rahatlatır; ancak ruhu daraltır. En ufak bir yara bile vücudumuzu rahatsız ettiği gibi en küçük bir günah bile ruhumuzu incitir.

Bedenin; verem, siroz ve kanser gibi hastalıkları olduğu gibi ruhumuzun da kibir, gurur, hased ve ümitsizlik denilen hastalıkları vardır. Günümüzün en yaygın hastalığı olan depresyon, ruhun preslenmesinden başka bir şey değildir.

Ruhen doyuma ulaşmış bir insan, iç huzuru elde eder. Az şeyle de mutlu olmayı bilir. Kendisi ve çevresi ile barışık olur. Aksi halde kalp ve ruh aç ise mal-mülk zevk vermez. Vahye tabi olmayan bir ruh, habisleşmeye ve hırçınlaşmaya mahkûmdur. (Akça, Kutsal Bahçe, sy. 36)

Ruhun ırkı yoktur. Irk vücutla ilgilidir. Vücudun akıbeti cesed olmaktır. Cesedin kabirdeki akibeti de malumdur. Önemli olan baki olan ruhumuzu; iman ve ibadetle, ilim ve irfanla, muhabbet ve marifetle cennete layık bir hale getirmektir. Irkçılığın tamamen dünyevi ve gayr-ı meşru bir ideoloji olduğu buradan da anlaşılmaktadır.

Ruh, maddiyattan ve kayıtlardan azadedir. Hayal ve tasavvur edilmekten münezzehtir. İlahi bir emirdir. Akıl, ruhun kandilidir. Onu ışıklandırır. Ruhun var oluş gayesi ise bu ışıklarla yani akıl feneri ile Allah’ın kâinattaki cemalini müşahede etmektir. (Gazali, Ölüm ve Ötesi, sy. 101)

Manen terakki etmeyen insanlarda ruh cesede tabidir. Ancak marifetullahta ve maneviyatta yol almış olanlarda durum tersine döner ve ruh cesede hâkim olur. Böyle Allah dostları, izn-i İlahi ile maddiyat ve kayıtlardan sıyrılırlar. Neticede bizim kalben inandıklarımızı onlar gözle müşahede edebilirler.

Ruh ile beden, kuş ile kafese benzer. Dolayısıyla “ölüm, ruhun cesed kafesinden kurtuluşudur. Bu yüzdendir ki ehl-i iman için “dünya, bütün güzellikleri ile beraber ahirete nispeten bir zindan hükmündedir.”

Sonuç olarak, yazımızın başlığı olan “ruhun anatomisi” her ne kadar iddialı bir ifade gibi gözükse de her konuda olduğu gibi bu konuda da asıl ilim Allah katındadır. Zira şu ayet-i kerime de bu manaya dikkat çeker: “ Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: «Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi verilmiştir.» (İsra, 17/85)

KAYNAKÇA:

Akça, Eymen, Kutsal Bahçe, Harf Yayınları, İstanbul, 2015.

Başar, Alaaddin, Ruh ve Mahiyeti, www.sorularlaislamiyet.com, erişim: 05/09/2018,10:45.

İmam-ı Gazali, Ölüm ve Ötesi, Sağlam Yayınevi, İstanbul, 1999.

Nursi, B. Said, Sözler, Envar Neşriyat, İstanbul, 1996.

Yazır, M. Hamdi, K.Kerim ve Yüce Meali, Ravza Yayınları, İstanbul, 2011.

 

Bu yazı toplam 1621 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.