Müslüm Üzülmez

Müslüm Üzülmez

Fersûde [فرسوده]/ Erganili Mesud [ارغنيلى مسعود]

Fersûde isminde bir kitabın varlığından haberim yoktu. Yazar Şehmus Aslan gönderdiği bir mesajda; “Erganili Mesud Fersûde adlı şiir kitabını 1892’de yazmış. Acaba hakkında bilgin var mı?” diye sorduğunda ve kitap kapağını gönderdiğinde haberim oldu. (16/03/2022)

Kitap kapağını Tarih Bilim Uzmanı Abdurrahman Üzülmez’e gönderdim. Abdurrahman: “Kitabın adı Fersude (şiir), yazarı Erganili Mesud, eser 1308 (1892)’de İstanbul’da basılmış,” diye bir bilgi gönderdi. (16/03/2022)

Gönderilen kitap kapağını kendim incelerken, kapağın üzerinde “Belediye Kütüphanesi No.K/1204” kaşesi ve “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı” çıkartmasını görünce belediyenin eski bir çalışanı olarak sevindim. Çalıştığım dönem mesai arkadaşlarımdan olan birine kitap kapağını gönderip kütüphaneden kitabın PDF’sini temin etmesini rica ettim. (16/03/2022)

Ardından İBB Belediye Kütüphanesi’ne ait web sitesinde Erganili Mesud’u aradım. Anında kitabın ismi karşıma çıktı. Kütüphane kayıtlarında yayın bilgisi şöyle sıralanmış: Basıldığı yer İstanbul, tarih 1308 H/1891, sayfa 36, boyut 18x13 cm. “Batı Etkisindeki Dönem (1800-1849) Türk (Osmanlı) Şiiri” kategorisinde kaydedilmiş. Ve “Maarif Nezaret-i Celilesi'nin ruhsatiyle tab' olunmuş”, yani Eğitim Bakanlığı’nın yüce izniyle basılmıştır, deniliyor. Kitabın kapağında ise şu dörtlük yer alıyor:

Kıymeti olsa da bir şeydir

Yazdığım şu ufak fersude

Çünkü cismim ne zaman olsa turâb

Sebep yâd olacak Mes'ud’a(*)

Sağ olsun belediyedeki arkadaşım yaklaşık bir hafta sonra kitabının PDF’sini dijital ortamda gönderdi ve ben de (Osmanlıca bilmediğim için) Abdurrahman’a gönderdim. (22/03/2022)

Abdurrahman ve bazı yazılı kaynaklardan edindiğim Fersûde ve Erganili Mesud’a dair bilgileri kısaca şöyle sıralayabilirim:

Fersûde, var olan ama varlığından haberimiz olmayan bir eser, “Batı Etkisindeki Dönem (1800-1849) Türk (Osmanlı) Şiiri” kategorisinde değerlendiriliyor. Şairi Erganili Mesud hakkında ise bir bilgi yok: Şevket Beysanoğlu’nun Diyarbakırlı Fikir ve Sanat Adamları; İhsan Işık’ın Geçmişten Günümüze Diyarbakırlı İlim Adamları Yazarlar ve Sanatçılar; İbrahim Evirgen’in Diyarbakır’da İz Bırakanlar; Amed Tîgrîs ve Yıldız Çakar’ın Amed: Coğrafya/ Tarih/ Kültür; Sedat Eroğlu’nun Gülbaran’ın Gülleri gibi daha birçok benzeri çalışmalarda ismi geçmiyor. Benim Çayönü’nden Ergani’ye: Uzun Bir Yürüyüş kitabımda da ismi yok.

Ama bu çalışmaların bazılarında “Erganili Hoca Mes’ud Efendi” ya da “Mesud Lütfî Efendi” olarak isimlendirilen bir divan şairi var. Bu divan şairi ile Fersûde’nin şairi aynı kişi değil, ama bu iki şairi sosyal medyada aynı şahıslarmış gibi yazanlar var. Bu Mesudların farklı şahıslar olduğunu ve farklı dönemlerde yaşadıklarını düşünüyorum. Mesud Lütfî Efendi’nin doğum tarihi bilinmiyor ama 1847’de Diyarbekir’de vefat ettiği kaynaklarda yazılı. Kaynakların bazılarında Ziya Gökalp’ın akrabası olduğu da belirtiliyor. Bazıları ise Erganili olduğunu ve bu nedenle de: “Gınây-i kalbe mâlik olmadıkça er ganî olmaz/ Hakikatte gedâdur mâlik olsa maden-i sîme” beytini yazdığını ileri sürmektedir. Yazımıza konu olan Erganili Mesud’un Fersûde isimli eseri ise 1892’de İstanbul’da basılmış. Yani Mesud Lütfî Efendi’nin ölümünden 45 yıl sonra. Ayrıca anılan kitapların çoğunda Mesud Lütfî Efendi’nin Divançe ve Tuhfe-i Lûtfî isminde eserleri olduğu yazılmakta, ama Fersûde diye bir eserinin olduğundan hiç bahsedilmemektedir. Dediğim gibi, bu Mesudlar farklı Mesudlardır.

Fersûde’nin sözcük anlamı aşınmış, eskimiş, yıpranmış demek. Erganili Mesud neden kitabına bu ismi vermiş, bilmiyoruz. Sadece bunu değil, yukarıda değindiğim gibi kendisi hakkında da hiçbir şey bilmiyoruz. Kitabında kendi özgeçmişine dair hiçbir bilgi yok. Nerede ne zaman doğmuş, nerede yaşamış, mesleği ne, ne zaman nerede vefat etmiş? Bilmiyoruz. Bulabildiğim bir yüksek lisans tezinde şunlar yazılı: “Hakkında bir bilgiye ulaşamadığımız şairin 1890 yılında Kasbar Matbaası’ndan yayımlanan ve bilinen tek eseri olan Fersûde 35 sayfadan oluşur. Divan edebiyatı geleneğine bağlı olan eser içerisinde hem manzum hem de mensur parçalar mevcuttur.

Eserin girişinde padişaha övgü için yazılmış bir nesir mevcuttur. Sonrasında esere tebrik ve övgü atfeden şiirlere yer verilmiştir. Bu şiirlerden bazıları Muallim Naci, Eşref Efendi, Tokadi Sabri, İsmail Safa, Halil Edib, Nureddin gibi dönemin önemli şairlerine aittir.” (Taner TURAN, 1880-1895 Yılları Arasında Yayımlanmış Şiir Kitapları Üzerine Bir İnceleme, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Yeni Türk Edebiyatı Bilim Dalı, 2018, s. 60-61)

Erganili Mesud bu eserinde: Gazeller (s. 24-28), Mesneviler (s.15-19), Kıtalar (s.22-24, 33-34), Beyitler (s.34-35), Muhammesin Parçaları (s. 23), Müzdeviçler (s.31-33) ve Sarma Uyak (s. 19-20) şiirler yazmıştır.

Şiirlerin tamamını inceleyen, nesir ve şiirlerin bir kısmının transkripsiyonunu yapan Abdurrahman Üzülmez Erganili Mesud’a dair şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Teknik olarak Erganili Mesud’u Diyarbakırlı ve Erganili şair-yazarlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Ancak onun ne kadar önemli ya da önemsiz bir şair olduğu ayrı bir meseldir. Açıkça söylemek gerekirse Türk edebiyat tarihi içinde ciddiye alınacak bir yeri yoktur. Olsaydı zaten en azından akademik seviyede olsun bilinen bir isim olurdu. İsminin duyulmamış olmasının bir nedeni de Abdülhamid taraftarı ve İttihatçı karşıtı olması ile de ilgili olabilir.” (27/03/2022)

Erganili Mesud’un “Çiçek” (s. 21) başlıklı şiirinden bir bölüm:

Oldum o nigara ben de hayran

Afaka dönüp tebessüm etmiş

Gönülde saba-tensim etmiş

Olsaydı Venüs ederdi iman

Asar-ı beda’yiinde hayret

İcab-ı kava’id-i tabiat

Her başka birinde başka hikmet”(*)

---------------

(*) Osmanlıcadan transkripsiyonu, yani Latin harflerine dönüşüm Abdurrahman Üzülmez tarafından yapılmıştır. Teşekkürler amcaoğlu. Çok sağ ol.

Not: Arzu edenler veya ilgi duyanlar e-posta adreslerini göndermeleri halinde Fersûde’nin PDF’sini gönderebilirim.

 uzulmez-kose.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar