Bütün kadınca arayışların adıydı Tante Rosa

Tante Rosa, arayışların timsaliydi; bir kadının ömür boyu sevgi arayışı ve onu hiçbir zaman bulamayışıydı.. İmkânsızlığa düşen bir çabanın, bir düşün adıydı, Tante Rosa kaçıştı, terk edişti.

Sevgi Soysal’in Tante Rosa adlı kitabı üzerine notlar..

İlk yayımlandığında 'yerli' olmamakla eleştirilen Tante Rosa, Sevgi Soysal'in sinemaya da uyarlanan en özgün eseridir. Bir roman bütünlüğüne sahip olacak şekilde birbirine ustalıkla bağlanmış on dört hikayenin ana konusu kadınlık ikilemleridir. Sevgi Soysal’ın o kendine özgü ironisiyle anlattığı Tante Rosa, yaşamın kurallarına ve sınırlandırmalarına başkaldıran ancak kadınlığına hapsolduğu için hep yenilen biridir. O, 'bütün kadınca bilmeyişlerin tek adıdır.'

Kitabın baş kişisi aynı zamanda kitaba adını veren Tante Rosa'dır. Rosa, ömrünün sonuna kadar toplumun kendisine dayattığı normlara, baskılara ve zorluklara başkaldırarak, hayatını kendi doğallığı içerisinde deneyimleyerek yaşayan bir kadındır.

Tante Rosa, ilk bölümünden son bölümüne kadar birtakım girişimlerde bulunan ve hepsinde başarısız olan Rosa'nın hayal kırıklıklarıyla dolu, bununla birlikte gülünç öyküsüdür.

Tante Rosa'nın on bir yaşında at cambazı olmak istemesiyle başlayan olay örgüsü, ilerleyen yaşında bir kazada ölmesiyle son bulur. Rosa, toplumun değer verdiği niteliklerden yoksun olduğu gibi, klasik kurmaca metinlerde görülen yüceltime dayalı kişileştirme anlayışına da ters düşmektedir. Giriştiği her işte uğradığı başarısızlık, ideal bir birey için dış otoriteler tarafından belirlenen değerler karşısında aldığı tavır, onu genellikle toplum karşıtı ve düzen dışı bir karakter konumuna taşımaktadır. Ahlaki standartları altüst edişi, sürekli başarısız olması, ruhsal erdemleri telkin eden kahraman tipinin karşısında yer alarak aykırılığı bir norm hâline getirmesi, hayal kırıklığına uğramasına rağmen pes etmemekteki ısrarı, geleneksel değerlerle sürekli çelişerek onlara yabancılaşması gibi yönleri Rosa'da âdeta tanımlayıcı vasıflar olmuştur.

Tante Rosa, hayatını sürekli bir düzene koyamadığından, ömrünün tamamını arayışla geçirir. Gerçek aşkı, sürekli bir işi, başarıyı arar. Tüm yolları dener, birçok aşka ve işe teşebbüs eder fakat bunlarda sürekliliği yakalayamaz. İçinde bulunduğu toplum, düzen onu kendi kurallarına göre hapsetmekte ve Rosa'nın ilerlemesini hep engeller. Rosa, birden çok evlilik yapar, birden çok işe girer ve başarısızlığını veya başarılı olmasını engelleyen bir takım unsularla karşılaşınca da bulunduğu yeri, yaşadığı aşkları ve kısa süreli yaptığı işleri bir kenara bırakıp kaçar. Rosa bu yönüyle “özgür kadın” simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bütün sorumluluklarını, toplumsal dayatmaları terk edip kendine ait bir hayat kurma hayaliyle birçok şeyden vazgeçer. Rosa, eril bir düzene karşı başkaldıran, kadınların toplumdaki ikincil konum imajını yıkan, kendi benliği ile kurduğu bir hayatı yaşamak isteyen bir kadın olarak yaşamak için yola koyulur. Bunu yapmaya çalışırken karşısına birçok engel –ataerkil düzen içerisinde yaşadığından- çıkar.

Mesela Tante Rosa'nın iş başvurularında bulunurken karşılaştığı durumlar, toplumda kadına atfedilen rolleri ve cinsiyet eşitsizliği bağlamında kadının toplumdaki yerini de görmemize yardımcı oluyor. Rosa bu bağlamda, 'bayanlar helasına bakmak' açık arttırmada aldıklarını satmak, baş başa dergisini satmak gibi kısa süreli işler yapabilmiş. Öbür yandan aynı şekilde toplumda kadınların yapacağı işlerin sınırlandırıldığını –cinsiyet eşitsizliği- Rosa'nın bir iş görüşmesinde yaşadığı deneyimi alıntılayarak görmüş olacağız:

“…Açıldı kapı. Saçlarının rengi atmış, tombul bir kadın açtı kapıyı. Enine boyuna bir kadın, herkesi, her anı korkutabilecek bir kadın. Tante Rosa'yı, şöyle bir süzdü, hiç tutmadığı belli ki, bu kadınların gözü çok az insan tutar, suratına kapayacaktı kapıyı.

-şey ben kasiyer ilanını…

-Haa… kasiyer… Ben de şey sanıdmdı… yani olacak gibi değil besbelli.

-Nesi besbelli, dedi Rosa diklenerek. Ben pekala da kasiyer olabilirim.

-Canım kasiyer değil, işte çocuk değilsiniz ya, herhalde buraya müşteri çekebilecek cinsten olmadığınızın farkındasınızdır.

-Ne müşterisi? Ben de dükkan işlettim zamanında, müşteriler bayılırdı tatlı dilime.

-Canım kasiyer olarak olabilir elbette, ama şey olarak…

-Yani ne?

-Yani sermaye, dedi kadın kaba kaba.”

Rosa ilk etapta alışagelmiş güzellik kalıplarının dışında olduğu için işe hemen alınması zor olmuş. Fakat belirlenmiş güzellik kalıplarına bürününce –kısa etek, kırmızı ruj- Rosa pekala bir ay çalışmış ve bu sürede yaşı ve görünümüyle ilgili dalga konusu oluvermişti.

Rosa yaşaması gereken her şeyi yaşamış ve deneyimlemişti. Başarısızlıkları… hayata tutunamayışı… bir kazada ölmesi.. sahipsiz oluşu… sahipsiz ve dinsiz olduğundan gömülemeyişi…sonra eski eşi Mathes ve daha sonra ortaya çıkan akrabaların yaptığı toplantıda Rosa’nın cesedinin yakılması gerektiğine karar verilmesi… ve cesedinden kalan küllerin bulunduğu vazonun kırılması…

Tante Rosa kaçıştı, terk edişti...

Önceki ve Sonraki Yazılar