Abdurrahim Kılıç

Abdurrahim Kılıç

Savaşsız bir dünya mümkün

Gerçekten bir akıl tutulması yaşanıyor. İnsanlık tarihi her yüz yılda bir vahşeti yaşıyor, yaşatıyor. Uygarlık ya da diğer adıyla medeniyet asla gelişemiyor. Her zaman savaşlar, kıyımlar, zulümler için kendine makul gerekçeler üretiyor. Bilginin artması insanlığı ya da uzlaşımlara dayalı birlikteliği artırmıyor, tam tersine bilginin gücü vahşetin ve şiddetin emrine eklemleniyor.

Alman nazizminin bütün vahşet fırınlarını, ölüm mangalarını çok iyi eğitimli mühendisler, profesörler kurmuştu. Biz büyük bir yanılgıyla bilginin artışını, teknolojinin artışını medeniyet olarak tanımlıyoruz. Oysa medeniyet kişilerin ve toplumların birbiriyle ve astlarıyla kurduğu iletişimle ilgilidir. Kendinden güçlü olana yaklaşım elbette kişilere veya iktidarlara hatta devletlere bir denge dayatıyor! Fakat asıl önemli olan sizin güçsüzlere, mağdurlarla olan dengenizdir.

Güçlü olanlar gücünü koruma, gösterme gayretiyle davranıyor. Ve bu gücü sınırsız biçimde kullanmaktan imtina etmiyor. Belki tarihin başlangıcından günümüze kadar güçlü-güçsüz çelişkisi ve mücadelesi hep yaşanıyor, ama tarihin artık kültürel anlamda evrildiği, savaşlar çağının bittiği, dünyanın tek kutuplu görüldüğü, iletişim ve ulaşım ağının bunca geliştiği bir zamanda gerek bireysel gerek toplumsal açıdan şiddetin, savaşların kabul edilebilir bir yanı, bir bahanesi olamaz.

Nedir bölüşemediğiniz? Nedir sizi bunca azgınlaştıran? Tarihin kara sayfalarında lanetle anılan milyonlarca imparator, kral, şaha kalmayan bu dünyadan nedir ki payınız? Kutsal saydığınız inançlarınız, topraklarınız, çıkarlarınız insandan daha mı değerli? O değerlerinizi var eden de insandır. İnsan olmasa, insanın kalbine ve dünyasına inemediğinizde gücünüzün, inancınızın, topraklarınızın ne önemi var?

Hiçbir savaş, hiçbir şiddetin haklı gerekçesi olamaz. Sözün kudretini artıramayanlar ya da anlamayan kıt akıllıların işidir savaş.Aslında tüm savaşların temelinde ihtiraslar, yetersizlikler ve açgözlülük yatar. Ve unutulmasın ki tüm kahramanlar da bir gün ölüyor. Oysa dünyayı sevgi, emek ve aşk güzelleştirir.

Zaten bu “iki kapılı handa” kalacağımız süre nedir ki, bu sürede sevgiye ihtiyacımız var, savaşa ve kahramanlara değil. Benimki de bir umut, işte öylesine yazıyorum!

Yine de inanmak istiyorum savaşsız bir dünya mümkün.

Önceki ve Sonraki Yazılar