Yeni yıla girerken temenniler ve gerçeklik

Yeni bir yıla girdik. Geçen yıldan aklımızda kalan daha çok yaşanan sorunlardı. Bütünüyle halklar açısından sıkıntılı bir yıldı geçen yıl. Yeni yıla ilişkin beklentilerde bu çerçevede fazlasıyla arttı. Çünkü yeni yıla yüklediğimiz anlam biraz da geçen yılda yaşadığımız sorunlara göre şekillendi. Kimimiz yeni bir yıla girerken bu bağlamda sorunlarımızın çözümüne dair dileklerde bulunduk kimimiz ise temel sorunumuzun özgürlük ve barış olduğu bilinciyle yeni yıl için daha fazla özgürlük ve toplumsal barış istedik. Bütün bunlar yaşadığımız gerçekliğin yansımalarıydı. Olması gereken kuşkusuz bunlara dair dileklerde bulunmaktı. Ancak her zaman olduğu gibi dileklerimiz ile toplumsal gerçeklik birbiriyle uyuşmuyor. Neden? Çünkü dilekler bizim hayal dünyamızı yansıtır ve oldukça romantik oluruz bu konularda. Biraz hayal dünyamız, biraz duygularımız, biraz da beklentilerimiz buna yön veren olgular olur. Gerçeklik ise bunun ötesinde birşeydir. Bambaşka bir dünyayı ifade eder. Bazen sizden bağımsızdır bazen olabileceklerin farkında olursunuz ama bunları değiştirmeye gücünüz yetmez. Buz gibi soğuktur. Çoğu zamanda yüzünüze yüzünüze çarpar. Toplumsal gerçeklikler inşa edilmiş gerçekliklerdir. Bilinç düzeyimiz, örgütlenme ve yaşam düzeyimiz kimi zamanlar bu gerçekliğin üstesinden gelmemizi engeller. Bu ciddi kırılmalara, geri çekilmelere de yol açar bizde bazen. Beklentilerimizin gerçekleşmemiş olması bizi yorar kimi zaman. Bütün bunlar bir süre sonra oturup içinde bulunduğumuz çevreyi, toplumu ve kendimizi doğru ele almamıza yol açarsa olumlu gelişmelere yol açacaktır ama bu sorgulama işini doğru tarzda yapamadığımızda zamanla kendimizi yitirdiğimizinde farkında olmayacağız. Yaşanan artık bir kaybediştir. Kendini yitirmedir mevcut gerçeklik. Artık oturup düşünmek için belki de zamanımız dahi kalmamıştır. Bütün bunları neden yazma gereği duydum. Yeni bir yıla girdik. Geçen yıla ilişkin çok şey yazıldı,konuşuldu. Ama yeni yılda sorunlarımızın ve yükümüzün daha da arttığının farkında mıyız? O bir muamma!

Yeni yıla ilişkin dileklerle sınırlı kalmış bir beklenti hiçte beklemediğimiz sorunlara yol açacaktır.Belki yazdıklarım bir çoğunuzun hoşunuza gitmeyebilir. İnsan yapısı gereği hep olumlu olanın gerçekleşmesini ister ve eğilimi de ona göre şekillenir.Aslında olması gerekende budur. Şu AMA’lar olmazsa tabii! Eminimki sizlerinde bütün bu beklentilere rağmen amalarınız fazladır benim gibi. Neden? Çünkü çok sorunlu bir yıl geçirdik.Bu küresel sorunların yanısıra içinde bulunduğumuz çoğrafyanın özgünlüklerinden de kaynaklı sorunlardı.Bu sorunları sıralamak gerekirse;Pandemi,Küresel hegemonik güçler ve bunların yol açtıkları savaş, sömürü düzenin halklar açısından yarattığı sorunlar,Kapitalist Modernitenin yarattığı tolumsal parçalanmışlık ve kültürel yozlaşma, bunun topluma yansımaları ve birey ilişkileri vs yazılabilir.Bunlar ilk anda aklıma gelenler.Ekonomik sömürü düzeninin evrildiği yer itibarıyla yapısal krizlere yol açtığı,mevcut krizlerin yapısallığı kadar dönemsel krizlerle birkaç yılda bir karşılaştığımız gözönüne getirildiğinde bizi bekleyen tablonun ne kadar kötü olduğu daha net anlaşılır.Bazen herşeye rağmen insan kötü anları düşünmez ya da düşünmek istemez.Bu bir yere kadar da insanın metafizik dünyası içinde belli bir yere oturtulabilir.Ancak mevcut koşullar bu sorunlarla yüzleşmeyi de zorunlu kılacaktır belli bir yerden sonra.

 

2021 bu çerçevede sadece bir önceki yılın değil yılların biriktirdiği sorunların aktarıldığı bir yıl olmaktan öte bir rol oynamayacaktır kanımca.Çünkü biriken sorunlar sadece geçen yılın sorunları değil.Merkezi uygarlık sisteminin,egemen sömürü düzeninin birikmiş sorunlarının ifadesidir.İnsanlık sorunlarıdır bu yönüyle de.Bunların çözümü de daha iyi bir tahlili ve çözüm perspektifini zorunlu kılar.Önümüzde devasa büyüklükte bir işsizlik sorunu var.Pandemi ile ilgili sorunları fırsata çevirip bundan nemalanarak egemen sistemini yeniden dizayn etmeyi hedefleyen küresel hegemonik bir sistem var.Bunun yaşamımıza yansıyan boyutları da iyi görülmeli. Çünkü 2020 yılı halkların bu sorunları iliklerine kadar yaşadığı bir yıl oldu.Bu sorunların çözümünü esas alma yerine, bunu fırsata çeviren iktidar güçlerinin içinde bulunduğumuz yıl içinde bizlere öngördüklerinin geçmişte düşündüklerinden pek bir farkı yok, olamaz da.Olması da biraz abes kaçar doğrusu.Egemen sistemin azami kar yasasına göre işlettiği bu düzende;ezilen halkların,emekçilerin ne olacağına dair bir kaygıları yoktur.Onlar sadece yaşamı kendi sömürü çarkını sürdürmek için düzenlerler.Yaptıkları düzenlemeler, yasalar vb tamamen bu düzene süreklilik sağlamak içindir. Dolayısıyla yeni yıl tartışmaları da bu bağlamda düşünülmeli. Bunun ötesinde bir beklenti telafisi zor olacak olan sonuçlara yol açar.

 

2021 yılı bu nedenlerden dolayı temennilerin dile geldiği bir yıl olmaktan öte sorunların kaynağının doğru sorgulandığı, çözüm üretilebilecek bir yıla dönüşmelidir.En önemlisi de sorunların çözümünü egemen sistemden, devletten bekleme yerine kendi sorunlarımızı çözebileceğimiz bir yıl olarak düşünülmelidir.Sorunun kaynağı olan yapıların sorunları çözeceği beklentisi içinde olmak başlı başına bir yanılgıdır.Onların sorunları çözme gibi bir dertleri yok.Yüzümüzü döndüğümüz yerin sorunların gerçek nedeni olduğunu unutmayalım. Virüs karşısındaki çözümsüzlüğümüzün, yaşanan savaşlar karşısındaki çaresizliğimizin nedeninin kim olduğunun bilinciyle yaşama anlam biçmeliyiz.Egemen sistemlerin mucizeler yarattığı görülmemiştir.Bizde yüzümüzü onlara çevirerek mucizevi şeyler yapmalarını beklememeliyiz.Bunun olma ihtimali de yoktur.Hep denir ya;’’Eşyanın tabiatına aykırıdır.’’ Mucizevi şeyler beklenmesi öylesi bir gerçekliği ifade eder.Ham hayallere kapılmadan, gerçekliği ve olası fırsatları da gözardı etmeden ’’Biz neler yapabiliriz?’’ şeklinde yoğunlaşmalar gerekli bizim için. Böylesi bir yoğunlaşma yerine; ‘’Kötü bir yıl geride kaldı, kurtulduk.’’ diyerek sorunları ortaklaştırıp ortak çözüm arama yerine, kendi kendimizle sınırlı kalan bir yaklaşım içinde olursak,bu yılın sonunda da şikayet edeceğimiz konular kadar, temennilerimizde pek farklılaşmadan devam edecektir.

Mevcut sorunların egemen sistemden kaynaklı ve toplumun tümünü ilgilendiren sorunlar olduğu unutulmamalıdır. Bireysel sorun yoktur. Bütün sorunlar toplumu ilgilendiren ve kollektif sorunlardır.O halde bu sorunların çözümünü de birlikte ve toplumsallıkta aramak gerekiyor.Toplumsallaştığımız,kollektif bir irade oluşturarak örgütlenebildiğimiz oranda bu sorunların çözümünün daha da kolaylaşacağını unutmayalım.Yeni yılın daha özgür yarınlar getirmesi dileğiyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar