Zaman Zaman İçinde…

Zaman nedir?

Zamanda yolculuk yapılabilir mi?

Başka gezegenlerde zaman kavramı nasıl işliyor?

Sizlere zaman kavramı ile ilgili ilginç şeyler anlatmak istiyorum.

 Gündelik yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olan ‘zaman’ herkes için muazzam kıymette ve ölçüttedir. Yaşamımız koskocaman akıp giden bir zamanın elinde ve biz bu zamanı durduramıyoruz. Ondandır:  Zamanı durdurabilene aşk olsun derler.

Peki, ‘Zaman nedir?’ diye sorarsam herkes aynı cevabı verebilir mi?

Gençliğimiz de zaman yavaş akarken, yaşlandıkça zaman hızlı akıyor

Keyifli anlarımızda zaman hızla akarken, zor zamanlarda geçmek bilmiyor

Bilimsel araştırmalar sonucuna göre; zaman, ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik. Zaman kavramı, tarih boyunca felsefenin ilgi alanlarından biri olmasının yanı sıra matematik ve fizik çalışmalarının da önemli alanlarından biridir.

Öyleyse insanoğlu için zaman neyi ifade ediyor?

İnsanoğlu, tarih boyunca çeşitli metotlarla ve metaforlarla kendilerince zamanı ölçmeye çalışmıştır. İlk başta insanlar için sadece yağmurun, karın, soğuğun, sıcağın zamanını bilmek yetiyor; mevsimler barınma, göç veya hasat zamanını söylüyorlardı.  Bu etkenler onların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için yeterli bir ölçüttü, çünkü insanoğlu için hayatta kaldıktan sonrasının pek bir önemi yok değil mi?

Günümüze gelininceye kadar geçen zamanın insanlar üzerindeki etkisine küçük bir değinelim. Evrende yaşayan milyarlarca varlıktan sadece tek varlık (İnsanlar) üstünlük kurmayı seven tek canlı şuan her şeyi bir kenara bırakmış.

Ego, zenginlik, zevki ya da buna koltuk sevdalıları da diyebiliriz, Bilim, sanat, teknoloji vs. gibi tüm uğraşlar adeta durdu tek dersimiz artık yine hayatta kalmak oldu. Aslında öyle bir dönemi yaşıyoruz ki şuan yine evrenin tek derdi hayatta kalmak geriye kalan tüm çalışmalar adeta durmuş ve küreselleşen bir salgının insanlığa verdiği ders ile sadece hayatta kalmak adlı bir yaşam sürecinde yerini aldı.

Peki, zamanda yolculuk yapabilir miyiz?

Size ilginç bir şey anlatacağım:

Dünya ile güneş arasında 150 milyon km mesafe var. Işığın saatteki hızının 300 bin km olduğunu kabul edersek. Güneşten dünyamıza, eşyasını bavulunu toplayıp gelmeye çalışan bir ışık ışını, dünyamıza 8 dk. 20 sn. de ulaşır. Şuan güneşimiz patlasa bizler 8 dk. 20 sn. sonra fark ederiz. Aslında güneşimizin 8 dk. Sonrasını görmekteyiz değil mi?

Hâlbuki Güneşimiz bize en yakın olan yıldızdır. Gökyüzünde o kadar çok yıldız var ki bazılarının daha ışığı bize ulaşmamış.

İlginç bir şey daha anlatayım: Gökyüzünde gördüğümüz yıldızların çoğu şuan bulundukları yerde değiller. Bazıları yıllar önce süpernova patlamasıyla yok olmuşlar. Ama ışıkları bize şuan ulaştı.

Dünyamızda zaman

Dünyamız tabi olduğu yıldızının etrafında bir turunu 365 gün 6 saate tamamlıyor. Bunu 1 yıl olarak ifade ediyoruz.

Şuan 33 yaşında olduğumu kabul edersem. Ben doğduğumdan 2021'e kadar dünyamız güneşimizin etrafında 33 tur atmış

Peki, Merkür veya Jüpiter’de olsaydım kaç yaşında olurdum dersiniz.

Merkür gezegeni güneş etrafında 1 turunu 88 günde tamlarken

Jüpiter gezegeni güneş etrafında 1 turunu yaklaşık 12 dünya yılında tamamlıyor.

Şuan dünyada 33 yaşında olan ben aslında Merkür’de olsam 138 yaşında,

Jüpiter’de 3 yaşında bile olmayacaktım.

Yani zaman uzayın farklı yerlerinde farklı işliyor.

7 Kasım 2014 yılında vizyona giren bilim dünyasının da yakından takip ettiği  “Yıldızlararası (Interstellar) adlı film çok beğeni topladı.

Filmin konusu: Yakın gelecekten geçiyor. Çeşitli sebeplerle insan popülasyonu büyük oranda kırılıyor ve Dünya yaşanılmaz bir hale geliyor. Bunun üzerine NASA'dan arta kalan bir grup bilim insanı, uzun soluklu bir projeye imza atarak yeni bir yaşanabilir gezegen bulmaya çalışıyorlar. Ancak elde yeterince veri olmadığı için, birçok gezegene öncül astronotlar gönderiyorlar. Filmde, bu önden gönderilen astronotların bir kısmının Dünya'ya gönderdikleri verilerden yola çıkarak en iyi koşullara sahip olan gezegene gidip kolonileştirmeyi hedefliyor. Bu sırada birçok olay yaşanıyor elbette.

Filmin büyük bir kısmı, Kip Thorne tarafından yaratılan denklemlerle ekrana taşınan dev bir karadelik etrafında geçiyor.

Kara deliklerin üzerinde zaman durma noktasına geliyor.

Filmin iddiasına göre, Gargantua isimli karadeliğin etrafındaki bir gezegendeki 1 saat, Dünya'daki 7 yıla eşitti.

30 yaşında uzay yolculuğuna çıkan, 10 yaşındaki kızını dünyada bırakan astronot dünyaya döndüğünde kızının yaşlandığını, kendisinin kızından çok genç olduğunu görüyor.

Şu anda bildiğimiz en yakın yıldız 4,4 ışık yılı uzakta ve eldeki en iyi teknolojiler ile bile oraya ulaşmamız 100.000 yıl civarında sürerdi. Kütleli hiçbir cismin ışık hızına ulaşması mümkün değil, ancak olsaydı bile yolculuk 4,4 yıl sürerdi.

Film, bu sorunu şu anda gerçekten de evren içerisinde aşırı hızlı seyahat için tek umudumuz gibi gözüken solucan delikleriyle çözüyor. Bir solucan deliğinin, uzay-zaman düzleminin bir noktasını tamamen ayrı bir bölgedeki bir diğer noktasına doğrudan bağlayan kanallar olduğu düşünülüyor.

Eğer ki gezegenler arasında solucan delikleri açılabiliyorsa ve bu üst bilince sahip varlıklarca kontrol ediliyorsa, neden Dünya'nın yanı başında bir tane açılmamış ki? Size diyeyim: Hemen kapı komşumuz Mars, filmde gösterilen o gezegenlerden çook ama çok daha güvenli gözüküyor.

Sonuç olarak

“Zaman, aslında evren için geçerli bir kavram değildir; sadece bizim zihinlerimizde vardır. Beyinlerimiz, neden-sonuç ilişkisi kurup evreni anlamlandırmak amacıyla zaman kavramına ihtiyaç duymuştur ve tüm insanlık da, malûm her yerde olduğu gibi burada da işimize yarıyor olması nedeniyle bu kavramı benimsemiş ve evrenselleştirmiştir”.

(Alıntı: Zeynep Çobanöz)

Ne dersiniz, belki de zaman diye bir şey gerçekten de yoktur!

 

 

Bu yazı toplam 3640 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum