3 fidan’a saygıyla

Devrimciler denildiğinde aklıma, dürüstlük, saygılı, yardımsever, bozan değil yapan, yapıcı, gözü gönlü tok, yiğit, korkusuz, halkı için, yaşadığı toplum için ölümü göze alan, ölümü bir yolculuk gibi algılayan insanların içinde olduğu bir tablo belirir göz bebeklerimde.

Dün saat 10.00 gibi Halk TV ekranlarında Serhan Asker’in sunduğu ‘3 fidan’a saygıyla’ programını izliyorum. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan. 3 fidan. Çok duygulanıyorum, çok da gururlanıyorum. Onlar zalimlerce asılanlar. Bir de zalimlerce öldürülenler var, gerçek devrimciler. Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Özgür Taylan, İbrahim Kaypakkaya, onlar gibi sayısız isim, onlar halk için öldüler.

Aradan 49 yıl geçti. Tam yarım asır. Araya çok şey girdi. Unutturulmak istendiler, beceremediler. Onlar hala 20’li yaşlardalar, halkın yüreğindeler. Devrimcilerin, sosyalistlerin yüreklerinde, beyinlerinde hep diri kaldılar. Şimdiye kadar saygıyla anıldılar, bundan sonra da saygıyla anılacaklar.

*

Onları, ‘bölücü, komünist, halk düşmanı’ ilan eden egemenler, idam ederek, öldürerek kendi geleceklerini maddi-manevi garanti altına aldıklarını sandılar. Geçici olarak aldılar belki, ancak katlettikleri devrimcilerin gölgesi altında ezileceklerini belki de hiç tahmin etmiyorlardı.

Onlar ‘Tam bağımsız Türkiye’ diyerek yürüdüler sonsuzluğa. Bugün bunu söyleyecek kadar yüreği olmayan yöneticiler var. Onların aksine yine Denizlerin yoldaşları ‘Tam bağımsız Türkiye’ diyerek yüreklerini ortaya koyuyorlar.

Aradan yarım asır geçti, onlara olan sevgi, saygı giderek artıyor. Sadece kendi kuşaklarının sınırları içinde hapsolmadılar. 20’li yaşlarda gittiler, bugün gittikleri yaşta olan gençlerin arkadaşı olmaya devam ediyorlar. Bir 50 yıl sonra da 20 yaşlarındaki gençlerin arkadaşları olarak yaşamaya devam edecekler.

Onlar yaşıyorlar, yaşayacaklar.

Ya ‘vatan, millet, beka’ diyerek milleti kandıranlar, milletin parasın ı çalanlar, hırsızlar. Onlar hiç mi düşünmez, ‘50 yıldır hiç ortada olmayan bu gençleri neden mağlup edemiyoruz, yok ediyoruz, ama mağlup edemiyoruz’ diye.

İşte asıl soru bu.

Çünkü Deniz ve arkadaşları hırsız değildi, hırsızlara, soygunculara karşıydılar. Ülke soyuldukça Deniz ve arkadaşlarının, devrimcilerin, sosyalistlerin dürüstlüğü, parayla pulla işlerinin olmadığı çok daha iyi anlaşılıyor. Geç de olsa toplumun büyük bölümünün devrimcilerin, sosyalistlerin dürüstlüğünden söz etmesi çok önemli. Dünya dönüyor, yaşam devam ediyor, yaşam ile ilgili süreç devam ediyor. Denizler gibi bizler göremesek de, devrimcilerin, sosyalistlerin düşünceleri galip gelecektir.  

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.