Muhammed Esen

Muhammed Esen

Yarım kalmış ses mesajları çağında yaşamak

Yarım kalmış ses mesajları çağında yaşamak

Geçen akşam cebimde hissettiğim o tanıdık titreşimle telefonumu çıkardım. Ekranımda iki dakikayı aşan bir ses kaydı duruyordu. Dürüst olalım; son zamanlarda hangimiz ekranda uzun bir ses mesajı görünce içten içe hafif bir ufleme sesi çıkarmıyoruz?

O iki dakikalık kaydı Dinlemek yerine, hemen oynatma hızını "1.5x"e ayarladım. Karşımdaki insanın neşesi, sesindeki o küçük duraksamalar, nefes alışverişleri bir anda çizgi film karakteri hızına dönüştü. İşin acı tarafı, dinlerken bir yandan da gözüm ekranın altındaki diğer bildirimlerdeydi. Mesaj bittiğinde, karşı tarafa sadece bir "Tamamdır" ve bir başparmak emojisi gönderdim.

Sonra durup düşündüm. Biz ne ara birbirimizi dinlemekten bu kadar çabuk yorulur hale geldik?

Eskiden, henüz bu kadar "erişilebilir" değilken, bir arkadaşımızla konuşmak gerçekten bir eylemdi. Ahizeli telefonların kablosunu parmağımıza dolayarak saatlerce konuşurduk. Sesin tonundan karşıdakinin ne kadar üzgün ya da ne kadar heyecanlı olduğunu anlar, o duraksamalardaki sessizliği bile birlikte paylaşırdık. Birini dinlemek, ona ayırdığımız bir "zaman dili" demekti.

Şimdi ise iletişimimizi hızlandırdıkça derinliğini kaybettik. Ses mesajlarını 2 katı hızda dinliyoruz, uzun yazıları okumaya üşenip sadece başlıklarına bakıyoruz, duygularımızı sarı küçük yüz ifadelerine sığdırıyoruz. Zaman kazanıyoruz güya. Peki kazandığımız o birkaç saniyeyle ne yapıyoruz? Genellikle bir sonraki mesaja veya videoya kaydırıyoruz ekranı.

Aslında hızlandırdığımız şey sadece ses kayıtları değil, ilişkilerimizin kendisi. Karşımızdakinin derdini, heyecanını, anlatmak istediği hikayeyi kendi temposunda dinlemeye tahammülümüz kalmadı. Her şey "özet" olsun, her şey "hemen" anlaşılsın ve tükensin istiyoruz. Fakat insan ilişkileri, özeti çıkarılacak bir ders notu değildir ki. Detaylarda, o aradaki küçük duraksamalarda, lüzumsuz görünen detaylarda gizlidir yakınlık.

Geçen gün bir deneme yaptım. Yine uzun bir ses mesajı geldiğinde hızı normale aldım. Telefonu kulağıma dayadım ve sadece dinledim. Karşımdaki insanın arka fonda gelen adım seslerini, bir şeye gülerken nefessiz kalışını duydum.

İnanın, iletişimi biraz yavaşlatmak hiçbirimizi geride bırakmaz. Aksine, birbirimizi gerçekten "duymaya" başladığımız o insanı zemine yeniden bastırır. Bir dahaki sefere o oynatma hızını normale çevirin; kazanacağınız 30 saniye, kaybedeceğiniz samimiyetten daha değerli değil.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi
SON YAZILAR