Öznur Mehmetoğlu

Öznur Mehmetoğlu

Korku Ruhu Diri Tutar

Korku Ruhu Diri Tutar

Bazen ileride yapmak istediğimiz, ancak unutmaktan korktuğumuz çok basit işleri bile

notlarımıza yazarken buluyoruz kendimizi, oysaki notlar genelde sevdiklerimizin doğum

günleri, ani ruh değişimleri, çok acil duyumlar için kullanılır. Ve yaklaşık bir hafta önce, ders

çalışırken gördüğüm cümleyi notlarıma kaydederken fark ettim aslında ne kadar yüklü

miktarda anlam taşıyan bir cümleye rastladığımı.

“Korku ruhu yer.”

Doğduğumuz andan itibaren yaşamımız sınavlarla donatılmıştır. “Tabağımdaki pilavları

bitirmezsem annem bana tatlı vermeyecek” den “Bugün çalışmazsam o üniversiteye

giremeyeceğim.” “Bu ay tasarruf etmezsem çocukların bir dahaki ödemesini geciktireceğim.”

“Mallarımı ikisine eşit nasıl bölüştürebilirim?” lere kadar. Sürekli sınanırız çünkü sınanmak

aslında ne kadar tahammüle sahip olduğumuzu açıklar. Ve tahammül korkunun en büyük

düşmanıdır, ancak onu öldürmez. Çünkü korkuyu öldüren insan amaçsız bir hayatla yüzleşir.

İşte tam olarak anlatmak istediğim şey şu; korku ruhu yemez, korku ruhu besler.

Günümüzde pek çok insan anksiyete ve çeşitli fobiler gibi kökünde korku barındıran özellikle

psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmektedir. Korku var çünkü ona bağlı hisler de var.

Örneğin çok uzun süredir hazırlandığımız bir sınav var ve sınav tarihi yaklaştıkça içimizde

büyüyen korku eşiği artıyor. Ne kadar çalışmış olursak olalım günler daralınca içimizde

büyüyen ve zehir gibi hissettiren o hislere engel olamıyoruz. Şimdi sadece bir anlığına o

korkunun yok olduğunu düşünelim. İçimizi yiyip bitiren o hisler yok oldu ancak onunla birlikte

düşlediğimiz sonuçlar da yok oldu, yok oldu çünkü korkunun olmadığı yerde gayret azdır.

Çalışıyoruz çünkü korkuyoruz, verim alıyoruz çünkü korku ruhu dinç tutuyor. Her ne kadar

korkunun getirdiği kaygı, içimizde zaman zaman siyah güller açmasına sebep olsa da

unutmamamız gerekiyor ki korku olmazsa yaptığımız işten aldığımız verim ve sonuçlar da

gevşeklik gösterir.

Peki fobiler gibi spesifik korkular? Bunlar hayatımıza zarardan başka ne gibi sonuçları

doğurabilir? Evet şimdi bunları da anlatacağım. Herhangi bir varlığa, eyleme ya da olay

örgüsüne aşırı korku beslediğimizi düşünelim. Bu sefer korkuyu yok etmeyeceğim ancak

korkunun tedavi sürecinde insana kazandırdıklarından bahsedeceğim. Eğer ki durumumuz

ciddiyse bir uzmandan yardım almamız gerekecektir ve muhtemelen uzman, bize muzdarip

olduğumuz korkuyu yenmek için çeşitli aşamalar öğretecektir ve elbette bu süreçte en önemli

şey yaşadığımız duyguları, idrak ettiğimiz fiziksel değişiklikleri kaydetmek, ve araştırmaktır.

Ancak edindiğimiz bilgiler sayesinde ne kadar kişinin böyle bir sorunla mücadele verdiğini

öğrenebilir, onların gösterdiği semptomları tanıyabiliriz. Böylelikle hem tedavi sürecinde

ilerleme kaydetmiş oluruz hem de zaten bir kere verdiğimiz savaşa tekrar girmek zorunda

kaldığımızda galibiyeti nasıl elde edeceğimizi düşünmeyiz.

Ve son olarak korkuyu biraz da ilaçlarla bağdaştırabileceğimizi düşünüyorum. İhtiyacımız

olduğu dozda etkisini görürsek bizi diri tutar, ancak dozunu kaçırırsak zehirden hiçbir farkı

kalmaz.

Korkuya sahip olduğunuz, ancak dozunu da kaçırmadığınız bir ömür sürmeniz dileği ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Öznur Mehmetoğlu Arşivi
SON YAZILAR