Korku Ruhu Diri Tutar
Bazen ileride yapmak istediğimiz, ancak unutmaktan korktuğumuz çok basit işleri bile
notlarımıza yazarken buluyoruz kendimizi, oysaki notlar genelde sevdiklerimizin doğum
günleri, ani ruh değişimleri, çok acil duyumlar için kullanılır. Ve yaklaşık bir hafta önce, ders
çalışırken gördüğüm cümleyi notlarıma kaydederken fark ettim aslında ne kadar yüklü
miktarda anlam taşıyan bir cümleye rastladığımı.
“Korku ruhu yer.”
Doğduğumuz andan itibaren yaşamımız sınavlarla donatılmıştır. “Tabağımdaki pilavları
bitirmezsem annem bana tatlı vermeyecek” den “Bugün çalışmazsam o üniversiteye
giremeyeceğim.” “Bu ay tasarruf etmezsem çocukların bir dahaki ödemesini geciktireceğim.”
“Mallarımı ikisine eşit nasıl bölüştürebilirim?” lere kadar. Sürekli sınanırız çünkü sınanmak
aslında ne kadar tahammüle sahip olduğumuzu açıklar. Ve tahammül korkunun en büyük
düşmanıdır, ancak onu öldürmez. Çünkü korkuyu öldüren insan amaçsız bir hayatla yüzleşir.
İşte tam olarak anlatmak istediğim şey şu; korku ruhu yemez, korku ruhu besler.
Günümüzde pek çok insan anksiyete ve çeşitli fobiler gibi kökünde korku barındıran özellikle
psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmektedir. Korku var çünkü ona bağlı hisler de var.
Örneğin çok uzun süredir hazırlandığımız bir sınav var ve sınav tarihi yaklaştıkça içimizde
büyüyen korku eşiği artıyor. Ne kadar çalışmış olursak olalım günler daralınca içimizde
büyüyen ve zehir gibi hissettiren o hislere engel olamıyoruz. Şimdi sadece bir anlığına o
korkunun yok olduğunu düşünelim. İçimizi yiyip bitiren o hisler yok oldu ancak onunla birlikte
düşlediğimiz sonuçlar da yok oldu, yok oldu çünkü korkunun olmadığı yerde gayret azdır.
Çalışıyoruz çünkü korkuyoruz, verim alıyoruz çünkü korku ruhu dinç tutuyor. Her ne kadar
korkunun getirdiği kaygı, içimizde zaman zaman siyah güller açmasına sebep olsa da
unutmamamız gerekiyor ki korku olmazsa yaptığımız işten aldığımız verim ve sonuçlar da
gevşeklik gösterir.
Peki fobiler gibi spesifik korkular? Bunlar hayatımıza zarardan başka ne gibi sonuçları
doğurabilir? Evet şimdi bunları da anlatacağım. Herhangi bir varlığa, eyleme ya da olay
örgüsüne aşırı korku beslediğimizi düşünelim. Bu sefer korkuyu yok etmeyeceğim ancak
korkunun tedavi sürecinde insana kazandırdıklarından bahsedeceğim. Eğer ki durumumuz
ciddiyse bir uzmandan yardım almamız gerekecektir ve muhtemelen uzman, bize muzdarip
olduğumuz korkuyu yenmek için çeşitli aşamalar öğretecektir ve elbette bu süreçte en önemli
şey yaşadığımız duyguları, idrak ettiğimiz fiziksel değişiklikleri kaydetmek, ve araştırmaktır.
Ancak edindiğimiz bilgiler sayesinde ne kadar kişinin böyle bir sorunla mücadele verdiğini
öğrenebilir, onların gösterdiği semptomları tanıyabiliriz. Böylelikle hem tedavi sürecinde
ilerleme kaydetmiş oluruz hem de zaten bir kere verdiğimiz savaşa tekrar girmek zorunda
kaldığımızda galibiyeti nasıl elde edeceğimizi düşünmeyiz.
Ve son olarak korkuyu biraz da ilaçlarla bağdaştırabileceğimizi düşünüyorum. İhtiyacımız
olduğu dozda etkisini görürsek bizi diri tutar, ancak dozunu kaçırırsak zehirden hiçbir farkı
kalmaz.
Korkuya sahip olduğunuz, ancak dozunu da kaçırmadığınız bir ömür sürmeniz dileği ile.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.