Afganistan ve Taliban

Taliban’ın başkent Kabile girmesiyle, Afganistan’da yeni bir dönem başlamış, dünya gündeminin ilk sırasına yerleşmiş ve emperyalist güçlerin çıkarları endişe konusu olmuştur.

Gözlemlediğimiz, basın ve yayın kuruluşlarından edindiğimiz izlenimlere bakıldığında (erkende olsa) Afganistan’da muazzam bir zaferin kazanıldığıdır.

Bu muazzam zaferin Taliban’ın tek başına kazandığını söylemek kanımca yanlış ve eksik olacağıdır.

Bu başarı Afgan halkının her ferdine aittir. Muhalefetten iktidara, erinden generaline, kan akmasın diye ülkesini terk eden devlet başkanından en düşük memuruna kadar herkesin payı büyüktür.

20 yıllık yıkıcı bir savaş ve trilyon dolarlar harcamasına rağmen Afgan halkını asimile (çok azı dışında) edememiş, benliklerini ve ülkelerine olan sevdalarını yok etmemiştir. Bu bile başlı başına büyük bir başarıdır.

Batının ülkeyi terk etmesinden sonra oluşan boşluk, Taliban’ın ülkede hâkimiyeti ve sonrası yağmalama olaylarının olmaması, işbirlikçilerin (ülkeyi terk etmek isteyenlere) ülkeden ayrılmalarına izin verilmesi ve hava limanının tahliyelere açık olması ise dünyaya ders niteliğindedir.

Gelelim bundan sonraki duruma ve yönetimi devir alan Taliban’ın tutumuna.

Şuana kadarki söylem ve eylemlerine bakılırsa doğru davrandıklarıdır.

Asıl soru kurulacak hükümet ve sonrası doğru hareket edebilecekler mi?

Dünyada hâkim olan sömürü düzenine karşı dik durabilecekler mi?

Maden Afganistan İslam emirliği adını almışlar biz de İslam'ın devlet anlayışı nasıldır ona bakalım ve ona göre değerlendirme yapalım.

İslam’a göre kişinin dini; Yahudi, Hıristiyan, Mecusi ve Müslüman olabilir. Ancak devletin dini ADALETTIR. Şeriat’ın asıl manası herkesi Müslüman etmek değil; ülkede adaleti tesis etmektir.

İslam’ın önceliği adil olmayı ve Adalet ile hüküm etmeyi ve bunu zıddı olan zulüm'e karşı dik durmaktır.

Hud suresi 113 ayet:

"Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez." (Dib. Meal)

Hz. Ali(ra) ile Hz. Aişe (ra) arasındaki cemel savaşı ve sonrası adaletin tesisi (adalet-i mahza ve adalet-i izafiye) üzerine olmuştur.

Hz. Alini ve ya Hz. Ömer’e ait olduğu söylenen: "Adalet mülkün temelidir" sözü ile devlet için, adaletin ne derece öneli olduğu vurgulanmıştır.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem:

"Devlet otoritesi en büyük hamidir. Haksızlıklarla onun vasıtasıyla mücadele edilir ve onun vasıtasıyla korunur. Bu otoriteyi kullanan Allah'tan sakınmayı emreder ve adaletle hükmederse bu yaptıklarından sevap kazanırlar. Bunun aksine davranırlarsa (vebalını) çeker(ler.)" (Müslim.)

Devam edecek

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.