Bir Mimar, Bir Şair, Bir Kültür Hafızası: Mehmet Kadri Göral

“oğlum ehsan!
ana heyran nasılsan?
ne haldasan?
biz seni aramasah sormasah
sen bizi ne arisan ne de sorisan
sen ne hersiz bir evlatmişsan
bemırad olmiyasan…”
Bu dizeleri Diyarbakır’da duyan birçok insan, daha şairin adını duymadan kimin yazdığını bilir.
Çünkü Mehmet Kadri Göral, Diyarbakır’ın konuşma dilini, mizahını, kültürünü ve gündelik hayatını şiire taşıyan en önemli isimlerden biridir.
1948 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Çocukluğu bu kadim şehrin sokaklarında geçti.
Ziya Gökalp İlkokulu…
Diyarbakır Lisesi…
Ve ardından Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi…
Meslek olarak mimarlığı seçti.
Ama gönlünün bir köşesinde hep şiir vardı.
Çünkü onun ilgisini yalnızca binalar değil…
İnsanlar da çekiyordu.
Sokaklar…
Mahalleler…
Kahvehaneler…
Ve Diyarbakır’ın kendine has dili…
Yıllar boyunca Orman Bakanlığı bünyesinde mimar ve planlama uzmanı olarak görev yaptı.
Ancak nereye giderse gitsin,
Diyarbakır hep onunla birlikteydi.
Şiirlerinde Diyarbakır’ın sesini duyurdu.
Folklorunu anlattı.
Geleneklerini yaşattı.
Ve en önemlisi;
Diyarbakır ağzını şiirin dili hâline getirdi.
1996 yılında yayımlanan Küçe Kapısı adlı kitabı, yalnızca bir şiir kitabı değil;
Adeta bir şehrin hafızası gibiydi.
Ardından Vuşşş… Kele ve Cevahir Çıkını geldi.
Yazdıklarıyla Diyarbakır kültürünün unutulmaması için çalıştı.
TV ekranlarında ve radyolarda programlar yaptı.
Konferanslar verdi.
Şiir dinletilerine katıldı.
Ama onu farklı kılan şey,
Diyarbakır’ı anlatırken Diyarbakırlı gibi konuşmaktan hiç vazgeçmemesiydi.
Çünkü o,
Bir şehri dışarıdan anlatmadı.
O şehrin içinden konuştu.
Mehmet Kadri Göral…
Bir mimar…
Bir şair…
Bir araştırmacı yazar…
Ve Diyarbakır’ın dilini, kültürünü ve hafızasını kelimelerle geleceğe taşıyan bir kültür insanı…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.