Hedefsiz bir yazı!

Dün sabah erken saatlerdi. Kent merkezinde, Sur içinde çaylarımızı yudumlamaya başlamıştık. Yıllardır tanıdığım bir dost geldi, hoş sohbet, hal hatır, derken, muhabbet Diyarbakır’a geldi. En çok sevdiğim sorulardan birini sordu arkadaşım.
Dedi ki, ‘Diyarbakır’ın durumunu nasıl değerlendiriyorsun, geleceği ile ilgili ne düşünüyorsun.’
Bu soruyu çok seviyorum. Saatlerce üzerinde konuşulacak bir güzergâh açıyor. Geçmişi, mevcudu, geleceği olan bir kent ile ilgili sorulanın çoklu cevapları var çünkü.
Cevabım çok net; “Bütün olumsuzluklara rağmen, ayakta durmayı başaran, durmaya devam eden bir kent, dimdik, asaletli, sabırlı. Asaleti ve sabrı ile sınıyor insanları. Yakılıyor, yıkılıyor, talan ediliyor, yine de küllerinden var ediyor kendini bu kent. Tarih ve turizm patlaması kendini gösterdi, ardından sanayi geliyor. Daha da iyi olur, hem siyaset hem de ticaret alanında, sosyal var oluşu ile örnek bir kent olur.” dedim.
Etraftaki arkadaşlar da, uzun zamandır görmediğim o dostta bu bakışımı hem onayladı hem de kent adına memnuniyetlerini hissettirdiler. Diyarbakır’ı seven, saygı duyan insanlarla Diyarbakır’ı sohbet ederken büyük haz alıyorum. O nedenle en sevdiğim soru budur dedim.
Kentin geleceği çok parlak demiyorum, çünkü öyle cilalı sözlere gerek yok.
Tarihi olan bir kent yok olmuyor, yok edilerek, sonra parlatılarak piyasaya sunulamıyor. O kent, o tarih, o kültür, o medeniyet/medeniyetler zaten kendini dayatıyor.
Sonra, tekrar dönüyorum arkadaşa, onun da onayladığı son noktayı koyuyorum.
‘Daha da iyi olur bu kent. Tamamı için söylemiyorum, bir takım STK’lar, dernekler, kent için çalıştıklarını iddia edenler, biraz samimi olsalar, ikircikli olmasalar, kişisel menfaatlerini öne çıkarmasalar, dönemsel teslimiyetleri ve yağcılıkları yapmasalar, kentin dirençli yapısıyla eşdeğer bir çizgi izleseler, bu kenti de, bu kentte yaşayan insanları da kimse tutamaz’ diyorum. 
Vallahi gerçeğimiz bu.
Kızan-mızan olacak, olsa da, olmasa da fark etmez.
Her tarafa yatanlar olmasa kent farklı olur. Muhataplar kendilerine dönemsel menfaatler uğruna yatanları biliyor, bilmesine rağmen, ‘Böyle gelmiş böyle gider’ mantığı ile hareket ediliyor, herkesin de işine geliyor, zenginleşiyorlar, süreçlerini, dönemlerini tamamlamaya çalışıyorlar. Onlardan sonra ‘Tufan’(mış)!
Kimin umurunda…
Sorun bende değil, soru da!
Sormasalar bunlar da aklıma gelmeyecek.
Başlık, hedefsiz, ancak hedefler kendilerini biliyor.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.