Hesaplaşma başladı, tezgâh çok büyük!

Toplumsal hesaplaşma ile ilgili seanslar beklenenden de erken başladı, ülkeyi soyanları ter bastı, ancak onlar için kurtuluş yolu görünmüyor. Veren, alan, çalan, çöken, soygun ve talan düzenine çanak tutan kim/kimler var ise, toplum vicdanında mahkûmdur, ikinci mahkûmiyet adaletin vicdan kapısında duruyor, bu kapının da yakın zamanda harekete geçeceğine inanıyorum.

Hesaplaşma çok büyük olacak gibi görünüyor. Çünkü ülkeyi, devleti, milleti soyarak ele geçirmek isteyenlerin sayısı çok fazla. SPK, BBDK, özelleştirme idareleri falan filan derken, ipin ucu taaaa Fethullah Gülen ekibi ile birlikte başlayan örgütlenme dönemine kadar uzanıyor.

Tezgâh o günlerden başlayarak devam ediyor, çok büyük tezgâhlar var.

Çarkıfelek döngüsü gibi, çevir, durdur, kazan.

Tezgâhın özü; Kendilerinden olmayan, ötekileştirdikleri kesimleri parasız-pulsuz-işsiz bırakarak, ellerinde bulunan paraları da borsada, döviz piyasasında yarattıkları spekülasyonlarla batmasını sağlamak, kendi hesaplarına geçmesine zemin hazırlamak, sonra kendi yarattıkları kesimle bu kesimleri ve ülkeyi ele geçirerek yönetmek.

Tezgâh o nedenle çok büyük.

Tablo şöyle;

Parti-iktidar-yasama-yürütme-yargı-bürokrasi-iş insanı, müteahhit-mafya-siyasetçi-tarikat-cemaat-gazetecilerden ibaret bir havuz oluşturdular.

Zenginleşmek isteyenler, zenginliğine daha fazla zenginlik katmak, devleti ve milleti soymak isteyenler kendilerini bu havuza attı. Bunun ilk adımı da Fethullah Gülen ekibi ile devleti yönetme ortaklığı başlattıkları günlerde atıldı. Dönemin Emniyet teşkilatı-maliye ortaklığıyla, SPK, BBDK, Özelleştirme kurumlarıyla vatandaşın malına, mülküne, parasına el koydular, sermayeye el değiştirme operasyonları gerçekleştirdiler.

İşte bugün, gelinen noktada bunların tamamı tek, tek ortaya çıkıyor.

O nedenle; ‘tezgâh çok büyük’ diyoruz.

Ancak, güçlü bir iktidar, kararlı ve adaletli bir yönetim anlayışı ile bu büyük tezgâh bozulur. Şu an kurgulanan 6’lı masa ortaklığındaki yönetim anlayışının, halka dayalı adil yönetim anlayışıyla hayata geçirmesi şart. Kimse iktidara kendi şahsi gücüyle gelmiyor, halkın gücü ve kararı ile geliyor. Halk bu iktidarı değiştirerek, yerine yenisini getiriyorsa, ülkeyi soyanlardan hesap sorulmasını istemenin yanı sıra, adaletli, namuslu bir yönetim anlayışının uygulanması içindir.

İşte bu noktada yukarıda sözünü ettiğim tabloyu hatırlatmak istiyorum.

“Parti-iktidar-yasama-yürütme-yargı-bürokrasi-iş insanı, müteahhit-mafya-siyasetçi-tarikat-cemaat-gazetecilerden oluşturulmuş havuz.”

Bu tabloyu yıkıp, ortadan kaldırırken, yenisinin oluşmasına fırsat vermemek gerekiyor. Bunlar ya da benzerleri şimdiden partilere sızma gayreti göstermeye başladı.

Asıl mesele, bir kötüyü ortadan kaldırırken, yerine kendi kötünü koymamaktır.

Kötünün iyisi olmaz.

Bir de danışman meselesi var!

Kapalı kutu gibi, kavanozda korunmuş misali danışmanlar.

Ne zaman para, pul, akçeli işler patlıyor, pat ortaya çıkıyorlar, o zaman tanıyoruz adamları.

Kötü örneklerinden korunmak lazım, eskiden danışmanları herkes tanıyordu, göz önündeydiler, rahatlıkla diyalog kuruluyordu. Şimdi plaza odalarda yaşıyorlar, kimse tanımıyor.

Belki de özellikle seçiliyorlar, ‘Sır’ paylaşmak için!

Devlet sırrı değil elbette, hırsızlık sırrı…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.