Hırsızlık, genetik mi, iktidar geçişli mi?

Melih Gökçek diyor ki;

‘İçimizdeki hainler Mansur Yavaş’a belge bilgi sızdırıyor. ‘

Çok kızmış, İrlandalılara Gökçek.

Belgelerde bir şey mi var acaba?

Tedirginlik niye?’

 

‘Meseleye uzmanından başlamak lazım’ diye düşündüm, hırsızlığın analizini yapmaya çalıştım. Hırsızlığın babadan oğul’a, oğuldan babaya geçişi ya da genetik geçişi konusundaki tartışmaları kendi gerçeği ile baş başa bırakıyorum.

 

Hırsızlığın iktidar geçişli üçüncü bir yol, bir tez olarak ortaya atıyor ve tartışmaya sunuyorum. Beşli çeteden başlayan, belediyelerde kendine uzmanlık alanı bulan hırsızlık, diyorum ki; Covid-19 kadar tehlikeli. Hatta ikisinin eş anlamlı cümleler içinde telaffuz edilmesinde hiç bir sakınca yok. Bu iki tehlikeli unsura Eşbaşkanlık makamı da yakışır yani!

*

Bu hırsızlık, yağma, talan gibi durumların bir de unutturma biçimleri var. Zamana yaymak, seçim dönemleriyle hafızalardan silinmesini sağlamak, soruşturmalarına, yargılamalarına gizlilik kararlarını devreye sokmak gibi, v.s, benzeri!

*

Kayyumlu belediyelerde ayyuka çıkan durumlar gündeme geldi, bilgi aktaran aktarana. Namussuzca işler yapanların hesaba katmadıkları en önemli şey; kendilerinin dışındaki namuslu insanlardır.

 

İktidarlar; zehirlidir, baştan çıkarıcıdır. Kafayı boyundan yukarı hep dik tutturur ki, muhatabı aşağı görmesin, olan bitenin ne olduğunu duymasın.

Nereye kadar?

Rezil rüsva oldukları o zamana kadar.

*

Hani şu kuyumcu-döviz-ticaret-bürokrat alışverişi patlak vermişti, hatırladık değil mi?

Sahi ne oldu o iş?

Kışlık zahire gibi kilerde duruyor.

Muhtemelen bozulur, daha fazla kokmadan da çöpe atılır.

*

Çok şey olmuş, oluyor, olmuş, ah bir bilseniz saygıdeğer yurttaşlar topluluğu, neler, neler var kayyumlu zamanlarda.

 

Belediyelere ait arazilerin satışı mı, yeni yerleşim alanlarındaki arazilere siyasi güç ve devlet erki kullanılarak gerçekleştirilen imar artışları mı?

 

1,5 tan 2’ye yükseltilen imar artışlarının Sağladığı rantı hesaplamak bizim işimiz değil, aklımıza da gelmez. Ama birileri bu işlere kafa yorup yapmış.

 

Bilmeyen de yok desem yalan olmaz. Vatandaşın, yurttaşın suçu yok.

Sesi çıkması gerekenler ses vermemiş.

Onların da köşkleri camdan olduğu için. Karşı köşkün camına taş atmak olmaz, karşıdan da taş gelirse camlar kırılır, yurttaş da duruma uyanır.

Kapat gitsin.

Böyle gelmiş böyle gider.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı devam eder mi?

Bilmem ona da halk karar verir.

Ama ben, yeni yüzyıldaki anlayışın çok farklı olacağına inanıyorum.

İktidar geçişli bir hırsızlıkta olmaz, diye düşünüyorum.

 

Bu yazı toplam 824 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.