İktidarın değil, hukukun devleti

Naci Sapan

‘Ağır ceza hâkimi yargıladığı sanıkla içki masasında’ haberleri TV ekranlarının manşetinde dönerken, biz de bağımsız yargı diye avunuyoruz!

Çıkar ilişkileri iktidar erkinin gölgesinde yol yordam bulurken, bizler sadece seyirci kalıyoruz.  

Mafya-siyasetçi-iktidar işbirliği çerçevesinde yürüyen bir sürecin içine düştük, Devletin ve milletin malına çöken çökene. Gerek devletin malına gerekse şahısların malına mülküne, arsasına, evine, barkına çökme gibi bir takım işlemlerin yapıldığını, bunun bir kazanç yolu olarak yaşam biçimine dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz, sohbetlerde dinliyoruz.

Türkiye genelinde gerçekleşen ‘mafyatik’ çökme meselelerinin tamamını bilme olanağımız yok. Doğrusu, Diyarbakır da ya da bölgede olan biteni de bilme, ortaya çıkarma gibi bir istihbarat ağına da sahip değiliz.

Zaten etkili ve yetkililer nezdinde, partiler kontrolünde gerçekleşenleri deşifre etme şansımız ise hiç yok. Ancak, sırların menfaatler söz konusu olduğunda bir bir, çorap söküğü gibi ortaya döküldüğüne de tanık oluyoruz.

Örnek: (Sedat Peker’de olduğu gibi).

O nedenle Diyarbakır’da da arsaya, araziye, devlet malına, ihalelere çökmeye delalet eden vukuatların olduğu az çok kulaklarımıza çarpıyor, duyuyoruz.

İktidar erkinin arkasına sığınarak kazanç sağlamanın verdiği rahatlıkla, Diyarbakır’da da bir takım adamların tehdit, şantaj yollarına başvurduğunu, güç ve gövde gösterisi yaptıklarını, silahlı tehditler gerçekleştirdiklerini duyuyoruz, öğreniyoruz. 

Bu yolla dünyanın parası kazanılsa, Diyarbakır’daki ya da Türkiye’nin herhangi bir yerindeki arsalar, araziler üzerinde tasarruf sahibi olunsa ne olacak ki?

Olan-biten her şey, sanki olması gerekenmiş gibi karşılandıkça, öyle davranıldıkça, genel anlamda doğru olmayan, toplumun doğru kabul etmediği her şey bir süre sonra normalleşiyor, normalleştiriliyor. En tehlikeli olan da bu hale getirilmemizdir. Normal olmayan ne varsa kanıksanması, yadırganmaması toplumda erozyonu, bozulmayı hızlandırır.

Adalette teraziyi denge de tutmayınca, ortaya ‘Herkes kendi adaletini uygulamaya çalışır’ modeli çıkıyor/çıkacak. Bu durum; Çağdaş, demokratik, laik hukuk devleti iddiasına yakışır bir durum mu?

Değil.

Boşluk varsa birileri tarafından doldurulur derler, ancak, mafyatik yöntemlerle olmamalı. Heves edenleri durdurmak, önüne geçmek, derdest etmek görevi Devletindir, devletin görevlendirdikleridir.

İşte bu nedenle, iktidarın değil, hukukun devleti.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.