Sınıf atlamak mı, sınıf yapmak mı?

Çoban, öğretmen, gazeteci, mermerci…
Ama benim için her zaman gazeteci.
Biz tanışık olduğumuzda 70’li yılların ortalarıydı, çobanlık, öğretmenlik süreçleri bitmiş, gazeteciliğe adım atmıştı. Mermerciliği ise sonraki yıllara tekabül eder. Benim için sadece gazeteci, o günde öyleydi, şimdi de öyle.
Evet, Raif Türk’ten söz ediyorum.
Dün kendisine ait şirketin kendi adına yaptırdığı 32 derslikli modern ilkokulun açılışına hep birlikte tanıklık ettik. Diyarbakır adına sevindirici ve anlamlı bir açılış oldu.
Milli Eğitim Müdürü açılış konuşmasında her ne kadar Raif Amca dediyse de, Vali beyin hitabı da bizim yıllardır atfettiğimiz Raif Abinin kendi adına yaptırdığı bu okulun gerçek hayali olduğunu biliyorum. Çocukluk yıllarından, zorlu eğitim hayatından kaynaklı bir hayal, bir rüya dün gerçekleşti.
Diyarbakır için örnek bir açılış olduğu kanaatimizi açılışa katılanlarla paylaştık. Davetli sayısı ve niteliği açısından da önemli bir gün oldu. Türkiye’nin hemen, hemen her ilinden açılış için gelenler oldu. Aralarında çok sayıda zengin iş insanı da vardı.
Bu iş insanlarının büyük çoğunluğu da Diyarbakır patentliydi. Tanıdığım, bildiklerim vardı, bunların hiç birinin bugüne kadar Diyarbakır’a yaptırdığı bir okul yok. Okulu bir tarafa bırakın ana-babalarının hayrına yaptırdıkları bir çeşme dahi yok. Diyarbakır temelli kazançlarının vergileriyle rahatlıkla okul yaptırabilecekken hiç böyle bir yaklaşım içinde olmadılar.
O nedenle Raif Türk’ün 32 derslikli modern bir okulla bu kesime örnek olabileceğini düşünmek istiyorum, ancak çok emin de değilim. Neden derseniz, çoğunu tanırım, kendileri için ‘Sınıf’ farkı yaratmışlar, kendilerini yükseğe oturtmuşlar, oradan aşağıya bakıyorlar.
Çok paranın ‘sınıf’ farkı yarattığına inanıyorlar.
O kesimden, eski ‘arkadaşlarımdan’ biri dünkü açılışta bana hitaben espri ile karışık da olsa, ‘Aramızda sınıf farkı var’ biliyorsun değil mi dediği için burada bu konuya değindim. Ben de ona ‘doğrudur, bizde farkındayız, o nedenle sınıf farkı ile ilgili ölçümlere başladık zaten’ dedim.
Hepimizin tanıdığı bu 5’li çetenin de parayla başlayan sınıf yükselişine hep birlikte tanıklık ettik. Daha fazla hangi sınıfa tırmanacaklar bilemiyorum, ama bir müfettiş çıkar, sözlü-yazılı sınav yapar, sonra da onları alt sınıflara düşürebilir. Böyle de bir şey var hayatta. Boşuna ‘hayat sürprizlerle doludur’ dememişler.
Antalya’da 2-3 otel sahibi olan bir ‘arkadaşımız’ vardı, dönem itibarıyla sırtını Fethullah Gülen’e dayayan ‘sınıf meczubu’ biri. Ankara’da bir sohbet sırasında bir arkadaşımıza, ‘Abi ben sınıf atladım’ demişti de, çok şaşırmıştık. İlkokul mezunu değildi, katakulli ile para kazanınca okulda atlayamadığı sınıfları atladığına inanmış demek ki!
Ben de bunlara diyorum ki; Sizin mantığınızla atlanan sınıfın hiçbir anlamı yok. Çocuklarımızın eğitim göreceği sınıfları yapabilecek yürek varsa sınıf atlarsınız.
Tercih sizin.
Ölçüm başlamıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.