Sur için aidiyet zamanı

Diyarbakır’ı bilen, tanıyan, yürekten içinde hissedenlerle sürekli sohbet ediyorum. Zaten başka da işimiz yok, ‘varsa yoksa Diyarbakır-Sur içi-tarih-turizm’ gibi konular.
Kent’in modern yüzü olmasına rağmen, yeni yerleşim alanlarıyla ilgili çok fazla söz sahibi değiliz, o nedenle konuşmuyoruz. Yoksa modern yüzü ret ettiğimizden değil, bilmediğimizden. Müteahhitlik ve rant işlerinden de anlamadığımız için yeni alanlarla ilgili ‘devre’ dışıyız.
Aidiyet meselesi başka bir şey, onu içinizde, yüreğinizde hissedersiniz, ferahlatır, derin ve anlamlı nefes almanıza yardımcı olur, ortamdan haz almanızı sağlar. Sur içi bölgesinden söz ediyorum, yani Diyarbakır’dan.
Son dönemlerde özellikle yakılan-yıkılan, sonra ‘çakma’ olarak yapılan bölge, yeni kapı, Fatih paşa, gâvur mahallesi diye bildiğimiz bölgeyi hep konuşuyoruz. İhalesi, onarımı, kısmi restorasyonu falan filan derken, konu uzuyor, sonra ah vah’lara dönüşüyor ancak, yapılacak başka da bir şey yok.
Çok kısır döngü oluyor, aynı mecrada dönüp dolaşmak. 1-2 kilometrelik alanı konuşuyoruz. Oradaki, evleri, dükkânları, ticaret merkezini. Peki ya geride duran 3-3,5 kilometrelik surun çevrelediği yerleşim alanları ne olacak?
Yani Alipaşa, İskenderpaşa, Anzele çevresi olarak bildiğimiz Sur içinin tarihle yaşamaya devam eden bu alanlarıyla ilgili ne yapacağız. Bu tarihi turizme nasıl kazandıracağız. Daha doğrusu insanlık tarihi için nasıl kalıcı bir hale getireceğiz? Belki de asıl konuşmamız gereken durum budur.
Yeni ve sağlıklı bir proje gerekiyor, Fatih paşa ve Hazreti Süleyman çevresinin dışında kalan Sur içinin diğer alanlarıyla ilgili. Sonra tamamını entegre düşünmek ve buluşturmak tabii ki.
Nereden çıktı demeyin, dikkat edin sadece Fatihpaşa ve Yenikapıyı konuşuyoruz, sanki Sur içi bölgesi sadece buradan ibaretmiş gibi. Büyük yara aldığı içindir elbette ki bölgeyi konuşmamızın nedeni ancak, diğer bölgeler çatışmalardan nasibini almamış olsa da, o derece yıkımla yüz yüze gelmese de çok ta iç açıcı halde değil. 
Değerlerin bütününe sahip çıkıp, kollamak, bizden sonraki nesillere, insanlık tarihine aslına uygun bir şekilde sunmak gibi bir sorumluluk dönemindeyiz. Tek başına TOKİ’ye kalsa, ortaya örneklerinde olduğu gibi ucube yapılar çıkar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.