Top patladi..!

Başka illeri bilmem, ama çocukluğumuzun Diyarbakır’ında iftar vakti çok ama çok ayrı bir ritüeldi. İftar vaktinde, ezan ve de top sesinin duyulması adına gösterilen pür dikkat çabanın ne kadar saygın olduğunu daha o yıllarda kavramıştık.

Bütün bir gün nefsini terbiye ederek dini görevini layıkıyla yerine getiren insanların, sevap edinmek adına akşama kadar kazanılmış mevziinin son bir iki saniyede heba olmaması için gösterdiği çabayı bizim kuşak çok iyi hatırlar.

En son dakikalar artık. Ezan ya da top sesini duymak için pür dikkat kesilirdi insanlar. Ayrıca, duymama ihtimalini ortadan kaldırmak için iftar vaktinin özel görevli çocukları olurdu; minareye çıkan imamın ezan sesini, içkaleden askeri denetimle atılan Ramazan topunun sesini duymak üzere.

Ramazan topu önemliydi!

İçkaledeki Artuklu sarayı olarak bildiğimiz, şimdi kazıların yapıldığı o bölgenin tepesinde bir top vardı, iftar atışı da oradan yapılırdı. O dönem jandarmanın kontrolündeydi bu bölge.

Bazen topun sönük, pısırık sesi hiç duyulmazdı.

Sokaktaki herkes birbirine sorardı, ‘Top patladi’!

-Biz de genetik bir durumdur, soruyu cevabı ile sorarız-

‘Yok, duymadım’ ya da ‘patladi’ diyenler arasındaki iddialı diyaloglar olurdu, patladı-patlamadı diyalogunun kavgaya dönüşme ihtimali bizim mahallede her zaman gündemdi. Araya giren büyüklerin ‘ayıptır, günahtır, mübarek Ramazan ayıdır’ demesi ile gündemden de düşerdi kavga ihtimali.   

Suriçi ıssız ve sessizdi o yıllarda. Araç trafiği zaten yoktu. Sadece faytonları sürükleyen çilekeş atların ayak seslerini duyardık, çok ritmikti. Onlarda Ramazan ayında pek çalışmazdı, dinlenirlerdi. Nedeni de o dönem o bölgede bulunan meşhur Diyarbakır geneleviydi. Mahallemizin kader kurbanı sakinleri de Ramazan tatilinde oldukları için fayton trafiği de pek olmuyordu.

(Çatışmaların yaşandığı bölgeden söz ediyorum. Tabi şu an öyle bir yer yok. Çatışanlarca yerle bir edildi.)

Çok demokrat bir mahalleydik. Arap, Kürt, Türk, Ermeni, Süryani, Alevi-Sünni- Yahudi-bir de genelev sakinleri yaşardı. Ve de çok iyi geçinirdik. Saygıyla yoğrulmuş komşuluk ilişkileri söz konusuydu.

*

Şimdi ise; TV ekranlarından, radyolardan, cami hoparlörlerinin yüksek desibelli, ses mikserli cihazlarından ezan sesini her şekilde duymak mümkün. Gerek normal zamanlarda gerekse Ramazan aylarında. Zaten her sokak başında bir cami olduğu içinde ezan sesini kaçırma ihtimali de hiç yok.

 

Bu yazı toplam 688 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.