‘Uyuşturucu ve fuhuş ordusu’ içeride!

Diyarbakır’da doğdum, büyüdüm. İlk, orta, lise eğitimim de dâhil totalde 60 yılımıza tanıklık etmiş kentte bizim de tanıklıklarımız vardır. Diyarbakır’ın İslam orduları tarafından fethinin yıldönümlerinin şatafatlı, bir haftaya yayılan kutlama ve etkinliklerine hiç tanıklık etmedim.
İlk, orta, lise dönemlerinde eğitim gördüğüm okullarda bu konuda yapılmış bir etkinlik hatırlamıyorum.
Acaba ben mi atladım!
13 yaşımdan itibaren de ofis boyluğumda dâhil basın camiası içindeyim, yani gündemi, olan-biteni de takip eden biriyim, ben hatırlamıyorum. Benim kuşağımdan olan dostlar hatırlıyor mu, oldu mu olmadı mı, bilemiyorum, soracağım.
Üniversitede bununla ilgili sempozyumlar, konuşmalar yapılır, döneme atıflarda bulunulurdu. İzlenirdi, haberleri yapılırdı, hiç abartısı olmazdı, kent genelinde yaşayanların gözlerinin içine sokula, sokula propagandalar yapılmazdı.
Neden yapılmazdı?
Çünkü o günden bugüne Diyarbakır’da farklı etnik kimliklere ve dinlere mensup insanlarda yaşadı, hala da yaşıyor. Yani yaşayan herkesin birbirine, dinine, etnik kimliğine, farklılığına saygı gösterilen bir kentte kırılmalara neden olmamak için aşırıya kaçan davranış biçimlerinden kaçınılır, ortak yönetim anlayışı sergilenirdi. Bu durum Osmanlı döneminde de geçerliydi, Cumhuriyet döneminde de böyle oldu.
Hazreti Süleyman Camii ve orada yatan sahabelerden dolayı fetihle ilgili bilgimiz var, haberdarız elbette olan bitenden. Kimsenin 1382 yıllık bir geçmişi gözlerimizin içine sokarcasına hatırlatmalar yapmasına, hatta bunu bir haftalık anma etkinlikleri yaparak anlatmasına, bu etkinlikler için bol keseden para harcanmasına da hiç gerek yoktu.
Tarihe, geçmişe sahip çıkmak, hatırlatmalar yapmak, anlatımını sağlamak elbette olması gerekendir. Bunu da Üniversite pekâlâ yapabilir. Üniversite şafi mezhebini yeni bulmuşuz gibi araştırmak üzere merkez oluşturacağına bu konularla ilgili belgeli, görselli çalışmalar yapsın.
*
Biz, İslam ordularının Diyarbakır’ı fethinin 1382’inci yılıyla İçkale kapısında ilgilenirken, ‘Fuhuş ve uyuşturucu ordusu’ 2021’lerde kentin göbeğini fethetmiş durumda. Kılıca, topa, tüfeğe gerek kalmadan içerdeki önemli diğer içkaleler çoktan fethedilmiş. Geçmiş ola…
Evlerden, binalara, küçük çaplı otelciklere kadar uzanan bir güzergâhta yürüyüşünü devam ettiriyor ‘Fuhuş ve uyuşturucu ordusu’.
Bunları yazarken, gerçekçi davranıyorum, kentime karşı sorumluluklarımı yerine getiriyorum. ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ demiyorum, çünkü o yılanın kimseyi bulamadığında bana saldıracağını biliyorum.
Uyuşturucu ve fuhuş ile dünyanın hiçbir yerinde baş edilmediğini, bu alanların her fırsatta kendilerine yol bulduğunu, bulacağını da biliyorum. Güvenlik güçlerinin bunları yüzde yüz engelleme şansına sahip olmadığını da biliyorum. Dünyanın en kriminal iki suç biçimi her zaman kendini var edebilir. Ancak, çok aleni olanı da engellememek, engelleyememek kabul edilebilir bir durum değil.
 Lütfen gerçekçi olalım, birbirimizi kandırmayalım.

sapan-kose.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.