CHP, 1923’ten bu yana kalıcı

Diyarbakır CHP’ye kayyum atanması ile ilgili süreci özellikle ve titizlikle takip ediyorum. Eksik aksaklıklardan dolayı Genel Merkezi ve mevcut il yönetimini eleştirdim, bu anlamda eleştirmeye de devam edeceğim. Çünkü eleştiriler haksız değil, gelinen aşama tamamen vurdumduymazlıktır.

Ayrıca, kayyum atanması konusunda başvuruların olduğunu biliyorduk, herkes biliyordu. Tigris haberde 6-7 ay önce bir haber yapılmıştı, il başkanı Gönül hanım buna tepki göstermişti. İleriyi görmek, tedbir almak, partiyi kayyumlu hallerin içine atmamak gerekiyordu ki, o gün bizimde üzerinde durduğumuz konu buydu. Hatta 2013 yılında da aynı şekilde kayyum atandığını yazmıştım, bugün atananlarda aynı kişiler oldu. İl başkanı Gönül Özel bunu WhatsApp grubundan hatırlatmış, ancak ‘geçmiş’ olsun demekten başka da diyecek birşey yok.

Durum karşılıklı suçlama ve çatışma zeminine doğru sürükleniyor ki, böyle olması partinin genel gelişimine zarar verir. O nedenle, hukuki süreç nasıl işleyecek ise onu beklemek gerekiyor. Bir de süreç ile ilgili Genel Merkezin tavrı, alacağı kararın doğruluğu, tarafsızlığı, kabul edilebilirliği önemli.

Şimdi bunların tamamını bir tarafa bırakıp, durumu kendi penceremden analiz ediyorum.

Bu filmi daha önce de izlemiştik. Filmin senaryosu aynı, replikler birebir 2013’teki kayyumlu yılları hatırlatıyor. Ben kim haklı kim haksız meselesinin içinde değilim, olmam da zaten, çünkü tarafların particilik konusundaki samimiyetine inanmıyorum. 2013'teki anlayışta, şimdiki anlayışta ‘Küçük olsun benim olsun’ anlayışıdır, ‘aradan kendime nasıl Rol çalarım’ hikâyesidir. Parti'nin Diyarbakır'da büyümesinin önündeki en büyük engelin de bu anlayışın olduğunu herkes biliyor. Açık söylüyorum, Genel başkanda, MYK üyeleri de, parti meclisi üyeleri de bunu biliyor.

Diyarbakır ‘kayyum’ anlayışını kabul eden bir kent değil. Hadi diyelim ki mahkeme kararı ile bir atanma olmuş, bu konuda aşırı ısrarcı olmak, tırmalamak da doğru değil. Partinin hukukçuları devir işlemleri için hukuki bir sürecin varlığından söz ederken, partinin kapısına ısrarla dayanmak, ‘Polis zoruyla’ boşaltırız gibi bir sürecin içine girilmiş olması doğru değil. Sosyal medyada da bu anlamda paylaşımlar gördüm. ‘Mevcut yönetim polis zoruyla dışarı atılacak’ gibi düşmanca bir yaklaşım sergileniyor ki, hiç doğru değil. Sonuçta parti genel merkezinin kararı geçerlidir, öyle de olacaktır. Kayyumda olsa, kongrede olsa, genel merkezle uyumlu bir yönetim olmazsa, genel merkez her şeye rağmen birlikte çalışmaz, gereğini yapar.

Kendilerine ‘Çağrı heyeti’ diyen kayyum yönetiminin bu aşamadan sonra partinin kurulları ile çalışma imkânlarının olacağını sanmıyorum. Hukuki süreç nedeniyle en fazla olağanüstü kongreye kadar süreci götürebilirler, ondan sonrasına CHP Genel merkezinin izin vereceğini sanmıyorum.

O nedenle; daha fazla gönül kırmaya, düşman saflar yaratmaya, ısrarla il başkanlığında koltuğa oturma çabası içine girmeye gerek yok. Koltuklar gelip geçici, halk kalıcıdır. Bir de 1923'ten bu yana Cumhuriyet Halk Partisi, yani kuruluşun ve kurtuluşun partisi kalıcı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.