Deniz Poyraz, maviliğe yaraşır bir kürt kırmızılığı!

Ellerinde ağır silahlarla bir grup soyguncu bankaya giriyor! Ve soyguncuların başı ya da sözcüsü diyor ki: Biz demokrat insanlarız, oylama yapacağız, soyguna hayır diyenler, ellerini indirsin!'' Üzerine çevrilen silahlar karşısında, kim ellerini indirebilir? Sonuçta oylama sonucuyla banka soyuluyor. 12 Eylül faşizmi tümüyle böyle olmasa da darbeye giden yollar kontrgerillayla ve ardı ardına işlenen cinayetlerle döşenmişti. '' Biz daha erken de darbe yapabilirdik. Sürecin olgunlaşmasını bekliyorduk!'' süreç, dökülen kanlarla 'olgunlaşmıştı'! Osmanlıdan bu yana hiçbir kıyım, katliam ve darbeyle hesaplaşılmadığından, karanlık şimdi çok daha koyu ve boyutlu! Ah, söz kâr etmiyor!
Dolu başaklar boşaltılıyor! Toplumsal yapımızda dolu başaklara, deyim yerindeyse, artık prim yok! Sanayisini kurmuş, kendi içinde demokrasisini yerleşik hale getirmiş ülkelerde işin ehli, yani başakların dolu olması amaçlanır ve istenir. Bizde işin ehli, dolu başaklar, liyakat artık aranmıyor. Sadece ''din, iman'', para ve itaat aranıyor! Sonrası kapkaranlık bir dünya! Sonrası nato kafa nato mermer, kemik yalayıcıları ve ‘’Bekçi Murtaza’’lar…
Kaotik bir ortamda yaşıyoruz, yaşatılıyoruz. Toz duman birbirine karışmış. Göz gözü görmüyor. Devasa vurgunlar yapıldı, yapılıyor! Toplumun bütün sütunları çökertildi. Kurumları olmayan bir topluma dönüştük; yani toplum olarak sokağa düştük. Öncekilerin günahı üzerine gelenler, dehşet yaşatıyor topluma. Politika, ucuz ve kirli. Sivil inisiyatif yok! Bu kadar daralmış, ekonomik olarak çökmüşken,  bir de engellenmeyen cinayetler… Allah göstermesin bu vahşete yeni katliamlar da eklenirse, dünyaya ait olmaktan çıkarız! O güzel insan Deniz Poyraz’ın, bir kiralık katil tarafından, gündüz ortası, göz göre göre öldürülmesi, bu ülkenin de ölümüdür, toplum olarak bizim de ölümümüzdür! Ah, başka kimseler ölmesin! Biliyorum, sözün hükmü yok! Köklü ve derin bir barışa mutlak ihtiyacımız var! İnsanlığı kanatlandıracak barış ne zaman? Ölümün ve silah tekellerinin sesi baskın! İnsanlık hâlâ da çırpınmakta!
Ülke olarak bu cendereden çıkamıyoruz. Barış, özgürce ve insanca yaşama atmosferidir! Biz savaş ve baskı atmosferinde homosapiens olmaktan çıkacağız bu gidişle! Cinayetler, tecavüzler, ölümler ölümler üstüne! Bir mezarlık yerine döndük!
Kadın cinayetleri, politik cinayetler ve ırkçı saldırılar, yürek yakıyor! Çok yönlü zulüm sonrası, çaresizlikten ekmek parası için çalışmaya gelen savunmasız insanlara saldırmak, namussuzluktur! Faşistler, güce uşaklık eden, korkak insanlardır. Güce biat eden zavallılardır. Ancak savunmasız insanları gördüklerinde ve kalabalıksalar; saldırırlar. Aşağılık kompleksli yaratıklar sürüsü! Milyonların yüreğini yakıyorsunuz! Bugünlerin yarınları da var. Hesabı mutlak sorulacak! Katiller de, katilleri azmettirenler de adaletin olduğu mahkemelerde yargılanacak! Ancak o zaman toplumsal barış olur!
DENİZ POYRAZ
 
Resmini Kordonboyu'ndan sulara salın
Ege, unutmasın adını...
 
Deniz, kızım!
Senin çatal parmaklarına kurban olsunlar
Bu parfümlü faşizmin kanlı Haşhaşileri!
 
İzmir, İzmir!
Ege'nin incisi olacaksın
Dağlarında çiçekler açacak
Ve kızımızı korumayacaksın!
 
''Şêr şêre, çı jıne çı mêre!''
''Aslan aslandır, ha erkek ha dişi!'' demiş
Deniz koymuştuk kızımızın adını
Ve darağacına değil, sana yollamıştık!
Bir gelincik inceliğindeydi ve çok güzeldi
Maviliğine yaraşır bir Kürt kırmızısı
Ege'nin İncisi kana bulandı şimdi!
İzmir, İzmir!
Ah, koruyamadın kızımızı!
 
Deniz'imizdir kurşunlanan
Muhteşem esmer ve inleyen bir keman
Ah, kederli gözyaşlarıdır yağan!
 
Karanlık koyulaşıyor İzmir!
Tehlikeli ve pervasız bir zihniyet
Ah, gitgide kök salıyor!
 
Mertliğin olduğu yerde düello olur
Namertliğin olduğu yerde pusu kurulur!
 
Birbirimizin kederini paylaşmalıyız İzmir
Varsa kaderimiz
Onulmaz yaralarını
,Hüzünlü şarkılarını!
 
Ah, bütün sevdiklerim öldürülmüş gibi
Sanki sevenlerimin hepsi
Öyle ıssızım
Gözyaşlarım yakıyor yanaklarımı!
 
Ovaları çevreleyen dağ bulutları
Sağanak halinde yağıyor Dicle'ye
Varsay ki
Çocukları öldürülen bir halkın gözyaşları
İçimize içimize akıyor!
 
Bekliyoruz infilak sesini biz de
Artık ölümse ölüm
Saldırının en büyük Samurayıdır
Sabırsız bekliyor yüreklerimizde
Asla hiçbir güzelliğe karşı değil
Düzenin krallarına, kraliçelerine...
 
Deniz, kızım söz sana!
İzmir de bilsin, bütün dünya da
Mutlak yaşatacağız özlemini
Senin çatal parmaklarına kurban olsunlar
Bu parfümlü faşizmin kanlı Haşhaşileri!
AYDIN ALP  / 17 Haziran 2021
Irkçılar; kinli ve barbardırlar. Bu tür olayların hesabı sorulmazsa, sorumlular cezalandırılmazsa olayların önü alınamaz! Olayları örtbas etmekle sorun ortadan kalkmıyor!
Toplum olarak işimiz zor. Amerika'yı yeniden keşfetmek gerekmiyor! Çözüm; altyapısı hukuk olan, açık ve şeffaf bir yapılanmadan geçiyor. Toplumsal kesimlerin eşit ve kardeşçe yaşamasına olanak tanımak gerekir! Kurumların çöktüğü, yargının yerlerde sürüklendiği, güçlü olanın borusunun öttüğü bu toplumsal yapıdan iyilik ve güzellik çıkmaz! Ve her olumsuzlukta, duyarlı yürekler kanamaya devam ediyor ne yazık ki! Ömrümüz yeter mi bu karın ağrısı düzenin kutlu dönüşümünü görmeye? Hep birlikte ve mutlaka!
*Önceki haftaki yazımın devamı, bir sonraki haftaya. Sevgiler, saygılarımla… 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.