Diyarbakır-siyaset-ticaret

İlginç bir kent olduğumuzu her zaman söylerim. Kenti idare etmek için halktan yetki isteyen, aldıktan sonra halkı dinlemeyenlerin yönettiği ilginç bir kent. Bu yetmezmiş gibi, şimdi atananlar da dinlemiyor. Yani ‘üzüm üzüme bakınca kararıyor’ diyorlar ya, doğruymuş.
Yukarıda attığım başlığa bakmayın, (Diyarbakır) en başta zikredilse de algı içindir, işi biten kenti bir kenara bırakıyor, o sihirli iki kelimeye sarılıyor; Siyaset-ticaret.
Birbirini destekleyen, sarıp sarmalayan, gerideki her şeyi unutturan iki önemli zıplama aracı!
İktidarda olanlar her şeyi bildikleri kanaatiyle tek başlarına yol yürümek isterler. Oysa sadece yol yürümekle olmuyor, bir de yol açmak gerekiyor ki, bu da tek başına olmuyor.
HDP’li belediyelerden başlayayım.
‘Kırklardağına konut olmaz’ denildikçe inat ettiler, ısrar ettiler. Hatta kendilerine oy verip iktidara getirenleri de dinlemediler.
Ne oldu?
Şimdi öyle bir yer yok, milyonlar heba oldu.
*
Seçilmişler gitti atanmışlar geldi.
Onlar hiç dinlemiyor.
‘Diyarbakır’a palmiye olmaz’ diyoruz, inadına dikiyorlar.
‘İklim yaşatmaz’ diyoruz, ‘Biz yaşatırız’ diyorlar.
E hadi buyur yaşat!
75’te dikilenler sarardı, kuruyor.
Gitti paralar
*
Taktik; vur-kaç olunca hiçbir şey kalıcı olmuyor.
Halka bir faydası olmuyor, şahsi oluyor.
Siyaset ve ticaret faydalanıyor.
Ancak, finalde kalıcı olanın ‘vur-kaç’ta telef’ olduğunu sandıkları halk olduğunu anlamıyorlar.
*
Kentin sermayesi var, ancak milli değil diye yazmıştım dün. Duyarlı, en az 60-70 yıl Diyarbakır’da ticaret yapan, ancak siyaseten zenginleşmeyen, parti ve arsa zengini olmayan bir kesim, benim yaşımla paralel bildiğim şahsiyetler aradı, yazdıklarımı onayladılar, dertleştik. ‘O SİAD bu SİAD, O da moda’ tabelaları olan kendilerine ‘ekonomi temsilcisi’ diyenler; ‘bu adam ne diyor, neden söz ediyor, ne sermayesi, ne parası, ne millisi’ deyip beni rahatsız etmediler!
 
Beni rahatsız etmedikleri gibi, yönetenleri de rahatsız etmiyor bu milli olmayan sermaye kesimi. Öyle olunca da kimse kimseyi dinlemiyor, ‘at binenin kılıç kuşananın’ oluyor.
*
Çok yanlış var, kimse kimsenin yanlışına dokunmuyor. Özel okullardaki veli ve öğretmenlere imzalatılan senetler gibi. Savcılığın soruşturmasının sonucu ne olacak, ona da ayrıca bakacağız.
*
Bu arada, 50 milyonluk davayla ilgili ilginç gelişmeler oluyor, tahliyeler başladı. 350 yıl ceza isteniyordu. Ne olduysa!.
 
Üst düzey bürokratlar kimseye para vermemiş, rüşvet, faiz gibi gayri nizami bir ticari ilişki de söz konusu değilmiş!
Her şey yalan!
Çok uzun zamandır, yaklaşık bir yıl.
İlk kez önceki gece(Cumartesi)6-8 saat arası uyumuşum, bir de rüya gördüm. 
Vay be..
İşte bu gerçek, ama anlatmam rüyamı..
Neler neler.
 
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.