Emanet giderek kirleniyor!

Bizim geleneklerimizde emanet önemlidir. Ne olursa olsun, emanet edilmiş ya da alınmış bir şey var ise, alan o emanete sadık davranır, korur kollar, kişisel ya da genel, hiç fark etmez, emanet dediğimiz şey böyle bir şeydir.
Diyarbakır’ın belediyelerine her ne kadar kayyum yöntemiyle el konulmuş olsa da, sonuçta durumu alınmış bir emanet olarak değerlendirmek gerekiyor diye düşünürüm.
Mademki başkaları iyi idare edemiyor, edemedi denilerek güya emanete! alındı kent, o zaman gereğinin yapılmasını bekleriz.
Hadi, ithal bürokrat, çifte maaş, ihale, börtü-böcek alımları, kayırma gibi durumla baş edemedik, dinletemedik, önüne geçemedik. Emanetçiler bu konuda gereken ihtimamı gösteremedi ya da biz öyle gördük.
Peki ya temizlik?
Arkadaş, kent pislikten geçilmiyor. Dolaşmadığım yer yok. Öyle araçla falan da değil. Ya yürüyorum ya da toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. İnsanların yoğun olduğu alanlarda dolaşıyorum, görüyorum, konuşulanları duyuyorum.
Merkez ilçelerin tamamında temizlik konusu çok ciddi bir sıkıntı. Sadece gecenin ya da günün belirli saatlerinde belli noktalara bırakılmış çöp poşetlerinin toplanması ile temizlik olmuyor. Başka kentlerde cadde ve sokakların sabahın erken saatlerinde yıkandığına tanıklık ediyoruz.  
Diyarbakır’da su mu yok?
Diyarbakır suya mı hasret?
Personel sıkıntısı mı var?
Yoksa ceza mı uygulanıyor?
Emanetçiler!
Sınıfta kalmış durumdasınız, bilesiniz.
40-50 derece sıcağın olduğu kentin öyle varoşları falan da değil yani, turizm-turist-tarih diye övündüğümüz Sur içi bölgesinde cadde ve kaldırımların katmerleşmiş kirini gezen dolaşan görür.
Yeterli temizliğin yapılmadığı konusunda esnaf şikâyetçi, dolaşmak için kent içinden ve dışından gelenler şikâyetçi.
 Dün sabah, sur içinde kaldırımdan yürüyordum, kendimden gayet emindim. Kaldırım taşının boşlukta olduğunu, yerinden oynadığını, basınca ve altında birikmiş su ayakkabımı kirletince fark ettim, iş işten geçmişti.
Ben başkan olsam sabahın erken saatinde çıkar dolaşır, tespit yaparım.
Ben öyle yapıyorum.
Galiba ben değil, başkan benim yerimde olsa iyi olur.
Sabahın ilk ışıklarıyla kiri, pası, kirliliği daha net görmek mümkün, gün ilerleyince güne de kirlilik karışıyor, katmerleşiyor, kirlilik fark edilmiyor.
Emanet giderek kirleniyor!
*
Okuyucu mektubu:
Bağcılar Mahallesi 1216. Sokağın her tarafı ya yamalı ya da yamalı olmayan yerlerin tamamı da çukur olmuş vaziyettedir.
Otogar ekmek fırının yanından başlayıp Hamravat evlerinin girişine kadar yolun tamamı bozuktur. (Özkılıç Sitesinin önü hariç)
Defalarca belediyenin ilgili birimine bildirmemize rağmen hala asfaltlama yapılmamıştır. Sayın Başkanın bu konuyu ivedilikle halledeceğinize inanarak mail da attım ama hiç ses seda yok.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum