Halkın menfaatinden ‘muaf’ olanlar!

Maviden başlayalım.

Mavi, barış, özgürlük, sadakat, güveni içinde barındıran bir renk. Aslında Diyarbakır’ın tarihten kaynaklı genetik duruşuna hitap ediyor.

Hazır virüsten uzak bir duruşa evirilmişken Mavi’den yana tavrımızı geliştirme zamanı. Barışa, huzura, dostluğa, arkadaşlığa, geleceğe dair umutları yeşertme, yükseltme zamanı.

Olur mu?

Biz, bireysel de olsa çoğaltalım umutları.

Toplum yol haritasını belirler.

Bugün ya da yarın, belki de yarından sonra.

Mutlaka belirler, noktayı da koyar.

Geleceğe umudun, zamanı, mekânı olmaz, gerçekleşir.

Engellenemez, geciktirilir belki.

İllaki gerçekleşir.

Bütün mesele dik duruşun varlığı ve devamı ile ilgilidir.

Bireyden başlar topluma yansır.

Bireyler; illaki bir yerlere eklemlenmek zorunda olduklarına inanmasa, bağımsız, özgür davranış biçimini benimsese, sıkıntı olmaz. Devir-devran değiştikçe, geçici de olsa bireylerin dönen devrana göre dönmesi, toplumun da direncinin kırılmasına, güçsüzleşmesine ve karşının suçlamalarına maruz kalmasına zemin hazırlar.

*

Moda olduğu üzere, egemenler, eleştiriye açık olmuyor. Eleştiri yapanlara da geçerli yöntem olan; hain, vatan haini, bozguncu, ‘terörist’ gibi yaftalar devreye giriyor. Böyle olunca da ne kadar gayri hukuki durum varsa egemenlerin hukukunun gölgesinde meşruiyet kazanıyor.  

*

Cumhuriyetin ikinci yüzyılına yolculuk yaparken sıkıntılı bir süreç yaşıyoruz. Tam da geleceğin iktidar savaşı olarak algılamamız gereken bu içinden geçtiğimiz sürecin finali; toplumun, kamunun hakkını, hukukunu koruyan, fitne-fesat işlerle uğraşmayan dik duruşlu insanların lehine sonuçlanacağına yürekten inanıyorum.

*

TMMOB Diyarbakır şubesi dün yazılı açıklama yaptı, kayyum yönetimlerinin kentlerde ve ilçelerdeki uygulamaları ile hukuka aykırı davrandıklarını, suç işlediklerini belirtti. İmardan, kira ve satış işlemlerine kadar, hiç ihtiyaç olmadığı halde cadde, sokak, kaldırımların yıkılarak ihale edilmesi ve yeniden yapılmasına kadar olan işlemler konusunda uyarılar yapıyor TMMOB.

Dikkate ve ciddiye alınmadığını biliyoruz.

Ancak, kurumsal ya da bireysel uyarı ve eleştirinin yapılması toplumsal bir sorumluluktur. Not düşülür, zamanı geldiğinde incelenir, doğrusu yanlışı masaya yatırılır, ona göre hukuk önünde hesabı sorulur.

*

Biz, ithal bürokrat, çifte maaşı yazdık, inkâr eden olmadı. Ancak, konunun etrafında tur atarak, bizim yanlış yaptığımız konusunda kendi kendimizi yalanlamamız gibi bir ortam yaratıldı.

Kabul etmek mümkün mü?

Yazılanlar doğru, savunuyoruz, sonuna kadar da savunacağız.

Üzerinden bir ay geçmesine rağmen hala, İçişleri Bakanlığının gönderdiği soru önergesine dahi cevap yazılmadığını da biliyoruz.

Kentin sivil kuruluşlarından bir destek alamadık. Hiç biri belediye’ye ‘bu makamlar ve paralar kentimize aittir, çar-çur edemezsiniz’ diyemedi. Bireysel olarak kaotik ortamda zenginleşen bir kısım STK temsilci ve yöneticileri, kazandıklarını kaybetmeyi göze alamadıkları için, halkın menfaatleri ile ilgili kısımdan kendilerini ‘muaf’ tutuyorlar.

Her kes pazarından hayır görsün!

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.