Ne çok öldük be sebepsiz!

Ölümü kutsayan toprakların, coğrafyanın parçası olmak öylesine zor ki, sürekli bir kutsama ritüeli içindesiniz. Bir de zamansız ve beklenmedik ölümler ‘çat kapı’ yakanıza yapışıyor bu coğrafyada.

Mezopotamya’da ölüm ve yaşam arasında kalan kısım ‘sırat köprüsü’ misali, ‘bıçak sırtı’ mübarek!

Neyi, nerede, nasıl karşılayacağınızı hesaplayamaz hale geliyorsunuz.

Her an her şey olabilir!

Kardeş kardeşi, dayı yeğeni, baba oğul’u, kardeş bacıyı, komşu komşuyu, arkadaş arkadaşı uyduruk bir nedenden dolayı vurabilir. Kan davalarının neden ve sonuç ilişkisi de zaten söz ettiğim bu kavramlar içindedir. O nedenle döngüdür, yüzyıllardır sürüp gidendir.

Nerede, ne zaman, nasıl ne şekilde geleceğini kestiremediğiniz garipliklerle karşılaşmak mümkün. Bunun adının ‘ölüm’ olması şart değil, bazen de ölüme yakın bedellerin ödendiği bir coğrafyadan ve o coğrafyanın sürecinden söz ediyorum.

Acı olanı ölümlü olandır elbette, sevdiklerini bırakıp gitmek, sevdiğini sonsuza yolcu etmek, hem de avuçlarınızın arasından kaybolup gitmesine tanıklık ederek.

Coğrafya ölüme alışkın, duramıyor ölümsüz.

Tam da çatışmalı zeminden uzaklaşıyoruz, artık gencecik insanların ölüm haberleri gelmiyor, gelmeyecek, anneler, bacılar, kardeşler, babalar ağlamayacak diyoruz ki, coğrafya bir başka rol üstlenerek davet ediyor ölümü…

Hastalık ve yaşlılıktan gelen ölümlerin ötesindeki çatışmalı zeminlerden kaynaklı ölümlere alışık bir coğrafya olsak da, adeta katliama neden olan toplu kazalara da tanıklık ettik. Hem Gaziantep’te hem de Mardin’in Derik ilçesinde, üstelik ilçenin göbeğinde.

Hani derler ya; programlasan bu kadar olmaz diye.

Elbette ki ölüm, ölümler, sadece yaşadığımız coğrafyaya ait bir ritüel değil, dünyanın herhangi bir coğrafyasında da bu şekilde ölümlere tanıklık edilebilir. Ancak, Mezopotamya coğrafyasının yüzyıllara dayalı ve hala devam ‘Ölüme dayalı sicili’ öncelik hakkını kaptırmıyor.

*

Coğrafya ölümü kutsadığı kadar haksızlığa karşı direnişi de iliklerine kadar kutsuyor. Direnişinin yanı sıra gerçekleri de korkmadan ortaya çıkarıyor. 20 can sonsuzluğa uğurlandı, bir gerçek gözler önüne serildi.

Bizler biliyorduk, Türkiye toplumunun tamamı bilmiyordu.

Bir kaza olacak, içinden 5’li çeteden Mehmet Cengiz çıkacak.

Evet, evet o…anamıza küfreden!

Eti Bakır Mazıdağı fosfat Tesislerinin sahibi, 20 kişinin ölümüne neden olan araçlar onun için çalışıyor.

Mezopotamya coğrafyasında bir kaza ve Mehmet Cengiz.

Fosfat tesisleri nasıl alındı, nasıl bir rant var, Türkiye bunu sorgulamalı.

Ne çok öldük be sebepsiz!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.