Ne yapmalı?

Sosyalist lider Lenin’in soru ve yanıtı birlikte yansıtan kitabının adı ‘Ne yapmalı’?
Yazdığı günlerde de, sonrasında da, şimdi de güncel bir soru ve yanıt başlığı. Yalın iki sözcükten ibaret bu soruyu kendine ya da karşıya sorduğunuzda, çaresiz zamanda ışık tutmuş gibi hisse kapılmak mümkün diye düşünüyorum. Kendi açımdan öyle, herkes kendine bir pay çıkarmalı diye de düşünürüm.
Demokratik toplumların örgütlü mücadelesinin sihirli iki sözcüğünü gündemleştirdim, kendim için Türkiye geneli için, Diyarbakır ve kentteki gazetecileri de, aynı zamanda kenti yönetenleri de bu iki cümle içinde ‘sorgulayarak’…
Sürekli ‘Ne yapmalı’ sorusunu soruyorum kendime.
Diyarbakır’da gazetecilik yapan arkadaşların bir kısmı da bu soruyu kendilerine sorsunlar artık.
Bu günler geçtiğinde insanların yüzüne bakacak yüzümüz olsun diye.
Bilgisayarına el konulan GGC kurucusu 50 yıllık gazeteciyi es geçen gazeteci, bunu sorgulamayan gazeteci halka nasıl sahip çıkacak?
Bir şeyler yazmak lazım, sormak lazım diye başladığım bu işte soruyorum, sormaya devam ediyorum. Bir şeyi planlamaya gerek kalmadan, güncel yaşadıklarımıza dair karşılaştığımız ne varsa, hayatımıza dair olanı yazarak, çizerek, sorgulayarak.
Örnek; kayyumları, onların bulundukları alanlardaki yolsuzluk, hırsızlık, arsızlıkları, ihaleleri, Dicle üniversitesi arazisinin imara açılarak villalar yapılmak istenmesi projelerini yazmak gibi. V.S.V.B..
Bu kentin evladı bir gazeteci olarak duyduğum sorumluluk gereği yazıyorum, hakaret etmeden, saygısızlık etmeden, gazetecilik kuralları içinde.
Bunu bir kenarda tutuyorum ve devam ediyorum.
*
Evimiz basıldı, savcılık izni var denilerek, ancak izin kâğıdı yerine bir dosya gösterilerek.
Kardeşim gözaltına alındı, sebebi ‘Suya yazılı’!
Toptancı bir toplama anlayışı ile bilgisayarıma el konuldu, imaj kopya gibi işlemler taca atılarak.
Yani, haksız, hukuksuz, ayrıca ne zaman iade edileceğini bilmiyorum.
Ekmek paramı kazandığım bu teknolojik aleti alıkoyanlar şunu bilsin; Ben 3-5 maaş alan bir adam değilim. Bu nedenle yeni bir bilgisayar alma şansım şimdilik yok. Hukuksuz aldığınız bilgisayarımı en kısa zamanda iade edin.
*
Ev baskını sabahı Diyarbakır Valisinin, Belediye Genel Sekreteri ile gazetecilerle kahvaltılı basın toplantısı vardı. Bu meseleyi de konuşmak için gitmek istedim, sonra gerginlik olur dedim, belki gazeteci arkadaşlarım sorarlar diye de düşündüm. Sonra öğrendim ki, onlar kendi sorularına da cevap alamamış, hatta görüntü çekememişler. Vali bey görüntü çekmek isteyenlere de ‘sohbet ediyoruz’ çekmeyin demiş.
Sohbet meselesini yaklaşan Ramazan ayına ertelesek iyi olurdu, gazetecilerle bir arada olunca ‘Özel sohbet’ olmuyor da moda şimdi bu. Bağlar belediye Başkanı da Semt pazarı sorununu görüntüleyen arkadaşlara, ‘Çekmeyin, pazarcılarla sohbet ediyoruz’ demişti.
Gazetecilerin yeni konsepti kamu görevlisi ile sohbet mi?
Elbette değil.
Vali, gazetecilere, ‘Bizde, sizde kamu görevi yapıyoruz’ demiş.
Hayır, Vali Bey, Siz resmi kamu görevlisisiniz, gazeteciler ise kamu adına sizleri denetleyen, kamu adına bu hizmeti yapan sivil bireylerdir.
Görevlerimizin tanımı böyle, bu şekilde bir birimizi anladığımızda, işler karşılıklı daha rahat yürür.
Sahi, emrimizdeki kamu görevlileri, ekmek paramı kazandığım, ekmek teknem olan bilgisayarıma hukuksuz el koymuşlardı, belki bilginiz yoktur, iadesini rica ediyorum. Kamu hizmetimiz aksamasın.
Evet.
Ne yapmalı?
Yapılacak çok şey var ve olacak…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.