Şam Yönetimi Ne Yapmak İstiyor?
Suriye’de savaşın en yıkıcı yılları geride kalmış gibi sunulsa da, Şam yönetiminin Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine dönük saldırıları, bu iddianın ne kadar temelsiz olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Sivillerin yaşadığı, büyük ölçüde Kürt nüfusun bulunduğu bu iki mahalle, askeri değil politik bir hedef haline getirildi.
Şeyh Maksud ve Eşrefiye, Suriye savaşının başından bu yana radikal gruplara, çetelere ve işgalci politikalara karşı kendini savunmuş, görece istikrarlı ve sivil yaşamın korunabildiği nadir alanlardan biri oldu. Bugün bu mahallelerin hedef alınması, “egemenlik” ya da “devlet otoritesi” söylemiyle açıklanamaz. Ortada açık bir mesaj vardır: Kürtlerin kendi kendini yönetme iradesi cezalandırılmak istenmektedir. Şam yönetimi yıllardır Kürt sorununu bastırma, yok sayma ve güvenlikçi yöntemlerle kontrol altına alma politikasını sürdürüyor. Savaş boyunca Kürtler ne rejimin yanında ne de cihatçı grupların safında yer aldı; kendi bölgelerini savunmayı tercih etti.Tam da bu tutum, bugün Şam’ın tahammülsüzlüğünün temel nedenlerinden biridir. Çünkü merkeziyetçi ve otoriter bir devlet aklı için, halkın öz örgütlülüğü en büyük “tehdit” olarak görülür.
Saldırıların zamanlaması da tesadüf değildir. Rojava’da demokratik özerklik tartışmalarının yeniden gündeme geldiği, bölgesel dengelerin değiştiği bir süreçte Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye yönelmek, Kürtlere açık bir gözdağıdır. “Masaya oturmak yerine topu ve füzeyi seçiyoruz” mesajı verilmek istenmektedir. Bu saldırılar aynı zamanda Şam yönetiminin barıştan ne anladığını da göstermektedir. Eğer barış, farklı halkların ve inançların eşitliği üzerine kurulmayacaksa; eğer çözüm, askeri baskı ve zor yoluyla dayatılacaksa, bunun adı barış değil, geçici bir sessizliktir. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de yaşayan sivillerin can güvenliğini hiçe sayan bir anlayışın Suriye’nin geleceğine dair umut üretmesi mümkün değildir.
Uluslararası kamuoyunun sessizliği ise en az saldırılar kadar sorunludur. Suriye söz konusu olduğunda sivillerin hayatı, jeopolitik hesapların gölgesinde kalmaya devam ediyor. Oysa Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye yönelik her saldırı, sadece Kürtlere değil, Suriye’de birlikte yaşama ihtimaline yönelmiş bir darbedir. Şam yönetimi bilmelidir ki; bombalarla bastırılan bir halk, yarın daha derin bir kopuşla karşılık verir. Kürtlerin talebi bölünme değil, demokratik ve onurlu bir yaşamdır. Bu talebi hedef alan her askeri hamle, Suriye’yi bir adım daha istikrarsızlığa sürükler. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye düşen bombalar, aslında Suriye’nin ortak geleceğine düşmektedir. Bu saldırılar durdurulmadıkça, ne egemenlikten ne de barıştan söz edilebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.