Sorumluluk Siyaset Kurumunundur

İddialar çok vahim. Demokrasi, demokrasi kentinde ciddi bir yara aldı.

SADAT bağlantılı katil ile ilgili ortaya çıkan bilgiler, HDP İzmir il binasında yapılması planlanan 40 kişilik toplantının son anda iptal edilmiş olması gibi bilgiler değerlendirildiğinde çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya olduğumuzu anlayabiliyoruz, ancak hayretler içinde değiliz. Çünkü bu noktaya gelinmesi için hazırlanan zeminlerin nasıl olduğunu biliyoruz.

 

Parlamentoda grubu bulunan, 6 milyonun üzerinde oy alan HDP’yi ‘Terörist’ ilan edenler, İzmir il binasında genç bir kızın katledilmesini lanetleyen açıklamalar yapıyor. Bu zemini hazırlayanlar, utanmadan başsağlığı ve taziye metinleri yayınlıyorlar. Demokrasi trenini mafya durağında park ettiren zihniyetin varlığının ortadan kaldırılması, ülkenin acil çözüm bekleyen sorunlarının başında duruyor.

Siyasette kullanılan dilin, üslubun, muhalefet partilerini hedef alan açıklamaların sonuçlarına tanıklık ediyoruz. Bu sonuç, İzmir il binasında katledilen genç kızın kanının vebalini siyaset kurumunun üstüne sıçratmıştır.

Siyaset kurumu bu cinayetten kendini sorumlu tutmalıdır.

Kendini sorumlu tutmak, hissetmek, son derece önemlidir.

Sorumluluk;

Sorumsuzluktan kaynaklı sonuçların dayattığı muhataplığı hissetmek, yurttaşa yönelik haksız saldırıya karşı tavır takınmak, bu tür olayların olmaması için çaba sarf etmektir.

 

Siyaset kurumu, ait olduğu parlamento çatısı altında İzmir olayını enine-boyuna tartışmalı, bu tür olayların karşısındaki kararlı tutumunu kamuoyuna yansıtmalıdır. Birilerinin siyasi ikbalinin sağlama alınması uğruna işlenen cinayetlerin demokrasilerde yeri yoktur.

 

O nedenle; olay toplumsaldır, genç kızın kanı siyaset kurumunun, Türkiye’nin üzerine sıçramıştır. Kan temizlenmez ancak, yeni kanların dökülmesine engel olunabilir.

 

İşte bu nedenle, ‘sorumluluk siyaset kurumunundur’ diyoruz. Parlamento çatısı altında olan, olmayan bütün partiler, bu tür saldırılar karşısında ortak ve açık tavır konusunda mutabakat sağlamalıdır.

 

Saldırının provokasyon olup olmadığı konusunu da tartışmaya, meseleyi başka mecralara çekmeye de hiç gerek yok. Siyaset-mafya-gazeteci-işadamı ağına kurban edilen ülkenin içinden çıkılmaz halinin tezahürüdür bu noktaya gelmemizi sağlayan.

Mesele, ayan-beyan, bütün çıplaklığıyla ortadadır.

Ve de sorumluluk siyaset kurumunundur.

Bu yazı toplam 4512 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.