Suç, suçlu-toplumsal muhataplar

Gündemin birinci sıradaki haberi; ‘Musa Orhan tahliye edildi.’ Sosyal medyanın tepki gören en çok haberi de bu tahliye meselesi. Genç bir kızı 20 gün alıkoyarak sayısız kez tecavüz etmiş, ölümüne neden olmuş. Toplumun büyük kesimi doğal olarak tepki veriyor, önce gözaltı, tutuklama, derken, sonra tahliyenin dayattığı kışkırtıcı durum, insanların tepki vermesine neden olmasın da ne olsun?

Tepki vermeyenler de var!..Devletin güvenlik görevlisine sahip çıkılması gerektiğine inanan bir kesim, tepkisizliğini, ‘Devlete sahip çıkma’ ritüeline teslim edince, tepki verenlerin yapacağı bir şey kalmıyor, tepki vermenin ötesinde.

Oysa kim olursa olsun, ortada suç ve suçlu varsa, toplumsal duyarlılık; onu hem kendi vicdanında hem de devletin vicdanında, kanunlarında mahkûm ettirmelidir. Suç ve suçlunun varlığı, kurban ya da kurbanları nezdinde şahsilik içermiyor. Birilerine özellikle şahsi nedenlerle gelip çatmıyor ki suç ve suçlu. Hepimiz bunun potansiyel müşterileriyiz.

Suçlunun suç niteliklerinin, yani tecavüz, hırsızlık, gasp, cinayet gibi özelliklerinin varlığının potansiyel muhataplığına hepimiz, çevremiz, kızımız, oğlumuz, eşimiz, akrabalarımız, komşumuz, özetle; toplumun tüm kesimlerinin aday olduğunu hep birlikte kabul ettiğimizde, bunun adı toplumsal sözleşme olur ki, bizim toplumumuzun buna ciddi, ciddi ihtiyacı var.

Aksi, durumda, şimdi olduğu gibi, bir kesim, hırsızı, tecavüzcüyü, gaspçıyı, katili, kendi sınıfsal yakınlığı nedeniyle af eder, savunur, karşı çıkanı da vicdanından azade, hain hatta vatan haini yaftalarıyla suçlu ilan eder, toplumsal ayrışmaya da zemin hazırlar.

**

Bir gündem de;

30 Ağustos zafer kutlamaları (Yakın tarih zaferi, kutlamaya izin yok)

Malazgirt zaferinin 949. Yıl dönümü kutlamaları, sonsuz izne tabi)

**

Yakın tarih zaferini kutlamalarının yapılması konusunda tepki koyanları izliyorum; toplumsal bir ayrım yapmıyor, iktidarın kutlamalarında ısrarlı olduğu Malazgirt Zaferi kutlamalarına ortak oluyor. ‘Sen bizimkini yok sayıyorsun, senin ısrar ettiğini de ben yok sayıyorum’ demiyor, ‘ikisi de benim’ deyip, iki tarihe de sahip çıkıyor.

İki tarihten birine sahip çıkmayanlar, coğrafyaya da, halka da sahip çıkamaz, toplumsal mutabakatı sağlayamaz, toplumun bölünmesine zemin hazırlar. 

Naci Sapan

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.