Müslüm Üzülmez

Müslüm Üzülmez

Yanlış Hesap Davos’tan Döndü Gibi - 2

 (Geçen haftadan devam)

Dünya nimetlerinin bu şekildeki bir paylaşımı adalete, barışa, insanların esenliğine acaba nasıl bir katkı sağlayacaktır?

Evet, doğru. Kentleştik, yani medenileştik; dijital cihazları çok kullanır olduk, eğitim düzeyimiz yükseldi, sürü anlayışından kısmen kurtulup birey olduk, ama gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, göç, yoksulluk, açlık, kadın cinayetleri, çocuk istismarı, ırkçılık, azınlıkların baskıya maruz kalması, asayiş, uyuşturucu kullanımı, öfke, şiddet, eğitim, sağlık, çevre, güvenlik, yerel savaşlar, terör, vb. sorunlar sürekli katlanarak arttı/artıyor ve altta kalan nasipsiz yoksul ve mazlumların da canı çıkıyor.

1789 Fransız Devrimi’nin Liberté, Égalité, Fraternité; yani “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” anlamına gelen özdeyişi tarihin çöplüğüne mi atıldı? Atıldıysa şayet, o zaman bazı şeyleri yeniden düşünmek için Robert Darnton’un kaleme aldığı Fransız Devrimi’nde Devrimci Olan Neydi?kitabını bulup okumada fayda vardır. (zoomkitap, Çev: Utku Özmakas, 2020, İstanbul)

İnsanların yaptıklarına ruhlarındaki duygular yön ve biçim verir. Küreselleşme, neo-liberalizm, serbest piyasa insanların ruhunu öldürdü. Duygu yoksunu olduk. Usta işi bir pazarlama sonucu bireyler ve aileler arasındaki bağlar gevşeyip her şey çıkara endekslendi. Güven ve dostluk kuş olup uçtu. Bireyin yerini bireycilik aldı. İnsanî ilişkiler azaldıkça azaldı. Aşk, sevgi, şefkat, merhamet, fedakârlık, cömertlik, duygudaşlık, gönül yüceliği buharlaştı. Paraya/Dolara tapma, otoriteye itaat, adam kayırma, çelme takma, rüşvet, torpil, cinlik, yozluk, kıskançlık yaşantımızın parçası oldu. Günümüzde büyük bir çoğunluk mutsuz, gelecek endişe ve korkusunu yaşıyor. Yolda giden insanlara bir bakın. Yüzleri gülüyor mu? Kaşlar çatık, sinirli ve kavga çıkarmaya bahane arar bir halleri var sanki. Sokaklarda hayatî ya da çok aceleleri varmış gibi hızlı hızlı, telaşla yürüyorlar. Leblebi gibi antidepresan kullanılıyor. İnsanların ekonomik gelirleri göreceli olarak artmış olabilir, ama mutlular mı? Kendilerine, ailelerine, akrabalarına, arkadaşlarına zaman ayırabiliyorlar mı? Para önemli, tamam, ama her şey para mıdır?

Bizler (68 ve 78 kuşağı) geçmişte güzel şeyler için, dünyayı değiştirmek için hilafsız hevesle çalıştık, ama doğru örgütlenme veya doğru reçeteyi sunamayışımızdan ya da koşulların uygun olmayışından dolayı bu kötü gidişatı önleyemedik. Bu konuda suçluyuz, tarih zaten bu nedenle bizi cezalandırdı. Yunanlı film yönetmeni TheodorosAngelopoulos, kendisiyle ilgili derlenen TheoAngelepoulos isimli kitapta bu hazin durumu çok güzel anlatır: “Çok eski olmayan bir zamanda, dünya tarihi arzuya dayanıyordu: dünyayı şöyle ya da böyle değiştirme arzusuna. Şimdi, hazin bir yüzyılın sonuna geldiğimizde bu arzuların gerçekleşmediğini görüyoruz. Tarih şimdi suskun. Sessizlik içinde yaşamak çok güç olduğundan, hepimiz cevapları kendi içimizde arıyoruz.” (Dan Fainaru, Agora Kitaplığı, Çev: Mehmet Harmancı, 2006, İstanbul.)

***

Acımasız bu sitemin böyle sürüp gitmeyeceği, anamın deyişiyle yaşayan çocuğun bokundan belli oluşu gibi belliydi.

Küresel ölçekte bu Sistem, Covid-19 virüsüyle birlikte dökülmeye başladı, hatta çöktü. Hep birlikte bunu görüyor ve yaşıyoruz.

Kapitalizmin peygamberi Adam Smith (d. 1723-ö.1790) yıllar önce, “Sağlık hizmetleri, piyasaya bırakılmayacak denli kritik önemdedir” demesine karşın, onun ahlaki vaazları bir tarafa konularak dünyada her şeyi -hemen hemen her şeyi- serbest piyasa belirler oldu.

Bilim insanları, aydınlar, politikacılar, duyarlı insanlar yıllardır serbest piyasanın kurt kapanı olduğunu, neo-liberal politikaların çıkmaz yol ve yıkım getireceğini söyleyip durdu, ama serbest piyasa kurtları ve onların yandaşları bu uyarılara kulaklarını tıkadı. Gidişat aşikâr olunca da “Tepe”lerden açıklamalar gelmeye başladı. TÜSİAD Başkanı SimoneKaslowski, Yüksek İstişare Konseyi’nde yaptığı konuşmada Covid-19 salgınının ülkelere, bireylere büyük zarar verdiğini, gelir dağılımı uçurumunu derinleştirdiğini, eşitsizlik ve yoksullukta patlama yaşandığını belirterek; “Dünya Ekonomik Forumu’nun Başkanı KlausSchwap, neo-liberal anlayışın bırakılması gerektiğini, artık farklı bir küreselleşme modelinin gerektiğini yazdı” bilgisini paylaştı. (Haber ajansları/3 Aralık 2020)

Bu açıklamayla yeni gidişatın yönünün farklı olacağının sinyali verilmiş oldu.

Yani, yanlış hesap Davos’tan döndü gibi.

Müslüm Üzülmez

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar