Öznur Mehmetoğlu

Öznur Mehmetoğlu

Entelektüel Olmak Zorunda Bırakılmış İnsanların Estetiği

Entelektüel Olmak Zorunda Bırakılmış İnsanların Estetiği

Bir dil bilmek sadece, hakimiyet sağladığı o bölgenin toplumu ile iletişim kurabilmek demek değildir. Bir dil bilmek çoğu zaman o dili yaygınlaştırabiliyor olmak veya yerinde ve doğru kullanabiliyor olmak olsa da, kimi zaman o dili bilmek zorunda kalmaktır. İki veya üç dilden fazla dil bilmenin bir ayrıcalık kabul edildiği ve yüksek maddiyat ile bağdaştırıldığı 21. yüzyılda hala ana dilini öğrenme hakkından bile mahrum kalan milyonlarca insan mevcut. Malavi, Burundi, Pakistan, Güney Sudan ve Somali gibi özellikle Afrika ülkelerinin kırsal kesimlerinde kadın ve çocukların yoğunluğu başta olmak üzere temel eğitimi için gerekli kaynak ve materyallere erişebilen insan sayısı %25’in bile altında. Peki çeşitli ülkelerde bu tür temel haklarından mahrum bırakılan insanların sayısı çoğalmaya devam ederken Tiktok, Pinterest ve bunun gibi sosyal medya platformlarında karşılaştığımız “Yoğun, başarılı ve entelektüel iş insanı” olma kaygısına girmek, “Mükemmelliyet” anksiyetesini bilmeden bir tercihmiş gibi göstermek ve bunu estetikleştirmek tam olarak ne kadar doğru?

Her ne kadar hayatlarının çoğunda toplumun katı kurallarına hizmet etmek zorunda kalan tonlarca insan söz konusu olsa bile Malala & Ziauaddin Yousafzai, Kailash Satyarthi ve Rosa Parks gibi aktivistlerin zalim kaderlerine boyun eğmediklerine şahit olmaktayız. Daha önce hiç bu tür aktivistlerin hayatlarını araştırdınız mı? Evet birçoğu içinde yaşadıkları döngüyü kırmak için neredeyse hayatlarını ölümün ellerine teslim etmekteydi. Malala Yousafzai, 9 Ekim 2012 tarihinde Pakistan’da kız çocuklarının eğitim hakkını savunduğu ve Taliban’ın baskılarına karşı çıktığı gerekçesiyle bir Taliban militanı tarafından okuldan dönerken, okul otobüsünde başından vuruldu. Ağır yaralanan Malala, mucizevi bir şekilde hayatta kaldı ve küresel çapta eğitim savunuculuğuna devam etti. Peki Malala’nın eğitime adadığı hırsı dış görünüşü ya da maddi durumu ile bağlantılı mıydı? İşte bugün burada asıl anlatmak istediğim problem de bu. Onun beslediği bu yoğun öğrenme ve baş kaldırma duygusuna bir Hermes ya da Birkin çanta hakim değildi, veya 0.89 L kapasitesinde toz pembe bir Stanley’e sahip değildi. Bunlar gibi flex kabul ettiğimiz araçlar olmadan Peştuca da dahil dört dil öğrendi

“Maddi imkanı var ki bu bölümde, bu okulda okuyor.” “Parası var ki bu kadar fazla dil konuşabiliyor.” Hayır o bu bölümde okuyor çünkü kim bilir o bölümü kazanabilmek için ömründen neleri feda etti, hayır o bu kadar fazla dil konuşabiliyor çünkü kim bilir istediği bölümde, istediği hayat kalitesinde yaşayabilmek için kendi dilini unutmak zorunda kaldı ya da hiç bilmediği bir ülkenin bölümüne tanıdığı avantajlar yüzünden dillerini öğrenmek durumunda kaldı. Öğrenmek her zaman ayrıcalık olmayabilir, öğrenmek bazen bir zorunluluk olabilir ve inanın bana dininiz, ırkınız, ten renginiz, maddi durumunuz ne olursa olsun bazen öğrenmekten ve duruma göre en iyisini elde etmek zorunda kalmaktan başka şansınız olamayabilir. Ve bunun için savaşırsınız, korkunuz terazide hırsınızdan ağır gelse bile savaşırsınız

Geçenlerde bir arkadaşım onun için çok önemli olan ve uzun süredir üstüne çalıştığı sınav sürecini detaylarıyla bana anlattı ve bir noktaya dikkat çekmek istediğini söyledi. Sınavın zor bir sınav olduğunu ve salondaki çoğu öğrencinin bocaladığının bilincinde olduğunu belirtti. Sınav çıkışında öbür öğrencilerle birlikte sınav sonuçlarını beklerken, aynı salonda sınava girdiği, terliği ve eski kumaş giyinişiyle dikkat çeken bir öğrencinin velisine parlayan gözlerle sınavın basitliğini anlattığını gördüğünü ve oldukça şaşırdığını ekledi. Sınav sonuçları açıklandığında ise aralarında gerçekten en yüksek puanı alan o öğrencinin olduğuna şahit oldu. Şaşkınlığı üzerine çocuk ile görüşmek isteyen arkadaşım, çocuğun aslında sınav merkezine 11 saat uzaklıktaki farklı bir şehirden geldiğini, ücretli hiçbir kaynak kullanmadığını, internette yayımlanan kopya PDF’ler sayesinde kendini geliştirdiğini anlattı. Ve öğrendiklerimiz sonucunda biz, insanların başka seçeneği olmadığında “Sınıf” kavramlarını yıkabileceğine bir kez daha oldukça gerçek ve acımasız hayatımızda şahit olmuş olduk.

Eğer ki bu ülkede, bir yerlerde hala eğitimin kademeleri ebeveynlerin verdiği maddi desteğe bağlanıyorsa ve buna karşılık sınıf kini oluşuyorsa yeteri kadar “Entelektüel olmak zorunda bırakılmış” insanların hayatına tanık olmamışız demektir.

Ön yargıyı kırdığınız, döktüğünüz göz yaşlarının ve çaresizliğin kazdırdığı kuyunun karşılığını aldığınız bir geleceğe sahip olmanız dileği ile

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Öznur Mehmetoğlu Arşivi
SON YAZILAR