İnsan Neden Koltuğa Tutunur?
Bazı sorular vardır; cevabı yalnızca siyasette değil, insanın ruhunda gizlidir.
Mesela neden bazı insanlar zamanı geldiğinde gitmeyi bilmez?
Neden kaybettiği halde kazanmış gibi davranır?
Neden toplum yorulmuşken, insanlar değişim isterken, ülke ekonomik ve sosyal krizlerin altında ezilirken hâlâ kendi koltuğunu memleketten daha önemli görür?
Bu soruların cevabı sadece siyasette değil, insan psikolojisinin en karanlık taraflarında saklıdır.
Çünkü güç, insanın karakterini ortaya çıkaran en büyük sınavdır. Uzun yıllar yönetici olan, alkışlanan, etrafında sürekli “haklısınız” diyen insanlar bulunan kişiler bir süre sonra gerçekle bağını kaybetmeye başlar. Kendilerini vazgeçilmez sanırlar. Eleştiriyi ihanet, değişim talebini düşmanlık gibi görürler. Zamanla koltuk artık bir görev olmaktan çıkar; kimliğe dönüşür.
Ve insan bazen makamı bırakmaktan değil, önemsizleşmekten korkar.
İşte siyasette gördüğümüz birçok kavganın altında yatan psikolojik gerçek budur.
Ego…
Kontrol arzusu…
Tarihe yenilmiş biri olarak geçme korkusu…
Bir daha kimsenin kendisini aramayacağı düşüncesi…
Bu yüzden bazı siyasetçiler kaybettikleri halde gitmezler. Çünkü gitmek onlar için sadece koltuktan kalkmak değildir; aynı zamanda yıllarca kurdukları “güç kimliğinin” dağılmasıdır.
Ama insanın kendisine sorması gereken daha büyük bir soru vardır:
Bu uğurda ülkeye ne oluyor?
Türkiye bugün ağır ekonomik krizlerle, adalet sorunlarıyla, gençlerin umutsuzluğuyla, toplumsal kutuplaşmayla mücadele ediyor. İnsanlar geçinemiyor. Gençler gelecek hayali kuramıyor. Emekliler yaşam savaşı veriyor. Hukuka olan güven her geçen gün biraz daha aşınıyor. Böyle bir ortamda siyasetin görevi topluma nefes olmakken, ne yazık ki bazıları kendi iç savaşlarını memleket meselesinin önüne koyuyor.
İnsan bazen gerçekten hayret ediyor…
Bu ülkenin bir dakikasının bile bu kadar kıymetli olduğu bir dönemde, yıllarca aynı masada oturmuş, birbirinin yüzüne bakmış insanların böylesine hırsa teslim olması nasıl açıklanabilir? Hiç mi kendi vicdanlarıyla baş başa kalmıyorlar? Hiç mi “Ayıptır, günahtır, bu ülkeye yazıktır” demiyorlar?
Çünkü siyaset dediğimiz şey yalnızca iktidar mücadelesi değildir; aynı zamanda ahlak meselesidir.
Ve ahlakın bittiği yerde geriye sadece hırs kalır.
Bugün Türkiye siyasetinin en büyük problemlerinden biri de budur. İnsanlar artık fikirler için değil, pozisyonlar için mücadele ediyor. Hizmet etmek için değil, kontrol etmek için yarışıyor. Oysa gerçek liderlik bazen konuşmakta değil, zamanı geldiğinde susup geri çekilebilmektedir.
Çünkü gitmesini bilmek de bir erdemdir.
Bir insan düşünün…
On yıllarca yönetimde kalıyor. Defalarca deneniyor. Başarısız oluyor. Toplum değişim istiyor. Ama o hâlâ kendisini vazgeçilmez görüyor. İşte tam o noktada mesele artık siyaset olmaktan çıkıyor; psikolojik bir körlüğe dönüşüyor.
Ve ne acıdır ki bu körlük yalnızca kişiyi değil, koskoca bir ülkenin geleceğini de etkiliyor.
Bugün toplumun siyasetten en büyük beklentisi; samimiyet, vicdan ve sorumluluk duygusudur. İnsanlar artık kibir görmek istemiyor. Sürekli birbirini suçlayan, koltuk kavgası yapan, vatandaşın gerçek gündeminden kopmuş siyasetçiler görmek istemiyor.
Çünkü bu ülkenin insanı yorgun…
Bu ülkenin insanı artık kendi hayatını konuşmak istiyor.
Evine götüremediği ekmeği konuşmak istiyor.
Gençlerinin geleceğini konuşmak istiyor.
Adaleti, özgürlüğü, huzuru konuşmak istiyor.
Ama siyaset hâlâ kendi iç hesaplaşmalarının girdabında dönüp duruyor.
Belki de bu yüzden toplum siyasete olan inancını kaybediyor. Çünkü insanlar artık kavga değil çözüm görmek istiyor.
Oysa hayat kısa…
Dünya geçici…
Makamlar geçici…
Bugün uğruna birbirini kırdıkları, insanları ayrıştırdıkları, memleketin kaderini gölgeledikleri o koltukların hiçbirisi yarın mezar taşına yazılmayacak.
Geriye yalnızca bıraktığınız itibar kalacak.
İnsanların hafızasında nasıl hatırlandığınız kalacak.
Ve en önemlisi, bir gün aynaya baktığınızda kendi yüzünüze utanmadan bakıp bakamadığınız kalacak.
Çünkü insan bazen koltuğa değil, geride bıraktığı itibara tutunmalıdır.
Sevgiyle …
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.