Oktay GÜVENER

Oktay GÜVENER

İran Üzerinden Kurulan Büyük Satranç Hamlesi

İran Üzerinden Kurulan Büyük Satranç Hamlesi

Ortadoğu bir kez daha büyük bir fırtınanın eşiğinde. Son günlerde İran’a yönelik gerçekleştirilen ABD ve İsrail saldırıları Körfez ülkelerine sıçramış durumda. Bu savaş, aslında bütün bölgenin kaderini etkileyebilecek yeni bir jeopolitik satrancın başlangıcı olacak.

Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın bir dünya savaşına dönme ihtimalinin olmadığını siyaset ve tarih okumayı seven herkes tahmin ediyordu. Ancak Ortadoğu’da başlayan savaşların yalnızca iki ülke arasında kalmadığını da bilmek gerekir.

Bugün İran etrafında yaşanan gelişmeler de tam olarak böyle bir risk taşıyor. Çünkü İran sıradan bir devlet değil; Körfez’den Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan geniş bir jeopolitik hattın merkezinde yer alıyor.

Trump’ın ipini Epstein dosyası ile elinde tutan İsrail hükümeti ABD’yi de yanına alarak Körfezi yine kana buladı. Niyeti de savaşın alanını Türkiye ve Azerbaycan’ı da içine çekerek büyütmek. İran şimdilik bu oyuna gelmiş gözüküyor ve çevre ülkelerdeki ABD üstlerini vurarak savaşın alanını büyütmüş durumda. Bunun yanında bu savaşın bir dinler arası savaşa dönüşme ihtimali de yok değil. Zaten İsrail’in istediği de bu.

Savaşın İran açısından kritik noktası şu: Ciddi bir istihbarat zafiyeti. Son yıllarda İran, üst düzey askeri komutanlarını, nükleer programda görev alan bilim insanlarını ve bazı önemli dini liderleri hedef alan suikastlarla sarsıldı. İran’ın kalbinde gerçekleştirilen bu operasyonlar, dış istihbarat servislerinin ülke içinde ne kadar derine nüfuz edebildiğini gösterdi. Özellikle hedef odaklı suikastlar ve hassas tesislere yönelik sabotajlar, İran’ın güvenlik mimarisinin sanıldığı kadar sağlam olmadığını ortaya koydu.

Bu durum yalnızca askeri bir kayıp anlamına gelmiyor. Aynı zamanda psikolojik ve stratejik bir darbe niteliği taşıyor. Çünkü bir devletin en üst düzey isimlerinin kendi topraklarında daha savaşın ilk günlerinde öldürülmesi, o devletin güvenlik yapısının sorgulanmasına yol açar. İran yönetimi için bu saldırılar, yalnızca dış tehditlerle değil iç güvenlik ve istihbarat zaafiyetleriyle de mücadele edilmesi gerektiğini gösteren acı bir tablo oluşturuyor.

Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt gibi ülkeler bir yandan ABD ile güvenlik ilişkilerini sürdürürken diğer yandan İran ile doğrudan bir savaşın içine girmek istemiyorlar. Ancak bu durum ne kadar daha sürecek belli değil.

Türkiye açısından da tablo oldukça hassas. Ankara’nın önceliği, savaşın bölgesel bir felakete dönüşmesini engellemek ve diplomasi kanallarını açık tutmaya çalışmak. Çünkü İran’da yaşanabilecek büyük bir istikrarsızlık Türkiye için yeni bir göç dalgası, enerji krizleri ve sınır güvenliği sorunları anlamına geleceğini, Ankara iyi okuyor. Ayrıca Irak ve Suriye’deki dengeler de bu süreçten doğrudan etkilenecektir.

Güney Kıbrıs, Azerbaycan’da düşürülen dronlar ile Türkiye’ye atılan füzeler konusunda İran net bir şekilde bizim işimiz değil derken, işin arka tarafında İsrail’in olma olasılığı çok yüksek.

Bu savaş aynı zamanda enerji yolları, bölgesel nüfuz alanları ve küresel güç dengeleri üzerinde yürüyen büyük bir rekabetin parçasıdır. Ortadoğu’daki enerji kaynakları ve ticaret yolları, dünya siyasetinin en kritik damarlarından biridir. Bu damar üzerindeki kontrol mücadelesi ise çoğu zaman savaşların arkasındaki görünmeyen motivasyonları oluşturur. Burada Çin’in durumunu da ayrıca irdelemek gerekir. Konu detaylı olduğu için bu konuyu başka bir yazıya bırakalım.

Bugün dünya adeta diken üstünde. Çünkü bu satrançta yapılacak bir yanlış hamle, yalnızca bir ülkenin değil bütün bir coğrafyanın kaderini değiştirecektir.

Ve belki de en önemli soru şu:

Amaç İran’da rejim değişikliği mi, yoksa İsrail kendi inancına göre Mesihi bir an önce getirmek mi istiyor?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay GÜVENER Arşivi
SON YAZILAR