Oktay GÜVENER

Oktay GÜVENER

Trump’ın NATO Oyunu

Trump’ın NATO Oyunu

Ortadoğu’daki savaş gittikçe büyürken, artık yalnızca olanları değil, olabilecekleri konuşmak zorundayız. Çünkü savaşlar fiilen başlamadan önce, zihinlerde kurgulanır ve senaryolarda şekillendirilir.

Ve bugün masada son derece kritik, hatta rahatsız edici bir ihtimal var:
Türkiye’nin bu savaşın içine çekilmesi.

Bu bir iddia değil, bu bir ihtimal analizi. Ama tarih bize şunu öğretti: En büyük krizler, önce “ihtimal” olarak görülür, sonra “gerçek” olur.

Savaşların kaderini bazen ordular değil, tek bir olay belirler.

Bir füze…
Kimin attığı belirsiz…
Ama kimin üzerine yıkılacağı önceden belirlenmiş…

Eğer bir saldırı İran kaynaklıymış gibi gösterilirse ve bu saldırı bir NATO ülkesine yönlendirilirse, o zaman mesele sadece bölgesel bir kriz olmaktan çıkar.

Devreye NATO girer.

Ve NATO’nun devreye girdiği bir senaryoda şu soru hayati hâle gelir:
Bu savaşı kim yönetecek, kim sahaya inecek?

Cevap Rahatsız Edici

Türkiye, NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip.

Bu sadece bir istatistik değil; bu, jeopolitik bir gerçekliktir.

Böyle bir durumda sahaya inecek ilk ve en güçlü kara gücü kim olur?

Avrupa ülkeleri mi? Uzak coğrafyalardan gelecek sembolik birlikler mi?

Yoksa coğrafi olarak tam merkezde bulunan, lojistik olarak hazır, askeri kapasitesi yüksek bir ülke mi?

Cevap açık.

Türkiye.

“Yıpranmamış Ordu” Meselesi

Burada dikkat çekici bir detay var.

Donald Trump bir konuşmasında Türkiye’den bahsederken şu ifadeyi kullanmıştı:

“Türkiye’nin güçlü ve yıpranmamış bir ordusu var.”

Bu cümle diplomatik bir övgü gibi görünebilir. Ama uluslararası ilişkilerde hiçbir ifade rastgele kurulmaz.

“Güçlü” tamam…
Ama neden özellikle “yıpranmamış”?

Bu ifade, askeri terminolojide şu anlama gelir:
Operasyonel kapasitesi yüksek, büyük bir savaşta henüz tüketilmemiş güç.

Başka bir ifadeyle:
Kullanıma hazır.

Bu noktada şu soruyu sormak zorundayız:
Bu sadece bir tespit miydi, yoksa bir niyetin dışa vurumu mu?

Modern savaşların en kritik özelliği şudur: Artık savaşlar doğrudan değil, vekalet üzerinden yürütülür.

Hiç kimse “ben savaşı başlatıyorum” demez.
Bir mekanizma kurulur ve o mekanizma, bazı ülkeleri otomatik olarak savaşın içine çeker.

NATO tam olarak böyle bir mekanizmadır.

Eğer bir saldırı NATO’ya yapılmış kabul edilirse, o zaman mesele bitmiştir. Artık bu bir tercih değil, bir yükümlülük hâline gelir.

Ve o noktada Trump’ın Türk ordusu hayalleri gerçek olur. Tabi bunlar Trump’ın hayalleri. Çünkü İran bu konuda ısrarla Türkiye’ye ve Azerbaycan’a atılan füze ve dronların kendileri tarafından atılmadığını ileri sürmekte. Ankara’da olayları sakin ve temkinli bir şekilde izlemektedir.

Trump ve İsrail, İran ile savaşlarında şimdilik umduklarını elde edemediler. Trump her gün bir önceki günden hatta önceki saatten farklı açıklamalar yapmaya devam ediyor. Hem İsrail’in hem de ABD’nin ekonomisi bunu uzun süre kaldırabilecek durumda değil. Savaşın kısa bir süre içerisinde bitirileceği kesin.

İsrail’de ekonomik faaliyetler durmuş durumda, üretim yapılmıyor, tarım bitti, turizm durdu. İsrail’den kaçışlar son yılların en üst düzeyine ulaşmış durumda. Esptesin dosyası ile kukla haline getirdiği başkanı kullanan Netanyahu yargılanmasını geciktirmek için her şeyi yapmaya hazır. Bakalım bayram sonrası neler göreceğiz.

Tüm bu belirsizliklerin, hesapların ve senaryoların gölgesinde; aklın, sağduyunun ve barışın galip gelmesi temennisiyle, Ramazan Bayramı’nın başta milletimize ve tüm dünyaya huzur, mutluluk getirmesini diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Oktay GÜVENER Arşivi
SON YAZILAR