Sporda Adalet Olmadan Başarı Olmaz.
Sporun tüm branşlarında akraba ve dost ilişkileri işin içine girdiği sürece; hiçbir spor dalında gerçek başarı elde edilemeyeceği gibi kent, camia ve kulüplerde hak ettiği yerlere ulaşamaz.
Bu durum yalnızca bugünleri değil, gelecek vaadeden genç sporcu nesilleri de ipotek altına alır. Çünkü sporun temelinde adalet, emek ve liyakat olmalıdır. Bunlar yok sayıldığında geriye sadece hayal kırıklığı kalır.
İşte tam da bu noktada, Türkiye futbolunun görmezden gelinemeyecek bir gerçeğine dikkat çekmek istiyorum. Bu gerçekliği, 18 yaşında gelecek vaadeden U19 Milli Sporcumuz Arda Öztürk’e değinerek vermek daha doğru olacak.
Türkiye U19 Milli Takım Kaptanı Arda Öztürk…
Ay-Yıldızlı formayı tam 19 kez giymiş, bu onurlu görevi kaptanlık pazubandıyla yerine getirmiş, yeteneğiyle ve disipliniyle öne çıkan bir genç futbolcu. Milli takım seviyesinde bu kadar forma şansı bulan, üstelik kaptanlık yapan bir oyuncunun sahada ne yaptığını bilmediğini söylemek mümkün mü?
Futbolda bir oyuncunun yaşayabileceği en büyük haksızlık, emeğinin ve hakkının yenmesidir. Arda Öztürk’ün yaşadığı durum da tam olarak budur.
Milli Takımda Var, Kulüpte Neden Yok ?
Sormak gerekiyor:
Türkiye U19 Milli Takımı’nda kaptanlık yapan, Avrupa arenasında forma giyen bir oyuncu Trabzonspor’da neden süre alamıyor?
Bu sorunun muhatabı da elbette Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’dir.
Elbette sahadaki tabloyu en iyi teknik heyet görür, biz kulübün iç dinamiklerini bilemeyiz ancak spor kamuoyu ve taraftarın gördüğü bir gerçek var:
Milli takım seviyesinde kabul gören bir futbolcu, kulübünde neden ısrarla görmezden gelinir?
Benim beklentim çok net ve samimi sadece adalet adına. Arda Öztürk’e bir şans verilmesi.
Trabzonspor’un DNA’sı Gençliktir
Trabzonspor, bu ülkenin geçmişten bugüne genç futbolculara en çok şans veren, bu konuda bir ekol haline gelmiş nadir kulüplerinden biridir.
Bu anlayış kulübün DNA’sında vardır. Trabzonspor’u özel kılan da budur:
Gençlere güvenen, kendi evlatlarının önünü açan ve Türk futboluna değer katan bir kulüp olmasıyla bilinir. Bu yüzden Trabzonspor’da adalet duygusu, her zaman ayrı bir hassasiyetle ele alınmalıdır. Akrabalık Değil, Liyakat Konuşmalı.. hak edenin hakkı o formayla verilmeli..
Şunu da açıkça ifade etmek gerekir. Bir futbolcu bu formayı hak ediyorsa, ister kulübün içinden olsun, ister dışından gelsin, hatta ister teknik direktörün kardeşi veya öz yeğeni olsun fark etmez.
O forma ona anasının ak sütü gibi helaldir.
Buna kimsenin itirazı olmaz olamazda..
Ancak göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir gerçek vardır:
Stoper mevkisinde Arda Öztürk gibi bir değer varken, değerlendirilmemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Burada mesele isimler ya da akrabalık bağları değildir. Mesele hak edeni görüp görmemektir.
Hak Edenin Hakkı Teslim Edilmeli bu net ve kaçınılmaz bir gerçektir.
Asıl Konu ise Trabzonspor Kupa maçında İstanbulspor’u 6-1 yendiği karşılaşmada Teknik Direktör Fatih Tekke 17 yaşındaki öz yeğenine kadroda yer vermesi sonrası özellikle Trabzon’da bazı spor yazarları, kamuoyu ve bazı taraftarların tepkilerini sosyal medya platformlarında dile getirmeleri gündeme gelme konusunda ki soru yeğeninin olması ya da olmamasındaki yönünde ki bu noktada belirleyici olmamalı serzenişte bulunmaları...
Bugün Arda Öztürk için söylediğimiz şey, yarın 3. ya da 4. alternatif olarak görülen herhangi bir genç futbolcu için de geçerlidir. Fark etmez bu gençler bizim geleceğimizdir. Hak eden her sporcuya sahiplenmek gerekmektedir.
Son söz olarak Sahadaki rekabet;
Sahadaki performans, emek ve adalet üzerinden şekillenmelidir.
İsimler, soyadlar ya da yakınlıklar değil…
Çünkü sporda adalet kaybolursa, sadece bir futbolcu değil, umutlar da kaybolur.
Saygılarımla.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.