Bir Şehir, Bir Mektup, Bir Gizemli Adam: Süleyman Çiftçioğlu

Diyarbakır’da
hemen hemen herkes tanır onu.
Ama kim olduğunu
tam olarak kimse bilmez.
Çünkü Süleyman Çiftçioğlu,
herkesin tanıdığı ama tam olarak kimsenin çözemediği bir adam.
1966 yılında
Diyarbakır’ın İskenderpaşa Mahallesi’nde dünyaya geldi.
Çocukluğu
bu şehrin sokaklarında geçti.
Namık Kemal İlkokulu…
Ali Emiri Ortaokulu…
Cumhuriyet Lisesi…
Sonra askerlik…
Askerlik dönüşü
matbaada çalışmaya başladı.
Mürekkep kokusu,
kâğıt sesleri
ve daktilolar arasında geçen uzun yıllar…
Bir dönem
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde danışmanlık yaptı.
Ama onu farklı kılan şey
yalnızca yaptığı işler değil.
Kendine has bir dünyası vardır onun.
Kimi zaman kaybolur…
günler sonra yeniden ortaya çıkar.
Kimseye ilişmez.
Kendi hâlinde yaşar.
Bazen söylenir…
bazen kendi kendine konuşur…
Ama yine de
şehrin en tanıdık yüzlerinden biridir.
Ve bir gün
onun hikâyesi
Diyarbakır sokaklarından çıkıp
dünyaya uzanır.
1986 yılı…
Televizyonda Challenger faciasını izler.
İçi sızlar.
ABD Başkanı Ronald Reagan’a
bir başsağlığı mektubu yazar.
Belki de her şey
o mektupla başlar.
Kısa süre sonra
Beyaz Saray antetli cevap gelir.
Üstelik imzalı bir fotoğrafla birlikte…
Ve Süleyman Çiftçioğlu
o günden sonra
dünya liderleriyle mektuplaşmaya başlar.
Kraliçe Elizabeth…
Bill Clinton…
George Bush…
Nelson Mandela…
Jacques Chirac…
Yıllar boyunca
dünyanın dört bir yanındaki liderlere mektuplar yazar.
Kimi zaman barışı anlatır…
kimi zaman geçmiş olsun der…
kimi zaman da insani bir selam gönderir.
Çünkü o,
mektubun hâlâ insanı insana yaklaştırdığına inanır.
Teknolojinin soğukluğunu sevmez.
E-mail yerine
zarfı tercih eder.
Pulları diliyle ıslatır,
zarfa yapıştırır
ve Diyarbakır Postanesi’nden
dünyaya mektuplar gönderir.
Gazi Caddesi’ndeki matbaada
biriktirdiği şey yalnızca fotoğraflar değildir.
Bir hafızadır.
İmzalı fotoğraflar…
cevap mektupları…
dünyanın dört bir yanından gelen zarflar…
Bu yüzden
ona yalnızca matbaacı demek eksik kalır.
O, hâlâ bu şehrin sokaklarında dolaşan,
Diyarbakır’dan dünyaya mektuplar gönderen
sıra dışı bir hikâyedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.