Selim Kaplan

Selim Kaplan

Çocuklarımız için bunu yapabilir miyiz?

Çocuklarımız için bunu yapabilir miyiz?

Üniversitelere giriş sınav sonuçları belli olmuş, anne, baba ve on sekiz yaşlarındaki oğulları, bir sonraki yılın sınavına hazırlanılması amacı ile kurumları araştırırken, YKS hazırlık kursuna gelirler.

Baba, yanardağ misali, öfke ile solumakta, delikanlı, dünyanın bütün yükünü sırtlamışçasına ezik, anne, baba ile oğul arasında, mengenede eziliyormuşçasına, büzülmüş durumdadır.

Kurumun yetkilisi sorar ”size nasıl yardımcı olabilirim?”

Baba; bir yabancıyı tarif eder gibi, oğluna bakmadan ve onu sadece eliyle göstererek “ bu, sınavda başarılı olamadı(!) kurs arıyoruz “ der.

Kurumun yetkilisi ailedeki gerginliği fark edip, misafirleri oturmaları için davet eder. Baba kurum yetkilisinin karşısında, anne solunda ve öğrenci sağında yer alır.

Kurum yetkilisi babaya sorar, “ne iş yapıyorsunuz?”, baba cevaben belediyede çalıştığını söyler.

Babaya çocuklarının sayısı sorulunca, beş çocuğu olduğunu, öğrenimi sorulunca da, ortaokul mezunu olduğunu ifade eder.

“Ortaokul mezunu bir çalışan olarak, çocuklarınıza helal lokma yedirip, onların ele güne muhtaç olmadan yaşamalarını sağlayan, başarılı bir baba olduğunuzu söyleyebilir miyiz?” sorusuna, baba “elbette” der.

Kurum yetkilisi “öyle ise başarılı bir insan olmak için, illa ki üniversiteye giriş sınavından yüksek bir puan almak gerekmiyor değil mi?” deyip, anne, baba ve delikanlının, gerginliği terk edip rahatlamalarını sağlar.

Konuşmanın devamında kurum yetkilisi; “başarılı olmadığını ifade ettiğiniz ve ‘bu’ diye hitap ettiğiniz delikanlı sizin çocuğunuz. Sizin ailede dünyaya geldi, ilk eğitimini sizden aldı, sizin mahallede büyüdü, sizin gösterdiğiniz okullara gitti, sizin sağladığınız imkânlarla sınava hazırlandı ve bir puan aldı. Eğer daha farklı ortamlarda doğup büyüse, daha iyi okullara gitmiş ve daha iyi bir eğitim almış olsaydı, eminim puanı da farklı olurdu! Şimdi çocuğunuzun başarısızlığından söz etmek mümkün müdür?” deyip değerlendirme yapınca, anne, baba ve öğrenci tamamen rahatlamıştır.

Babanın “peki şimdi ne yapacağız?” sorusuna kurum yetkilisi, “öğrencimize gelecek yılki sınava daha iyi hazırlanması ve hedefini kovalaması için bir şans daha vereceğiz!” der.

Her öğrenciyi yaşama dair sınavlarına aileleri, öğretmenleri ve çevreleri hazırlar. Dolayısıyla sınav sonucu, öğrencinin olduğu kadar, ailesi, öğretmenleri ve çevrelerinin performansının da göstergesi iken, bunu her hâlükârda sadece öğrenciye mal etmek doğru bir değerlendirme olabilir mi?

Çocuklarımızın yaşamlarına etki eden LGS sınavı geçtiğimiz hafta sonu yapıldı. Lise mezunu çocuklarımızın gelecekteki mesleklerinin belirleyicisi olacak ve 2 buçuk milyona yakın öğrencinin gireceği, YKS sınavı da önümüzdeki hafta sonunda yapılacak.

Bir milyona yakın öğrencinin ilk defa gireceği sınavın sonucunda, iki buçuk milyondan, sadece 8 yüz bin civarında öğrencinin lisans, ön lisans ve açık öğretim programlarına yerleştirileceği belirtilmiştir.

Sözün özü; sınava girecek öğrencilerden en gencinin 16, en yaşlısının 87 yaşında olduğu, YKS sınavı sonrasında, sınava müracaat edenlerin üçte biri, bir yükseköğretim programına yerleştirilmişken, üçte ikisi şanslarını sonraki yıllara bırakacak, ya da üniversite okuma hayallerini bir kenara bırakıp, kısa yoldan iş hayatına atılacaklardır.

YKS sınavında öğrencinin hedeflediği puanı alabilmesi için, iyi bir hazırlık sürecini yaşamış olması kadar, sınav öncesi ve sınav anındaki psikolojik durumu da önemlidir.

Bundan dolayıdır ki, sınava kısa bir süre kala, öğrencinin başarısına etki edecek ve aşağıda paylaştığımız konularda hassas olunması çok önemlidir?

- Her öğrencide sınav kaygısı vardır, bunun %50 seviyesinde olması iyidir, düşük veya yüksek kaygı öğrencinin başarısını olumsuz etkiler.

- “Sana güveniyoruz”, “Sen yaparsın” ya da “Kazanırsın merak etme” türünde konuşmalar, öğrenciyi rahatlatmaktan ziyade, kaygısını arttırır.

- Öğrencinin evde ve çevresinde huzurlu bir ortam yaratmak, ona fayda sağlar.

- Çocuğumuzu olduğu gibi kabul etmek ve onun koşulsuz sevildiğini bilmesi, onu rahatlatır.

- Çalışmasını sağlarım düşüncesiyle, öğrenciyi tehdit edip, suçlayıcı ve eleştirel bir tarzda yaklaşıp ve hatta birileriyle kıyaslayacak değerlendirmeler yapmak, onun başarısını olumsuz etkiler.

- Çocuğumuz için yapacağımız şeyleri sınav sonucuna endekslemek, “Başarılı olursan sana istediğin telefonu alacağım” gibi söylemler, ona faydadan ziyade zarar verir.

- Öğrenciye; sınavın sonucu ne olursa olsun, sizlerle olan diyaloğunun değişmeyeceğini, onu her zaman seveceğinizi, her zaman yanında olacağınızı ve değer vereceğinizi vurgulamak, onu rahatlatır.

Bir sınav sonucunun belli olmasından sonra, çok güzel tercih yapabilecek bir puan alan kız öğrencinin, sınav sonucuna ilişkin, neden hüngür hüngür ağladığı sorulduğunda, ”Annemin istediği puanı alamadım, ben şimdi anneme ne diyeceğim” deyip, ağlamaya devam etmişti.

Bu öğrenci, annesinin beklentisi ile değil de, kendi beklentisi ile sınava girmiş olsaydı, hem kendisinin ve hem de annesinin beklediğinden çok daha iyi bir sonuç alabileceğine şüphe yoktur!

Hayatın içinde çocuklarını düşük başarılardan dolayı eleştiren, yeren çok ebeveyn görülse de, çocuklarını yüksek başarılarından dolayı, kıskanan anne-baba görülmemiştir. Çünkü anne-babalar çocuklarının güzel başarılara imza atıp, kendilerinden daha iyi bir geleceğe sahip olmasını, yani boynuzun kulağı geçmesini isterken, bundan da gurur duyarlar.

Öyle ise gelin, birkaç gün sonra YKS’ye girecek hayatımızın en değerli varlıkları çocuklarımıza, yukarıda yer verdiğimiz konularda, biraz daha hassas olalım.

Ne dersiniz, çocuklarımız için bunu yapabilir miyiz?

YKS sınavına girecek öğrencilerin anne ve babalarına sabırlar, geleceğimizin teminatı, göz bebeğimiz çocuklarımıza da sınavlarında başarılar diliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selim Kaplan Arşivi
SON YAZILAR