Mahzun bir gönül der ki
Öğrenci ve öğretmen sınıfa geçip, küçük eğitim masasının birer kenarında karşılıklı otururlar. Öğretmenin bilmediği bir sebepten dolayı, daha sınıfa girmeden ağlamaya başlayan ve ağlaması sınıfta da devam eden öğrencinin, ders yapmak gibi bir niyeti olmadığı belliydi. Öğrencinin ağlaması devam ederken, öğretmen de öğrenciye bir müdahalede bulunmadan şarkı söylemeye başladı. Karşılıklı yirmi üç dakika boyunca öğrenci ağladı, öğretmen de şarkı söylemeye devam etti.
Yirmi üç dakikanın sonunda, öğretmenin sabrı öğrencinin inadını kırmış ve öğrenci ağlamayı, öğretmen de şarkı söylemeyi keserler. Birkaç saniyelik suskunluktan sonra, öğretmen öğrenciye “Ders yapalım mı?” diye sorunca, yedi yaşındaki otistik kız öğrenci “evet” anlamında başını sallar.
Birebir eğitimin verildiği, özel eğitim sınıfında yaşanan bu süreci, okulun yöneticisi ve öğrencinin velisi, sesli ve görüntülü kamera sistemi vasıtasıyla an be an izlemişlerdir!
Paylaşılan olayın yaşamımıza olumlu katkı sunması açısından, olayın kahramanları; öğrenci, öğretmen, veli ve okul yöneticisinin davranışlarını anlamlandırmanın faydalı olacağı değerlendirilmektedir!
Otistik birey; doğuştan gelen ve beynindeki sorunlardan kaynaklı sebepler dolayısıyla, bireysel ve sosyal anlamda iletişim kurmakta sorun yaşayan, kendini ifade edemeyip, temel yaşamsal beceriler ile akademik becerilerde öğrenme güçlüğü yaşayan bir öğrencidir.
Yedi yaşındaki öğrencimiz, konuşma becerisi henüz gelişmemiş olduğundan, muhtemelen derse gelmeden önce, bir ihtiyacını aile bireylerine ifade edememiş ve iletişimsizlikten dolayı hayal kırıklığı yaşamıştır. Hayal kırıklığı aşırı duygusal yüklenmeyi, duygusal yüklenme de otizmli bireyin kendini ifade şekillerinden en yaygın olanı, ağlamayı tetiklemiştir.
Öğretmen; öğrencinin öğrenebilmesi için bilişsel, duygusal ve sosyal açıdan derse hazır olmadığını görmüş ve öğrenciyi öğrenmeye hazırlamak için, otizmli öğrencinin eğitimi için en etkili yol olan sabırlı olma ve dikkat çekme yöntemini kullanmıştır.
Veli; yaşamı paylaştığı otizmli çocuğundan dolayı, sürekli muhatap kaldığı ağlama engelini nasıl aşacağı hususunda, öğretmenin davranış modelini izlemekte ve öğrencide olduğu gibi, o da öğrenme süreci yaşamaktadır.
Okul yöneticisi; parametrelerinin öğrenci, öğretmen ve öğrenci velisinin olduğu, sesli ve görüntülü kameralı öğrenme ortamının, muhataplarına faydalı olacağı sağlıklı ortamı sağlamıştır.
Başta otizmli bireyler olmak üzere, engelli bireylere birebir eğitimin verildiği özel özel eğitim kurumlarında uygulama bu halde iken, devlet okullarında engelli bireylere eğitim verilen özel eğitim sınıflarında kamera olması, eğitimin mahremiyeti, özelliği ve şahsiliği açısından yasaklanmıştı!
Öğrenci velileri ve sivil toplum kuruluşları tarafından yargıya taşınan bu yasak, idari yargıda son sözü söyleyen, Danıştay tarafından karara bağlanmıştır.
Danıştay kararında; özel eğitim sınıflarında kamera sistemi kurulmasını engelleyen, bu yasağı hukuka aykırı bularak iptal etti. Bu iptale gerekçe olarak; başta otizmliler olmak üzere, zihinsel, görme, işitme, konuşma vb. alanlarda, özel eğitim alan engelli bireylerin, okul öncesi, ilk ve ortaokul eğitimini aldıkları, devlet veya özel sektöre ait okullarda, özel eğitim sınıflarında kamera sistemi olmasının, öğrencinin üstün yararının korunması ve güvenliklerinin sağlanması açısından, kamu yararı olduğunu vurgulanmıştır.
İlgili kararda ayrıca; özel gereksinimli birçok çocuğun yaşadığı iletişim güçlükleri nedeniyle, maruz kaldıkları ihmal, istismar ve şiddeti çoğu zaman ifade edemediğine dikkat çekilerek, özel eğitim sınıflarında kamera sistemi kurulmasının, çocukların üstün yararının korunması ve güvenliklerinin sağlanması açısından, kamu yararının olduğu belirtilmiştir.
Bu kararla iki önemli hususun gerçekleşmesi sağlanmıştır!
İlk husus; engelli bireylerin gittikleri eğitim kurumlarından eve döndüklerinde, vücutlarında görülen ve açıklanamayan morluklar, yaralanmalar ve ani davranış değişikliklerinin nedenlerinin tespiti ile bunlara neden olan kişi ve olayların doğrulukla saptanması açısından önemlidir.
İkinci husus; Yukarıdaki örnekte de paylaştığımız üzere, engelli bireylere verilen özel eğitimin faydaları ve şeffaflığı açısından önemi ile ilgilidir.
Akranlarına göre sahip oldukları engellerden dolayı, öğrenme güçlüğü çekip özel eğitim alması gereken engelli her birey için, Milli Eğitim Müdürlüklerinin ilgili birimlerince, her kişi için özel olan, Bireysel Eğitim Programı (BEP) hazırlanır ve öğretmenler bu programa göre bireye eğitim vermek zorundadırlar.
Engelli her bireyin eğitim programı kendisine özel olduğu gibi, bu alanda eğitim veren öğretmenler de özel eğitimli öğretmenlerdir.
Ve bu alandaki yönetici, öğretmen ve eğitimci yardımcılarının, eğitimci özelliklerinin yanında, peygamber sabrı niteliğinde bir sabra sahip olmaları, yukarıdaki örnekte de paylaştığımız üzere, engelli birey ve ailesinin eğitimi için, olmaz ise olmaz şartlardan biridir.
Başta otizmli bireyler olmak üzere, bütün engel gruplarından olan bireyler açısından yaşam ne kadar zor ise, onlarla yaşamı paylaşan aile bireyleri ve eğitimcileri için de yaşam o kadar zordur.
Engelli bireylerin eğitim ortamlarında kamera olmasına ilişkin konunun Danıştay’a kadar taşınması örneğinde olduğu gibi, Engelli aileleri ve eğitimcilerinin, sorunlarını ifade edip çözüme ilişkin çareler bulabilmeleri için seslerini duyurabiliyor olmaları, zor olsa da, mümkündür.
Ancak kendisini ifade etmek ve seslerini duyurmakta diğer insanlar kadar şanslı olamayıp, anlaşılmada da sorun yaşayan; evimizde, binamızda, sitemizde, sokağımızda yaşayan, ya da belediye otobüsünde, çarşının herhangi bir yerinde tesadüfen karşılaştığımız, engelli bireylerin de sesi olması ve anlaşılabilmelerine katkı sunması temennisi ile “Daha fazla yokluk” adlı şiirimin son kıtasını okuyucularımızın değerlendirmesine sunuyorum.
“…
Engelli yaşamak mıdır?
Yoksa engelli ile yaşamak mıdır zor olan,
Sadece yaşayan bilir elbet.
Mahzun bir gönül der ki;
His etmiyorsa duyularım Sizleri,
Tat alamıyorsa varlığınızdan gönlüm,
Ve buna sebep ise özürlerim,
Türlüsü yaradan daha çok acı verir,
Sizsizlik engeli ile yaşadıklarım.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.