Murat Bozkurt

Murat Bozkurt

DİNLE….EY DİNLEME ÖZÜRLÜ! KURTULUŞ AŞKTA…AŞK DA BAKÜ’DE…

DİNLE….EY DİNLEME ÖZÜRLÜ! KURTULUŞ AŞKTA…AŞK DA BAKÜ’DE…

Dinle…
Mesnevi böyle başlar; çünkü dinlemek bir tercih değil, bir varoluş biçimidir. Mevlana “dinle” derken kulağa değil, kalbe seslenir. Çünkü hakikat gürültüde değil, sessizlikte duyulur. Gürültüden uzak dur… bir köpeğin yanına çömel ve dinle. Aşkı orada göreceksin; gözlerinde, sadakatinde, sessizliğinde…
Ben ki onun şakirdiysem, ben de “dinle” ile başlamalıydım. Leyl’a da nitekim böyle başladı…
Leyla, Azad’ı sevmeden önce Azad dinlemedi; Leyla’yı…Önce malını, mülkünü, servetini; sonra da asıl mülkü olan Leyla’sını, huzurunu, mutluluğunu kaybetti azad
En son kendini kaybetti.
Çünkü insan, en çok kendini dinlemediğinde yok olur.
Modern insanın en büyük sıkıntısı yalnızlık değil; duyamamak.
En büyük hastalığı kalabalıklar değil; içindeki sesi susturmak.
Bir rüzgârın içindeki iniltiyi işitememek…
Yanı başındaki kadının çığlığını duymamak…
Evladının eriyişini görmemek…
İnsan artık sağır.
İnsan artık dinleme özürlü.
Dinlemeyen insan kendini kaybeder.
Kendini kaybeden aşkı tanıyamaz.
Aşkı tanımayan ise en çok “aşk yok” diye bağırır.
Oysa Mecnun, Leyla’yı gözle değil; duyarak sevdi.
Ve Leyla, Mecnun’u bir ses gibi taşıdı içinde.
Aşk hissetmektir.
Hissetmek gerçektir.
Gerçek ise inkâr edilemez.
İçindeki sesi dinle ki duyasın.
Bak… Mecnun Leyla’yı dinlemediğinde kayboldu; bugün Bakü sokaklarında kendi iç sesini arayan bir gölge gibi dolaşıyor.
Bakü artık sadece bir şehir değil…
bir iç çölüdür.
Leyla artık ne bir çöldedir, ne bir destanda…
Leyla, Bakü’nün sabah tramvaylarında,
Nizami Gencevi istasyonunda,
camlara vuran yağmurun Fuzuli buğusunda,
“gönderilmedi”de takılı kalmış bir mesajda yaşar.
Nizami Gencevi istasyonunda zaman biraz daha ağır akar.Herkes bilir.Ama kimse nedenini bilmez!
Mecnun artık Fuzuli çöllere gitmez.
Çünkü şehir zaten bir çöldür ve en büyük zehirdir…
Bakü sokaklarında yürürken her ışıkta Leyla’nın yüzünü görür gibi olursun…
Ama her yüz, biraz daha silinir.Silikleşir!
Leyla bir isim değildir artık.
Bir çağrıdır.
Çalmayan bir telefonun ekranında bekleyen bir ihtimaldir.
Ve sonra Neriman Nerimanov istasyonda…
Aynı yönler.
Mecnun yürür.
Leyla yürür.
Aralarında üç adım.
Zaman durur gibi olur.
İkisi de birbirine bir saniyelik bakar.
Ama biri dinlemez.
Leyla (fısıldar):
“Mecnun …”
Ama Mecnun duymaz; ses şehre karışır.
Rüzgâr alır götürür sesi…
Bugün insanlar da işte böyle birbirine bakıyor ama görmüyor,
konuşuyor ama işitmiyor,
yakın ama temas etmiyor.
Böyle sevmek…
sevmek midir?
İnsan duymadığını sevemez.
Dinle…
Çünkü aşk önce işitilir.
Bir kalp diğerine önce ses olur, sonra anlam.
Dinle içinde sesi
Dinle ve duy
Dinle…
Çünkü dinlemeyen çağ, Leyla’yı susturdu,
Mecnun’u delilikle suçladı.
Yusuf kuyuda dinledi… Bu yüzden Mısır’a sultan oldu.
Dinle…
(Erkek)Mem, Zin’i (kadını)gerçekten dinleseydi kader böyle yazılır mıydı?
Memleketimin dağlarındaki baharı hangi beko engelleyebilirdi?
Dinle…
Ama hakkı dinle.
Gerçeği dinle.
Adem’in hatası da buydu: Hakikatin sesini değil, vesveseyi dinlemek.Yoksa Adem Havva’yı dinleseydi böyle olur muydu sonumuz?
Dinle aşkın ayak seslerini…
Yoksa cehennemi aşk sanırsın.
Ve şimdi herkes aynı yalanı söylüyor:
“Aşk yok.”
Oysa aşk vardı…
Ama biz dinlemedik.
Ve bil ki;
Yunus Emre,
Hacı Bektaş-ı Veli,
Nizami Gencevi,
Fuzuli,
Ehmedê Xanî,
Feqiyê Teyran,
Pir Sultan Abdal…
Onların ortak özelliği yazmak değildi sadece;
dinlemekti.
Rüzgârı dinlediler,
doğayı dinlediler,
hayvanı dinlediler,
insanı dinlediler,
hatta zerreyi dinlediler.
Zerreden küreye ulaştılar;
sonra o libası çıkarıp tekrar küreden zerreye döndüler.
Bir daha dinlemek için…
Ve bunu bir düşüş ya da tenzili rütbe değil, bir derinleşme saydılar.
Köpeği dinlediler,
karıncayı dinlediler,
kediyle can oldular,
kuş ile dost oldular,
toprak ile yoldaş,
ağaç ile yol arkadaşı oldular.
Çünkü hakikat büyümekte değil;
duyabilmektedir.
Dinle…
Belki de kurtuluş hâlâ orada.
Murat Bozkurt

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat Bozkurt Arşivi
SON YAZILAR