Abdurrahim Kılıç

Abdurrahim Kılıç

Dinozorların yok olma gerekçesi

Bugün bayram ve ben size dinozorlardan söz edeceğim. Dinozorların soyunun tükenmesine sebep olarak çeşitli varsayımlar öne sürülüyor. Kocaman gövdelerini besleyecek kadar geniş floralarının kalmadığı öne sürülür.  Diğer bir varsayım, insanların onları zararlı bulduğu için avladıkları ve soylarının böylece tükendiği iddiasıdır. Diğer bir varsayım yeryüzünün klimatolojisi değiştiği için buna ayak uyduramadıkları ve böylece soylarının tükendiğidir.

Bugün bayram ve ben size dinozorlardan söz edeceğim. Dinozorların soylarının tükenmesini dikkat ederseniz bilim insanları, araştırmacılar hep dış olgulara, dış mihraklara bağlamışlar. Oysa hakikat bu değil. Size söyleyeyim. Dinozorların soylarının tükenme gerekçesi dış koşullar veya dış düşmanlar değil, bizzat kendi bedenleriydi, kendi yapılarıydı. Kendi eksikliklerinin gerekçelerini hep kendi dışında arayan insan, dinozorların da soylarının tükenme gerekçelerini onların dışında bulmaya çalışmıştır. Oysa sorun dışta değil, içtedir!

Nasıl mı? Çok basit bir formülle söyleyeyim: Beden büyüdükçe beyin küçüldü! Dinozorların asıl yok olma sebebi budur, başka hiçbir şey değil. Beslenme havzaları bugünkü kaba ve vahşi kapitalist, doğa düşmanı yapıda dahi hâlâ mevcuttur. Hatırlatayım, fillerin de neredeyse onlar kadar büyük gövdeleri var. Filler kendi evrimlerini gerçekleştirerek doğaya uyum sağladılar, ama dinozorlar bunları gerçekleştiremedi.

Evet, gövde büyüdükçe beyin küçülüyor. Bu, eşyanın temel kuralıdır. Bu tespitimi istediğiniz her maddeye, her yapıya, her olguya uyarlayabilirsiniz. Mesela Osmanlı İmparatorluğu’na uyarlayın, bakalım ne düşüneceksiniz. Gövde büyüdükçe beyin küçülmedi mi, yok oluşu bu yüzden olmadı mı? Ya da dünya diktatörlerinin yaşam öykülerine bakınız, organizasyonlarının, iktidarlarının bedeni büyüdükçe beyinleri küçülmedi mi?

Bugün bayram ve ben size dinozorları anlatacağım! Beyinlerinin küçülmesi sonucu kendilerini besleyemediler. Eşyanın doğasıdır, gövde büyüdükçe beyin küçülür. Kaç gündür İsrail’in saldırılarını “devlet terörü” diye veren haber bültenlerini ve acımasız saldırıları izliyoruz, değil mi? İşte size kanıt, gövdeyi büyütmeye çalışıyorlar ve gövdeyi büyüttükçe beyin küçülüyor, acımasızlaşıyor, kontrolden çıkıyor. Öykünün diğer tarafı da aynı, şu milyarlarca kişiyle ifade edilen İslam dünyasının hali de ortada. Gövde kocaman ama beyin küçük bile değil, beyin yok, tamamen yok! Hurafeler, saçma sapan töreler, devlet tapıcılığı, para ve zevk düşkünlüğü içerisinde debelenen İslam dünyası ve korkunç ikiyüzlülüğü. Çok yazdım, yine yazıyorum, parayı ve toprağı Allah’tan çok seven Müslümanlarsınız! Kızmayın, şöyle iki saniye durup halinizi düşünün! Para, kadro, zevk ve rahatlık için yaptıklarınızı düşünün. İnancınıza uygun düşüyorsa sıkıntı yok!  Kolay gelsin, helali hoş olsun! İçiniz rahat değilse…

Aslında görüntüler bize çok uzak durmuyor, bu tür görüntüleri alkışlayan Yahudilerin zafer çığlıklarını da bir yerlerden tanıyoruz! Ama neylersin şair İsmet Özel’in dizelerinde anlattığı gibi “İnsan, hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır!” Gövdeyi büyütme güdüsü içsel bir güdü. Gövde büyüdükçe her canlı kendini daha kudretli hissediyor, buna insan da dahil. Oysa gövde büyüdükçe beyin küçülüyor, yaşam daralıyor, renkler kayboluyor, türler yok oluyor. Gövdenin büyümesiyle iki yüzlülük, bencillik de büyüyor, acımasızlık da büyüyor, vahşet de büyüyor.

Bugün bayram ve ben size dinozorların soyunun tükenme gerekçesini anlatıyorum. Biliyorum, pek eğlenceli bir yazı olmadı. Ama lütfen azıcık düşünün. Neden gövdelerimizi bu kadar büyütmek zorunda hissediyoruz kendimizi. Ülkelerimizin büyüklüğü, topraklarımızın genişliği, banka hesaplarımızın dolgunluğu… Hepsi birer gövde değil mi? Dinozorları gövdelerinin büyüklüğü mahvetmedi, aslında gövde büyürken beynin küçülmesi mahvetti. İşte size sihirli formülü sunuyorum. Beyinlerinizi büyütün, gövdelerinizi değil.

Umarım şu Covid belasının olmadığı ve evde geçirmediğimiz bayramlara ulaşırız. Sağlıklı ve huzurlu bir bayram diliyorum!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar