Şevval Akengin

Şevval Akengin

Diyabet ve beslenme tedavisi

Pankreastan salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya insülinin etkisine dokularda direnç olması sonucu kandaki şeker miktarının yük¬selmesi ile ortaya çıkan ömür boyu devam eden bir hastalıktır. Besinler, vücudun başlıca yakıtı olan şekere dönüşmek üzere parçalanırlar. Daha sonra bu şeker kana geçer ve kandaki şeker düzeyi yükselmeye başlar. Sağlıklı bireylerde kana geçen şeker pankreastan salgılanan insülin hor¬monu yardımıyla hücrelere taşınır ve bu taşıma işleminin ardından kandaki şeker miktarı normal seviyeye iner.Ancak Diyabetli bireylerde insülin eksik veya etkisiz olduğu için şeker hücre içine giremez ve kanda miktarı yükselir bu duruma hiperglisemi denir.

 Diyabet çeşitleri

Tip 1 Diyabet: Genellikle çocuk – adölesan grubunda ortaya çıkar, pankreasta beta hücrelerinin tahribi  söz konusudur. Yaşam boyunca insülin tedavisi gerekir çünkü insülin hormonu vücutta yeterince yoktur.Tip 1 diyabetli kişiler aşırı susar,aşırı idrara çıkar ve vücuttan elektrolit kaybı söz konusudur.

Tip 2 Diyabet: Erişkin yaşta, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Genellikle insülin direnci ile birlikte gelişir.  Pankreastan insülin salınımı olmasına rağmen vücut tarafından insülin kullanılamaz. Yaşam tarzı düzenlemesi ve diyabet oluşumunu önleyen ilaçlar ile tedavi edilebilen ve ilk yıllarda insülin kullanımı gerektirmeyen diyabet tipidir.

Gestasyonel Diyabet: ilk kez gebelik sırasında ortaya çıkan ve doğumdan sonra düzelen diyabet tipidir. Bir sonraki doğumda tekrarlama riski yüksektir.Gebeliğin 24-28. haftaları arasında yükleme yapılır 1. ve 2.saat kan şekeri ölçülür.  Gestasyonel diyabet öyküsü olan kadınlarda Tip 2 Diyabet gelişme riski %50’lere kadar çıkmaktadır bu nedenle bu grup hastaların diyabet önleme çalışmalarına öncelikli olarak katılmaları önerilir.

Diyabet tanı kriterleri

1-Açlık kan şekerinin 126 mg/dl üzerinde olması

2-HbA1c düzeyinin %6.5 ve üzerinde olması

3-OGTT denilen yükleme yapıldıktan sonra 2.saatte ölçülen kan şekerinin 200 mg/dl üzeri olması

4-Günün herhangi bir saatinde rastgele ölçülen kan şekerinin 2*00 mg/dl üzeri olması diyabetin tanı kriterleri arasındadır.

Beslenme tedavisi

-Tedavide temel amaç;diyabetle gelişen komplikasyonları geciktirmek veya önlemek,kan basıncı,lipid ve gliseminin hedeflenen aralıklarda olmasını sağlamaktır.

-Beslenme planı hazırlanırken en önemli nokta aksi bir durum yoksa diyabetli kişinin vücut ağırlığını korumaya yönelik olmalıdır.

-En az 5 öğün olacak şekilde beslenmelidir.

-Protein, karbonhidrat ve yağlar gereksinmeleri karşılayacak düzeylerde diyette yer almalıdır.

-Beslenme planı yeterli ve dengeli olacak şekilde hazırlandığında kan şekeri normal seviyelerde kalır.

-İdeal öğün aralığı ve miktarı bireysel kan glikoz takibine göre düzenlenmelidir.

-İnsülin ve/veya ilaç zamanlarına ve dozlarına dikkat edilmelidir.

-Karbonhidratlar en önemli enerji kaynağıdır ve günlük diyetle mutlaka alınmalıdır.Diyabetli bireye karbonhidrat kaynağı olarak önerilen besinler; tam tahıllar, ekmek, kuru baklagil, sebzeler, meyveler, süt ve süt ürün¬leridir.

-Diyetteki posa miktarını arttırmak için; beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tercih edilmeli,Pirinç yerine bulgur tercih edilmeli,Meyve suyu yerine meyve yenilmeli, kabuklu yenebilen meyveler iyi¬ce yıkandıktan sonra kabukları soyulmadan yenmeli,her öğüne mutlaka salata eklenmeli ve kurubaklagiller haftada en az 2-3 gün tüketilmelidir.

-Meyveler ara öğünlerde tek tüketilmemeli yanında yoğurt,ayran gibi protein kaynağı ya da ceviz,badem gibi yağlı tohumlarla birlikte tüketilmelidir.

-Kırmızı et yerine, tavuk, balık, hindi eti tercih edilmeli,Haftada 1-2 porsiyon balık tüketilmelidir.

-Etli yemeklere ayrıca yağ eklenmemeli, Yemeklerde katı yağ yerine sıvı yağ ( zeytinyağı ya da ayçiçek yağı) kullanılmalı ve mümkün olduğunca yağ miktarı azaltılmalıdır.

- Haftada 2 kez yumurta tüketilmelidir.

-Sakatatlar( karaciğer, beyin, böbrek vb.), doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksek olduğu için tüketilmemelidir.

-Sosis, salam, pastırma, sucuk gibi et ürünleri tü¬ketilmemelidir.

-Kuyruk yağı, iç yağı, tereyağı ve katı yağlar kulla¬nılmamalıdır.

-Yemekler pişirilirken kızartma ve kavurma yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

-Tuzu kısıtlamayı ve az tuzlu yemeği mutlaka öğren¬melisiniz.

-Su tüketimi ihmal edilmemelidir.

-Her gün önerilen miktarda fiziksel aktivite yapılmalıdır.

Diyetisyen Şevval Akengin 

Önceki ve Sonraki Yazılar