Müslüm Üzülmez

Müslüm Üzülmez

Hüsnü Güzel hocamızı kaybettik

Hüsnü Güzel hocamızı kaybettik

hep anlattığın gibi, hayat işte böyle

hazan yaprağı gibi dökülmeye başladık

 

11 Kasım 2014 günü güzel bir insanı, Hüsnü Güzel hocamızı kaybettik (1944-2014).Vefatını Ergani’den kardeşim Şahin haber verdi. Beklemediğim bu haber karşısında çok üzülmenin ötesinde, derin bir sarsıntı geçirdim diyebilirim. Çünkü o, bizim kuşak devrimcilerinin sevgili “Hüsnü Abi”si; moral ve neşe kaynağıydı.

 

Kendisini 1978’de Ergani’de Dicle Öğretmen Okulu’nda öğretmenlik yaparken tanımıştım. Bizleri kardeşim Ali Haydar tanıştırmıştı. Hatırladığım kadarıyla o dönem Mahmut Aktop müdür, Ali Haydar müdür başyardımcısı, Hüsnü Güzel ise eğitim şefiydi. Bu tanışmamız sarsılmaz dostluğumuzun temelini oluşturdu. Sonrasında birlikte mücadele ettik, birlikte güldük, birlikte üzüldük, birlikte zulüm gördük, birlikte acılar çektik ve yeri geldiğinde de birlikte eğlendik.

 

İyi bir beden eğitimi öğretmeniydi o. Değişik il ve ilçelerde görev yaptı. Her görev yaptığı yerde sayısız öğrenciye emek verdi, sporu sevdirdi ve devrimci duruşun örneğini oluşturdu. Öğretmenlerin mesleki örgütü TÖB-DER içerisinde üzerine düşeni yapmaya çalıştı. Ergani’de görev yaptığı yıllarda öğretmen hareketi içerisinde “Birlik Dayanışma” grubunda mücadelesini sürdürdü.

 

23-25 Aralık 1978’de “Maraş Olayları” nedeniyle sıkıyönetim ilan edildiğinde yapılan ilk operasyonlardan biri Diyarbakır’da Dicle Öğretmen Okulu’na yonelikti. Aralarinda Ali Haydar Üzülmez ve Hüsnü Güzel’in de bulundugu okul öğretmenlerinden bir grup gözaltına alındı. O dönem henüz gözaltı binası tutuklamalar için hazır bile değildi, bu gözaltına alınma Diyarbakır’daki gözaltiların ilkiydi. Ali Haydar ve Hüsnü Güzel gözaltı binasının yatakhane ve yemekhanesini kendileri düzenlemişlerdi. Daha sonra peyderpey Diyarbakır, Mardin ve Urfa’dan gözaltına alınanlar getirilmişti. Urfa’dan Halil Kırva, Diyarbakır’dan Avukat Erdinç Uzunoğlu, Mardin’den Cemil İnci ve Hanifi Karadeniz bu dönemde gözaltına alınanlardandır. Bu operasyondan gözaltına alınanlar sonra serbest bırakıldı, ama daha sonra daha kötüsü oldu. Eylül 1982’de Diyarbakır ve çevresinde düzenlenen “TKP Operasyonu” sonucu Hüsnü Güzel, birçok arkadaşı gibi Türkiye Komünist Partisi’ne üye olmaktan gözaltına alındı ve tutuklanıp zulmüyle dillere destan Diyarbakır 5 Nolu Cezaevine gönderildi. Cezaevinde ayakta kalmasını bildi, onurunu korudu, ruhunu teslim etmedi. Kaldığı koğuşlarda koğuş arkadaşlarının sevgisini kazandı, tutuklu ve hükümlülere hep moral vererek “Hüsnü Abi'liğini sürdürdü, arkadaşlarının yüzünü kara çıkarmadı.

 

O dönem ben ve hocam Diyarbakır 5 Nolu’da aynı koğuşta hiç bulunmadık. Birbirimizi ancak mahkemeye götürülüp getirilirken ve duruşmalarda görebiliyorduk. Fırsatını bulunca duruşmalarda yan yana oturuyorduk. Konuşmadan, sadece bakışarak, beden diliyle hal hatır sorar, ne yapmamız gerektiği konusunda bir şeyler anlatmaya çalışırdık. 8 Haziran 1984 günü yapılan duruşmada ben ve Hüsnü hocamın da içinde olduğu birçok arkadaş için tahliye kararı verilmiş ve 14 Haziran 1984 günü cezaevinden birlikte tahliye olmuştuk: Ailelerimizin tutmuş olduğu bir taksiyle Hüsnü Güzel, Kemal Subaşı, Mehmet (Muhammet) Salık ve ben hep beraber Ergani’ye gitmiştik.

 

düşlerim geçmişe,

düşüncelerim geleceğe

dönük olmasına dönük, ama

yine de her içişte yıllanmış şarabın içinde saklı

ciğeri yakan kor ate

 yakıyor ciğerimi.

 

12 Eylül dönemi zor yıllardı. Yaşam cehenneme dönmüştü. Çevremizde rüyalarımızı bile anlatacak kimse kalmamıştı. Hüsnü abi, cezaevinden çıktıktan sonra onurlu bir şekilde ayakta kalmasını bildi, birçok zorluğa göğüs gererek sosyal ve maddi yaşamını yeniden üretti. Yaşama dört elle sarıldı, fedakâr ve vefakâr oldu, dostlarından dayanışmayı esirgemedi. Çevresine hep pozitif enerji vermeye çalıştı ve iyi bir örnek oldu. Kurduğu ve geliştirdiği ilişkiler sonucu birçok insana yardımcı oldu. Hiç ayrımcı olmadı. TKP, Rizgari, AlaRizgari, Özgürlük Yolu gibi devrimci sol görüşten olanları dostu bildi, bu çevrelerden olanlarda onu “abi” bildi, dost bildi.

 

 

Hüsnü Güzel, hoş sohbet bir arkadaşımız, yoldaşımızdı. O, neşe kaynağıydı; sohbetin konusuna göre mutlaka anlatacak güzel bir fıkrası olurdu. Düğün ve gecelerde oyunlarda çok güzel halay başı çeker ve oynadığı zaman gowendin hakkını verirdi. Yemeyi ve içmeyi de çok severdi, ama yedirmesini ve içirmesini daha çok severdi; dostlarına ziyafet çekmekten zevk alırdı. Sigara içmezdi, ama içki masasındayken sigarasını güzelce tüttürürdü. Bonkör ve eli açıktı. Kürtlerin tüm has özelliklerini üzerinde taşırdı. Sesi de çok güzeldi. Dostlarıyla birlikte olduğunda, hele biraz da kafayı bulduğunda harika Kürtçe ve Türkçe türküler söyler, Ahmet Arif’ten, Nazım Hikmet’ten, Cegerxwîn’den güzel şiirler okurdu. Türkü söylediği ve şiir okuduğu zamanlar o türkü ve o şiirle bütünleşir, ağzından çıkan her sözcük ya sevgiliye sunulan bir gül dalı ya da mavzerden çıkmış bir mermi olurdu.

 

 

Hüsnü hocayla en son 8 Şubat 2011 de Diyarbakır’da buluşmuştuk. Sevgili hocam ve Cumali Eşsizoğlu ve ben, üçümüz birlikte güzel bir gece geçirmiştik. Eylül 2012’de Diyarbakır’a gittiğimde ise Avukat Erdinç Uzunoğlu, Hüsnü hoca ve ben, üçümüz birlikte bir gece kafayı çekmek, eski günleri yâd etmek ve Hüsnü hocamızdan Kürtçe, Türkçe şiir, türkü ve fıkralar dinlemek için sözleştik, ama ben rahatsızlandığım için bu buluşma gerçekleşemedi. İstanbul’a dönmek zorunda kaldım. O birlikte olamayışımıza şimdi yanıp durmaktayım.

 

21 Ocak 2014’te Avukat Erdinç Uzunoğlu’nu ve şimdi de hocamı kaybettik. Olmadı sevgili hocam. Sen ki beden eğitimi öğretmeniydin, sağlıklı yaşam için her sabah kilometrelerce koşar ve spor yapardın. Sağlam bir kafaya, sağlam bir bedene sahiptin. Kahkahaların hiç eksik olmazdı, hayat doluydun. Siverek’te, bel fıtığı için yattığın ameliyat masasından kalkmaman, ansızın bizleri bırakıp gitmen hiç şık olmadı. Şimdi halay başını kim çekecek, dostlar nasıl bir araya gelecek, kim şiir okuyacak, kim türkü söyleyecek, kim ağız dolusu gülecek! Bu ayrılık buruk bir ayrılık oldu. Elimizden bir şey gelmiyor, çaresiziz ölüm karşısında. Git. Yolun açık, mekânın cennet olsun. Seni unutmayacağız sevgili arkadaşım! Dostum. Kadim yoldaşim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Müslüm Üzülmez Arşivi
SON YAZILAR