Murat Bozkurt

Murat Bozkurt

KİMLER KİMLER, KİM VURDUYA GİTTİ

KİMLER KİMLER, KİM VURDUYA GİTTİ

Bir savaşın ortasındaydık.

İki büyük ordu…

Birinde yüz bin, diğerinde doksan yedi bin kişi.

Karşı karşıya…

Kanın içinde, korkunun eşiğinde.

Alkanlar içinde buz kesmiş yürekler asi ve isyan,

gözlerinde çay içiyor zaman…

Gözlerinde intikam yemini,

bedenlerinde safları sıklaştırma telaşı.

Düşman bu, çok olur…

Düşman dediğin çok, dost dediğin az olur;

hani kıvrım kıvrımdın Sakarya?

En çok da yabancı olduğun, bilmediğin sözcüklerden vurulursun denilse de yalan!

En çok tanıdık cümleler yakar seni.

Ve her yaran, birinci derece yanık olur.

Ben sana vuruldum,

sen bana vuruldun.

Bir savaşın ortasında…

Biz şanslıydık.

Peki, kim vurduya gidenler ne olacak?

Kollar kopacaktı birazdan,

bacaklar düşecekti toprağa.

Belki dört gözden

yalnızca biri kalacaktı geriye…

Dört parçada bir olup

kavuşacaktık birbirimize.

Ama garip bir teselli,

bir yudum mutluluk vardı içimizde:

Düşmanımız belliydi.

Sen kime ateş ettiğini biliyordun,

ben kimi öldürdüğümü…

Bize gülümseyenler de belliydi,

sırrımızdan vuranlar da.

Sırtımızdan okşayanlar yabaniydi Serengeti’de,

bizi sevenler de bir eksikti papatya yaprağından.

Ve bilmem kaçıncı tekil küfrün düşleri,dişleri

çürümüş yaprağında asılıydı.

Her paragraf, bir ihanetin koynunda saklanıyordu.

Hani Çanakkale’de harf harf büyüyen bir destan vardı?

Ne oldu, yalan mı oldu şimdi

Mem ile Zin’in aşkı?

Peki ya şimdi?

“Akşam” diyordun ya —akşam mı oldu,şimdi?

“Haydi Abbas, vakit tamam” deyip gidelim mi,

yoksa hâlâ içimizde eksiğiz de

o eksiği aramanın derdinde sende mi kalalım?

İkimiz, birbirimize derman zehirken…

Şimdi kim vuruyor bizi içimizden?

Kim kesiyor kollarımızı sessizce,

kollarımız kaç parça?

Kim alıyor gözlerimizi karanlığa?

Hani biz, ahtapot misaliydik aşkta?

Kollarımız kesildikçe ne oldu

o ağız dolusu sarılmalarımıza,

o ahtapot sevişmelerimize?

Bu savaşta

düşmanımız yok gibi,

ya da herkes düşman…

Sen herkes gibi,

herkes ölü gibi;

ama ölü, ölü gibi değil ki…

Ve en acısı:

Gidenler kimdi?

Biz miydik,

yoksa içimizde kalan son insan mı?İsyan!

Bir aşkın,

yahut devletin aşkında,

nötr dama’nın kamburu olanlar kim ki?Şah-mat Victor…

Ya da devlerin destanında

kanat çırpmak isteyenlere ne olacak

bu akşam telaşında?

Peki, bir labirentte

küçük bir peynir kırıntısı aramanın telaşında olan sen,

ne yapacaksın bu gece yarısı çıplak yalnızlığın ortasında?

Peki, kim vurduya gidenler ne olacak?

Kimler…

kimler

kim vurduya gitti…

Ve daha kimler kim vurduya gidecek…

Kimler kimleri kim vurduya gönderdi aşkım? Oysa düşman da belliydi seven de… Düşman belliydi ama kurşun her yerden geldi.Deldi ve geçti her bakışın…Bu ağır iflah olmaz yaralar senden kalma?

Abdala malum oldu her gamzenin kenarında akan nehrin gülüşleri…Aptal olansa tek sendin…

Bir gram aklın varsa şimdi,

vakit tamam.Haydi şiirini al da gel;

sen bana ziyan,

ben de sana isyan…

Murat Bozkurt

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Murat Bozkurt Arşivi
SON YAZILAR