Uzaktan Eğitim Bilim Dışı Bir Tiyatrodur

Kovid-19 bütün dünyayı esir almış bir salgın hastalıktır. Bununla beraber hayatın olağan akışı içerisinde yaşamaya devam etmeliyiz. İhtiyaçlarımızı asgari düzeyde gidermeliyiz.
Eğitim-Öğretim bu ihtiyaç hiyerarşinin en önemli basamağını oluşturuyor.
Tabi son bir yıldır lügatımıza uzaktan eğitim diye bir kavram yerleştirildi. Açık söyleyeyim uzaktan eğitimle hiç kimseyi eğitemezsiniz.
Uzaktan eğitimi bir cümleyle anlatmak istiyorum; Öğrenci, veli zoruyla ekranın karşısına hapsedilmiş, öğretmen ise dersi duvara anlatır gibi anlatan trajik komik bir tiyatroyu andırıyor.
Daha önceki yazılarımda Kovid-19 ve aşı konularına değinmiştim.
Nitekim zaman bilimi haklı çıkardı. Evet, bu salgının da aşıları peş peşe piyasalara sürüldü. Fakat görünen o ki bu hastalık bir süre daha gündemi meşgul edecek.
Bilim insanları toplumun en az %85 aşılanmadan bir salgının kolay kolay bitmesi söz konusu değil diyor.
İnsanların bir kısmı ihmalden dolayı aşı yapmazken bir kısmı da güvenemediğinden aşı olmuyor.
Birkaç yıl daha bu pandemi hayatımızda olacağı belli.
Gelelim asıl meselemize yani Eğitim Öğretim kısmına...
Türkiye, dünyada kovid-19 salgınından sonra okulları en uzun süre kapatan ülkelerin başında geliyor. Daha öncede bir yazımda belirtmiştim. Artık okulları kapatma lüksümüz yok.
Eğitimi önemseyen ve anlayan herkes bilir ki; Eğitimde bir hafta, bir gün, hatta bir saat bile çok önemlidir. İhmal etmemek ve aksatmamak gerekir.
Neredeyse hepimizin ilkokul 1. Sınıfa başlarken unutulmayan anıları vardır. Hayatımızın dönüm noktalarından biri olan bu dönemi; kimimiz bir tebessümle, kimimiz hayıflanarak,  kimimiz de üzgün hatırlarız.
2020 yılın da 7 yaşından gün almış bir çocuk 1. Sınıfa geçmesine rağmen okul görmedi ve 2021 yılında okuma ve yazma bilmiyor.  Ne yazık ki milyonlarca çocuğu Eğitim ve Öğretiminden yani en temel haklarından mahrum ettik. Tam olarak kayıp bir nesil meydana geldi.
Binlerce öğrencimiz okulu unuttu veya okulla hiç tanışmadı. Bir kısmı online ders ile beraber bilgisayar ekranına hapsedildi. Motor davranışları henüz gelişmemiş minik çocukları ekran karşısında tutabilmek oldukça zor. Elleri öpülesi annelerin ve fedakâr öğretmenlerinin çabalarına rağmen çok yetersiz kaldı.
10 yıl sonra bu çocuklar erişkinliğe geldiklerinde, yetkililerden şikâyetçi olacaklarını düşünenlerdenim.
Kovid-19 var diye itiraz edenler olabilir.
Maalesef böyle düşünenlere katılmayacağım. Eğitim ve sağlık arasında bir seçim yapamazsınız. Önlem alıp gereğini yapmak zorundasınız. Öyle ki bu miniklerin hastalığı yaydığı veya taşıyıcı oldukları ile ilgili hiçbir bilimsel veri yok. Dünya Sağlık Örgütü bile bu konuda ilkokul çağında ki öğrencilerin hastalığı yaydığı ile alakalı ellerinde bir veri olmadığını söylüyorlar.
Kaldı ki bu virüs Avrupa ülkelerini daha çok etkiledi. Pandeminin tavan yaptığı zaman diliminde dâhil her yeri kapattılar, sadece okulları açık tuttular. Şunu da kabul edelim bilim olarak bizden çok öndeler. Bu perspektiften bakacak olursanız bilime güvenmeliyiz, çünkü bilim kendini güncelliyor ve yeniliyor gerçeği sentezliyor. Unutmayalım ki gerçekler; bizlerin algısından, kabulünden bağımsızdır.
Bütün koruyucu önlemleri alıp okulları açmak ümidiyle…
Bilimle ve esenlikle kalın

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum