Selim Kaplan

Selim Kaplan

Aynaya bir de kendimiz için bakalım

Aynaya bir de kendimiz için bakalım

Medya ve iletişim araçlarının yoğunlukla kullanıldığı günümüzde, yaşam şartları nasıl olursa olsun, her insanın, kendisinin dışındaki dünyaya açık ve kapalı yönleri ile kendisi hakkında bilinen ve bilinmeyen yönleri vardır.

Bu yönleri ile bir bilmece olan insanı, önce kendimizi ve sonra da diğer insanları öğrenip anlayabilmek, yaşamsal bir ihtiyaçtır.

Yunus Emre’nin “…/Beni bende demem, bende değilim/Bir ben vardır bende, benden içeri/…” şiirinde de değindiği üzere, her insanın bir görünen, bir de göremediğimiz kendisi vardır.

Bilinenleri ve bilinmeyenleri ile her insan üç odası ve bir salonu olan (3+1) eve benzer.

Her evin bir kapısı vardır ve o kişi anneniz, babanız, eşiniz ya da evladınız dahi olsa, kapısını açmadan, evine girmeniz mümkün değildir. Bazı anne, babalar çocukları ile ilgili tam yetkili olup, onların evine serbestçe girip, çıktıklarını sansalar da bu mümkün değildir.

Kendinizi test etmek için, hafızanızda şunu sorgulamanız yeterli olacaktır. Çocuğunuzun hangi yaşta, eşinizle tartıştığınız hangi olaydan, ilk olarak nasıl etkilendiğini ve bunun geleceğine nasıl yansıyacağını biliyor musunuz?

Her evin kapısı açıldıktan sonra bir kabul kısmı vardır ve bu da insanın kendisi dışındaki insanları kabullendiği yerdir. Bu yere kabul edilmek, iletişim kurmanın ilk adımıdır. İletişim kurmak istediğiniz kişi, ilk cümlenizden sonra kapıyı yüzünüze kapatmışsa, kabul kısmına girememişsiniz demektir.

Evin salonu, holden sonraki kabul yeri olup, kişinin kendisinin ve misafirlerinin kullandığı, herkese açık alandır. Kişinin kendisi hakkında bildiği özellikleri ile kendisi dışındaki insanların onun hakkında bildikleri özelliklerinin yer aldığı alandır. Burası ne kadar büyükse, kişi o kadar dışa açık ve anlaşılabilirdir. İçten hesaplı olmayıp, harbidir. Arkadaş ve dost canlısıdır. Her zaman güvenilirdir.

Misafir yatak odası, kişinin kendisinin bilmediği ve fakat kendisi dışındaki insanların onun hakkında bildiği hususları içerir. Bu odanın boyutları, kişinin kendisini ne kadar tanıdığının da göstergesidir. Oda ne kadar küçükse, kişi kendisini o kadar iyi tanıyor demektir. Oda ne kadar büyükse, kişi kendisini o kadar az tanıyor demektir. Kendisini az tanıyan insanlar, kendilerini olduklarından daha büyük veya daha küçük görürler. Bundan dolayı yaşama dair iş, eş ve arkadaş seçimlerinde hata yapar ve hatta giriştikleri işlerde de başarısız, tercihlerinde mutsuz olurlar.

Kişinin yatak(Özel) odası, kendisinin özelleri ve gizlilerinin olduğu alandır. Her insanın diğer insanlarla paylaşmadığı özelleri vardır. Bu oda küçükse kişinin gizlileri az, büyükse gizlileri çoktur.

Bu odası büyük olanlar, içe kapanık, içten hesaplı veya çok dertlidirler. Allah yardımcıları olsun derim.

Bilinçaltı olarak değerlendirdiğim üçüncü oda da ise, kişi hakkında, kendisinin etkileşimleri ve kendisi dışındaki akrabalarının özellikleri yer alır. Anne ve babadan gelen genetik özellikler, ana rahminde ve hatırlanmayan çocukluk dönemindeki duyguların depolandığı odadır.

Buradaki hususlar bilinmiyor olsa da yaşamın sonraki dönemlerinde açığa çıkar ve davranışlarımızı etkilerler. Davranışlarımızda; çocukluk dönemimizde yaşadıklarımız ile anne veya babamızın, amca veya dayımızın, dedemiz veya ninemizin özellikleri ile etkilerinin görülmesi bundandır. Evliliğin ilk yıllarında, eşinize, babanızın annenize veya annenizin babanıza davrandığı gibi davranmanızda, bilinçaltınızdakilerin etkisi vardır.

Her evin banyo ve tuvaleti vardır ki, insanların keşkelerinin, kaygılarının ve kurtulmak istedikleri günahlarının olduğu alandır. Buranın boyutları insanların, pişmanlıklarının, yanlışlarının ve yanlış tercihlerinin miktarını gösterir. Benzeri olduğunuz evinizde, büyük bir banyo ve tuvaletiniz var ise kendinize acımanız gayet doğaldır.

Evin mutfağı, umutların pişirildiği alandır. Buranın büyüklüğü yaşamdan beklentilerinizin çokluğunu gösterir. Eğer beklentileriniz sağlam söylem ve iddialarla destekleniyorsa, daima mutlu olacaksınız demektir. Ev hanımlarının, bir evde ilk beklentilerinin, mutfağının büyük olmasını tercih etmeleri boşa değildir.

Bilinçaltı odasının boyutlarını değiştirmek sizin tasarrufunuzda değildir.

Ama mutlu ve başarılı, sevilen ve bilinen bir kişilik için; evinizin salonu ve mutfağının olabildiğince büyük, yatak odanız ve misafir yatak odası ile tuvalet/banyonun olabildiğince küçük olmasında fayda vardır.

Eğer kendinizi mutsuz, başarısız ve dert yüklü olarak görüyorsanız, değindiğimiz hususlar çerçevesinde, sahip olduğunuz şahsınıza ait özel evinizi gözden geçirmenizde fayda vardır.

Nasıl bir hayat yaşayacağınız veya nasıl bir evin benzeri olacağınız, sizin tasarrufunuzdur.

Bir daha yaşama şansınızın olmadığı bu hayatta, mutlu olmak için; şahsi gerçeklerinizi kabullenip, keşkelerinizden ve geleceğe ilişkin kaygılardan kurtulmak ilk adımınız, bugünden itibaren yaşayacağınız her güne, kendinizi severek başlamanız ikinci adımınız olsun.

“……

Doğum günümüz olsun/Sonraki yaşantımızın bu ilk günü/Aynaya bir de kendimiz için bakalım/Mutsuzluk isteyenlerin, mutluluk bizim/Yeryüzü Cennetimiz olsun.”

Yaşadığınız tüm olumsuzluklara rağmen, 3+1’li evinizde, kendiniz için, yaşama yeni bir başlangıç yapmaya var mısınız?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Selim Kaplan Arşivi
SON YAZILAR