Muhammed Esen

Muhammed Esen

Beklemenin zarif sanatı

Beklemenin zarif sanatı

Son zamanlarda fark ettiniz mi; artık "beklemeyi" bilmiyoruz. Bir asansörün gelmesini beklerken, bilgisayarın açılmasını gözlerken ya da fırındaki yemeğin pişmesini kollarken sanki zamanın ruhu canımızı yakıyor. Modern dünya bize "hız"ı bir erdem olarak pazarlarken, aslında elimizden en büyük lüksümüzü, yani "anlamın demlenme süresini" çaldı.

Eskiden beklemek, hayatın doğal bir ritmiydi. Postacının getireceği bir mektup haftalar sürerdi ama o mektup geldiğinde her satırı defalarca okunur, kağıdın kokusu içe çekilirdi. Şimdi bir mesajın iletilmesi milisaniyeler alıyor ancak o mesajın içindeki duygu aynı hızla tüketilip çöpe atılıyor. Hızlandıkça sığlaştık, sığlaştıkça sabırsızlaştık.

Peki, nedir bu beklememek uğruna kaybettiklerimiz?

Her şeyden önce, gözlem yapma yeteneğimizi kaybettik. Bir durakta otobüs bekleyen insan, eskiden etrafındaki ağaçları, gökyüzünün rengini veya yanındaki insanın yüzündeki çizgileri fark ederdi. Şimdilerde ise başlar hep eğik; ekranın o mavi ışığında, hiçbir yere varmayan bir akışın içinde kayboluyoruz. Oysa hayat, o bekleme aralıklarında gizlidir. Asıl düşünceler, zihin "boş" kaldığında filizlenir.

Beklemek, aslında bir saygı biçimidir. Bir çiçeğin açmasını beklemek doğaya, bir hamurun kabarmasını beklemek emeğe, bir dostun gelmesini beklemek ise insana verilen değerin sessiz bir kanıtıdır. Her şeyi "hemen" istediğimizde, aslında sürecin kutsallığını bozuyoruz. Tadına varılmadan yutulan bir yemek gibi, üzerinden geçilen günler de bizde bir tortu bırakmıyor.

Belki de yeniden öğrenmemiz gereken en zor zanaat budur: Durmak.

Bir sonraki sefer telefonunuzun şarj olmasını beklerken ya da bir kuyrukta sıra size gelene kadar o huzursuz sabırsızlığa teslim olmayın. Derin bir nefes alın ve o "boş" zamanın tadını çıkarın. Çünkü hayat, sadece vardığımız hedeflerden değil; o hedeflere giderken durup soluklandığımız, pencereden dışarı baktığımız ve sadece "beklediğimiz" o kısa anlardan ibarettir.

Unutmayın; en güzel hikayeler, sonunu hemen öğrenmek için sayfalara hızlıca göz gezdirenlerin değil, her kelimenin tadına bakarak beklemeyi bilenlerin zihninde yer eder.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammed Esen Arşivi
SON YAZILAR