Zeynel Hebun Güler

Zeynel Hebun Güler

Bir Derdim Var!

Bir Derdim Var!

“Hangi pencereden baktığımızı anlamak için bir soru: Kendini kurtarmak deyince aklımıza ilk olarak maneviyat mı geliyor yoksa maddiyat mı?”

-İbrahim Tenekeci

Hayat, yeryüzünde olan biten her şeyi anlamak için çok kısa. Fakat yine de bu amaçla yaşamaya devam ediyoruz. İnsanız, hedefe varmaktan değil yolda olmaktan keyif alıyoruz. Bir amaç uğruna yoldayken, yapacaklarımız konusunda binlerce ihtimale sahibiz. Bu da bize içten içe bir zevk veriyor. Yolun sonuna gelince ise binlerce ihtimalden birini gerçekleştirmiş oluyoruz. Biraz kaba bir tabirle “foyamız ortaya çıkıyor”.

Bunları neden anlattım? Gelin biraz daha derine inelim. Söz konusu insan ise derine inmek her zaman iyidir.

Herkesin bir projesi, planı, hayali ve yapacakları var. Yoldan çevireceğimiz herhangi bir kişinin bile zihninde bir tasarı vardır. Peki buna rağmen etkili olan fikir, proje, girişim sayısı neden bu kadar az? Çünkü sadece plan kurmak, fikir üretmek yetmiyor; dert edinmemiz gerek!

Her şeyin hızla yaşandığı ve tüketildiği bu çağda bir şeyi dert edinmek bile lüks. Çünkü dikkatimiz her geçen gün daha hızlı dağılıyor, öyle bir dağılıyor ki derdimizi unutturuyor! Dert edinmekten kastımız bir iş için gerekirse tasalanmak, sonuçlarını önemsemek ve onun için elinden geleni yapmaya çekinmemektir. Tasa ve tasarı, ne kadar yakın değil mi?

Cehaletin ve sahte bilgeliğin getirdiği mutlulukla yaşayan insanların bu denli arttığı bir yüzyılda kederli insanlara olan saygımız ister istemez artıyor. En ilgi çekici hayat hikayeleri genellikle kederli insanlardan çıkıyor. Tarih de büyük oranda bir derdi olanları yazıyor, mutlu mesut göçüp gidenleri değil. İnançlar, ideolojiler, akımlar; hepsi bir dert edinmemizi öğütlüyor. Çünkü yaşamak heyecanını yitirmememiz sadece bununla mümkün. Bizi diğer canlı türlerinden ayıran en büyük fark bu: bile isteye konfor alanından çıkmak ve bir amaç uğruna mücadele etmek. Bunun farkında değilsek “insan” olmamızın hiçbir anlamı kalmamış demektir.

Ne kadar işe yaradığımızı ve önce kendimizin daha sonra da başka insanların hayatına dokunup dokunmadığımızı sorgulamamız gerek. Önce kendinin değil de başka insanların hayatına dokunmayı düşünenler de var, o insanlarla yaşamak ve o insanlardan olmak hayatın anlamına olabildiğince yaklaşmak demektir bana kalırsa.

O zaman günün tavsiyesi: Bir dert edinelim!

Dert edindik diyelim, peki ya dert ortakları bulmak?Uzun bir konu… Bunu müstakil bir yazı konusuyapalım.

Usta Yazar Rasim Özdenören “Yazmak, bir derdinin olması demektir.” demiş. Yazmak, büyük bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Hatta yazdıklarımızla belki de var olan derdimizin yansımalarını gün yüzüne çıkarmış oluyoruz. Belki de aksine üzerine bir örtü çekiyoruz.

Peki benim derdim ne sizce?

Çok fazla “dert”ten konuştuk sevgili okur. Bu soruyu es geçelim.

Zeynel Hebun Güler

Önceki ve Sonraki Yazılar
Zeynel Hebun Güler Arşivi
SON YAZILAR