Bir Öğrenci, Bir Mektup, Değişen Bir Hayat: DAVUT ÖKÜTÇÜ
1946 yılında Diyarbakır’ın Ali Paşa Mahallesi’nde dünyaya geldi.
Siyah bazalt taşlı, kalın duvarlı bir evde büyüdü.
Henüz altı yaşındayken babasını kaybetti.
Ailenin imkânları sınırlıydı.
İlkokulu bitirdiğinde ortaokula devam etmek bile kolay görünmüyordu.
Ama bazen bir çocuğun hayatını, ona inanan bir öğretmen değiştirir.
Son sınıfta “Verem Haftası” için düzenlenen kompozisyon yarışmasında Türkiye üçüncüsü oldu.
Başöğretmeni Nuri Araz, onun başarısını ve ailesinin durumunu biliyordu.
Bir gün kararını verdi:
“Seni Darüşşafaka’ya göndereceğim.”
Mektuplar yazdı.
Başvurular yaptı.
Pulları kendi cebinden aldı.
Davut, öğretmeninin bu çabasının bütün hayatını değiştireceğini o gün bilmiyordu.
Yazılı sınavı kazandı.
Sıra İstanbul’daki sözlü sınavdaydı.
Henüz on iki yaşındaydı.
Annesiyle vedalaştı.
Üçüncü mevki bir tren biletiyle tek başına İstanbul’a doğru yola çıktı.
Kömürlü kara tren üç gün üç gece sürdü.
Yanında annesinin hazırladığı yolluklar…
Aklında yol tarifleri…
Ve önünde hiç bilmediği bir şehir vardı.
Haydarpaşa’da trenden indiğinde aslında yalnızca İstanbul’a değil, başka bir hayata adım atıyordu.
Darüşşafaka’ya kabul edildi.
1965 yılında okulun fen bölümünden birincilikle mezun oldu.
Ardından Fulbright bursuyla Robert Kolej Yüksek Okulu’nda Kimya Mühendisliği okudu.
Türk Eğitim Vakfı bursuyla Amerika’ya gitti; Syracuse Üniversitesi’nde Endüstri Mühendisliği yüksek lisansını tamamladı.
Türkiye’ye döndüğünde yolu Koç Holding’e uzandı.
Mühendislikten genel müdürlüğe, Türkiye’den New York’a uzanan 32 yıllık bir çalışma hayatı oldu.
Ama onun hikâyesini yalnızca unvanlar anlatmıyordu.
Çünkü başlangıçta hâlâ bir öğretmen vardı.
Bir çocuğa inanan…
Onun için mektup yazan…
Kendi cebinden pul alan bir öğretmen.
Belki de bu yüzden emekliliğinden sonra da eğitim ve sivil toplum çalışmalarından uzaklaşmadı.
Bir zamanlar kendisine kapı açan Darüşşafaka’ya yıllar sonra yönetici olarak hizmet etti.
Davut Ökütçü…
Ali Paşa Mahallesi’nden çıkan bir çocuk…
On iki yaşında kara trenle tek başına İstanbul’a giden bir öğrenci…
Burslarla okuyup dünyaya açılan bir mühendis ve yönetici…
Ama belki bütün hikâyesinin en anlamlı tarafı şuydu:
Bir zamanlar kendisine uzatılan eli hiç unutmaması.
Çünkü bazen bir öğretmenin yazdığı küçücük bir mektup, bir çocuğun bütün hayatını değiştirebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.