Diyarbakır kalesinden notlar

Türkiye’nin genel tablosu bir yana, ben Diyarbakır’daki birkaç hikâyeyi sizlerle paylaşarak, yönetim aymazlığını masaya sermek, tartışmak istiyorum. Aynı zamanda hikâyelerin kahramanlarını hep birlikte tanıyalım diyorum. 
Kim kırılır, kim üzülür, kim diş gıcırdatır, valla çokta umurumda değil. 
Açlık, sefalet, aymazlık, yolsuzluk, çaresizlik, bananecilik gibi kavramların iç içe geçtiği, at izinin it izine karıştığı bir sürecin ‘aktörleri’ olarak neler oluyor, bilin/bilelim, tanıyın, tanıyalım istedim. 
Ahmed Arif’in Diyarbakır kalesinden notlar şiirinde anlattığı gibi. 
Hani Adiloş bebeye anlatıyor ya;
Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar,
Aşımıza ekmeğimize 
Göz koyanlardır
Tanı bunları, 
Tanı da büyü 
Biz yıllardır tanıyoruz da herkeslerde tanısın.
Geride bıraktığımız haftanın 3 ayrı gününde yarışa girmişlerdi iftar yemeği için.
İftar üstüne iftar, adeta yarışa girmişler.
Valilik, Sur Kaymakamlığı/Belediyesi/Mehdi Eker ve vekâletleri kendilerinden menkul vekiller. 
Mutsuzluk denizinde bir tek onlar mutlu.
850 kişiye iftar veriyor Sur’un kaymakam ve Belediye Başkanı.
Çok sayıda gencin, güvenlik görevlisinin canını yitirdiği kadim tarihin orta yerinde!
Parası nereden?
Memnun olan da yok.
İftar kime/Kimlere?
*
Sokaklarda el açan insan sayısında patlama var, patlama.
Mahalle yanıyor, birileri saçını tarıyor!
*
Neyse, benden söylemesi, halk ne diyor biz ona bakalım.
Özel Güvenlik Eğitimi veren şirketlerinin şikâyetleri var. 
2020’den bu yana eğitim için başvuru yapanlara sağlık raporu için randevu verilmiyor. 
Bu kurumlar İçişleri bakanlığına bağlı, eğitimden geçirecekleri gençler kurul raporu almak zorunda. 
Diyarbakır’daki sağlık kurumları, pandemiden kalan alışkanlığı sürdürüyor, heyet raporu için randevu vermiyor, Siirt’i, Batman’ı, Elazığ’ı adres gösteriyor. 
İkametgâhı Diyarbakır’da olana çevre kentler ne diye heyet raporu versin?
Hastanelerden normalde de rapor almak zor, 2-3 ay gün veriyorlar. 
Ancak, kapıda birileri yanaşıp, durumu 2-3 güne düşürebiliyor!
Ne adına?
İnsanlık adına mı?
Sizce?
*
Her gün Yılmaz Güney caddesinden yürüyorum, Adanalıların deyimiyle asfalt ‘cıncık’ gibiydi.
Dün sabah yontuyorlardı, yeniden asfalt dökecekler. 
Kaldırımları konuşmuyorum, sürekli sök-tak yapıyorlar.
Özellikle de Kayapınar.
Kaymakam-kayyumda zamansız gitti!
*
Adiloş bebelere yazacak hikâye sayısı o kadar çok ki; Eğitim mi, sağlık mı, belediyeler mi, ihaleler mi, palmiyeler mi, asfalt mı, kaldırım mı, belediyelere ait taşınmazların satışı mı, daha neleri anlatsam?
Bebeler de tanıyarak büyüsün diye katkı sunuyorum, o kadar. 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.